Belediye Başkanları Dosyası: Kibre Ortak Olana Ne Olacak?
Türkiye’de belediyeler ve belediye başkanlığı üzerinden müthiş tartışma sürüyor. İyi ama nedir bu belediye başkanlığının büyüsü, gizemi, esrarı? Üzerine sayfalarca tezler yazılabilecek bir hadiseden, fenomen kıvamına gelmiş yüzlerce “adam”dan bahsediyoruz. Elbette bu çok derin bir tartışma konusu… Ama güncel birkaç olaya ve bambaşka bir başkanlığa ayna tutarak gelecek için tarihi notlar bırakabiliriz. Trakya Politik, “Belediye Başkanları” dosyasının kapağını aralıyor. İlk tema olarak kuşkusuz bu konuyu ele almamız gerekiyordu, doğru yerden başlıyoruz: “Kibir”
HER TARAFIMIZ BAŞKAN KAYNIYOR
Türkiye’de başkanlık müessesesi güldürücü bir makam. Bir o kadar da düşündürücü… Ülkemizdeki okullarda eğitim gören 19 milyon öğrencinin yaklaşık 600 bin civarında sınıf başkanı bulunuyor. Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü verileni göre Türkiye’de yaklaşık 122 bin faal dernek ve 6 bin civarında vakıf var. Bunların başkanları da yaklaşık 130 bin kişi.
Türkiye’de 140’tan fazla faal siyasi parti var. Büyük partilerin teşkilat yapıları oldukça derin: Genel başkan, 81 il başkanı, 922 ilçe başkanı, belde başkanları, kadın kolları başkanları, gençlik kolları başkanları ve on binlerce mahalle başkanı… Tüm partilerin aktif kadrolarını topladığımızda rahatlıkla 500 binin üzerinde siyasi parti kademesi başkanı ortaya çıkıyor.
Ticaret ve sanayi odaları, esnaf odaları, barolar, tabipler odaları, işçi ve memur sendikaları (şube ve işyeri baştemsilcileri dâhil) ve on binlerce yapı/tarım kooperatifi… Sadece kooperatiflerin sayısı bile 50 bini aşıyor. Burada da toplamda en az 100 bin civarında başkanlık koltuğu bulunuyor.
Amatör ve profesyonel spor kulüplerinin sayısının Türkiye genelinde 20 binin üzerinde olduğu biliniyor. E buralarda da binlerce başkan var kuşkusuz…
Resmi statüleri “yönetici” olsa da, toplum dilinde her zaman “apartman başkanı” veya “site başkanı” olarak anılan, Türkiye’deki yapı stoğunu düşündüğümüzde yüz binleri bulan devasa bir kitle daha var.
Ülke genelinde toplam 1.393 belediye başkanı görev yapıyor. Büyükşehir belediyesi gibi milyonlara hizmet eden, devasa bütçeleri yöneten ve çok ağır sorumluluklar taşıyan makamlardan, daha küçük beldelere kadar yerel yönetimin tepesindeki isimler bu grupta. Ayrıca belediye meclislerindeki komisyon başkanlarını ve ihtisas komisyonu başkanlarını da bu sayıya dâhil etmek gerekir.
Belediye başkanı olmak aslında öyle kibir sahibi olmayı gerektirecek bir şey de değil aslında… 2 milyon kişiden fazla başkan var ülkemizde… Her 40-50 kişiden biri başkan neticede… Başkan kibrini bu kadar abartmamak lazım. Ancak herkese gına getirten bu kibri de konuşmadan aşamayız.
KİBİR, ÖLÜMCÜL GÜNAHLARIN BİRİNCİSİDİR
Uçsuz bucaksız bir derya olan “Belediye Başkanları Dosyası” gerçekten bitip tükenmeyecek konularla ve örneklerle dolu. Ancak deney alanı Türkiye olunca mesele biraz daha uzuyor. Zira ülkede belediye başkanlığı o kadar sihirli bir makam ki, devletin en tepesinde yer almış insanlar, o koskoca Bakanlıklarda bulunmuş ve devasa bütçeleri yönetmiş kişilerin bile hayalini süsleyen bir makam Türkiye’de belediye başkanı olmak. Üstelik küçük bir beldede veya ülkenin en büyük metropollerinde bu yetkiyi almak da siyasi hırsın boyutunu değiştirmiyor. Siyasi hırs olunca da ortaya insanın en büyük günahlarından ve kusurlarından biri olan “kibir” ortaya çıkıyor.
Teolojideki “7 Ölümcül Günah” diye tabir edilen yedi kötü huyun en başında gelir kibir. Sözlükteki tanımı “Kendini diğer insanlardan ve yaratıcıdan üstün görme, aşırı böbürlenme” şeklindedir. Belediye başkanı olmak isteyen biri belki de sırf kibir huyunu tatmin etmek için bile belediye başkanı olmuş olabilir. Bu çok mümkün. Tarafsız yanıt vereceğini öngörerek yapay zekâya çok basit bir soru sorarak devam edelim. Az sonra okuyacağınız yanıt sizi derinden sarsabilir.
“Bir belediye başkanını kibre ne sürükler?” sorusuna Google’ın Gemini programı harfi harfine şu yanıtı veriyor:
“Bir belediye başkanını kibre sürükleyen o tehlikeli basamaklar genellikle şunlardır:
Başkanlık koltuğuna oturulduğu andan itibaren, liderin etrafında görünmez bir duvar örülmeye başlar. Eleştirilerin yerini övgüler, itirazların yerini alkışlar alır. Liderin her fikri dâhice, her projesi kusursuz bulunmaya başlandığında, başkan sadece kendi sesinin yankısını duymaya başlar. Bu yankı odası, “ben her şeyin en doğrusunu bilirim” yanılgısının tohumunu eker.
İnsanların size dertlerinin yegâne dermanıymışsınız gibi bakması, egoyu olağanüstü derecede şişiren bir zehir gibidir.”
Yapay zekânın verdiği yanıt çok manidar değil mi? Kibrin zehirli bir şey olduğu teşhisini yaptıktan sonra panzehirini de sunuyor. Şiir, sanat gibi insana özgü, insana insan olduğunu hissettiren güzelliklerden bahsediyor bizlere…
“DEH” SİYASETİ KİBRİN NİRVANASIDIR
Öte yandan, “Trakya’da en kibirli olan, tabiri caizse burnu yere düşse kibrinden eğilip almayacak belediye başkanı kimdir?” diye de sorduk yapay zekâya… İnsandan daha mütevazı çıktı robot beyin. Chat GPT’den Gemini’a, Grok’tan Copilot’a kadar hiçbir yapay zekâ modeli derin araştırma açmamıza rağmen bu soruya net yanıt vermedi.
Geçtiğimiz aylarda CHP’den istifa eden “Doğruyolcu eskisi” Hayrabolu Belediye Başkanı Tuncer Başoğlu belki sorumuzun yanıtı olur. Zira birkaç gün önce Tuncer Beyefendi’nin sosyal medyadan yaptığı paylaşım kibrin doruklarında olduğunu gözler önüne serdi.
Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Candan Yüceer’in ilçesinde bir sosyal market, bir park, bir de meydan açılışı yaptığı ve aynı zamanda iftar yemeği verdiği günün akşamında Başoğlu “HADİ KIZIM DEHH!!!” şeklinde bir paylaşım yaptı. Daha önce de çokça kez ne olduğu pek de anlaşılmayan, kaba, sorunlu veya gerçek dışı paylaşımlar yapan Başoğlu bu paylaşımıyla da epey tepki çekti.
Hayrabolu’da CHP sayesinde belediye başkanı olan bu kişinin kibri, kimlerin başkan yapılmaması gerektiğine dair nadide örneklerden biri olarak kayıtlara geçti. Üstelik, halen CHP üyesi olup da bu paylaşıma beğeni koyarak kendisini destekleyen güruhun kibri ve cehaleti de cabası… Hepi topu 88 kişi olsa da çok yazık.
Bu saatten sonra belediye başkanlığını CHP’ye borçlu olan bu şahısla partide yönetici görevi bulunana hiç kimsenin muhatap olmaması gerekmiyor mu? Gerekiyor değil mi? Ama kibir bu… Kime ne yaptıracağı belli olmaz.
Başkanlık kibri imtiyazların bir sonucu olarak oluşuyor. Kendini dev aynasında gören belediye başkanı bir süre sonra yapmaması gereken her şeyi yapma hakkını kendinde görmeye başlıyor. Ona her şey serbest olunca kibir abidesi olmak da kaçınılmaz oluyor.
CHP KIŞI GEÇİRİR AMA…
Trakya Politik’in siyasi öngörüleri bugüne kadar pek sapmamıştır. Kibri boyundan büyük olanların da bir daha başkanlık falan görmesi de pek mümkün olmayacak. Kibir neydi? 7 ölümcül günahın en başta geleni…
Cumhuriyet Halk Partisi’nde nifak tohumları ekenler, kısa bir süre sonra “mutlak butlan” bekleyenler, kendini bir sonraki dönem de belediye başkanı falan olacak zannedenler var ya…
Daha çok bekleyeceksiniz.
Göreceksiniz, Cumhuriyet Halk Partisi sayesinde edindiğiniz koltuklarınızın günün birinde altınızdan nasıl kayıp gittiğini de göreceksiniz. Paçalarınıza tutunarak yaşayan asalakların, sizinle birlikte nasıl silinip gittiğine şahitlik edeceksiniz.
Şimdi kendinizi alkışlattığınız koltuklar altınızdan kayıp gittiğinde, marifetlerinizin “İşte kibir, işte görgüsüzlük” diye nasıl sergilendiğini de göreceksiniz.
Üstelik tek biriniz değil, aynı anda hepiniz.