Marmaraereğlisi’nde “Hayvan Fabrikası”na Büyük Tepki
13 bin büyükbaş, 65 bin küçükbaş kapasiteli dev tesis; içme suyu havzası ve yeraltı suyu besleme bölgelerinde tartışmaların odağında!
Marmaraereğlisi Yakuplu Mahallesi’nde 163 bin metrekarelik alanda planlanan endüstriyel hayvancılık kompleksi, Trakya’nın kırılgan su dengesi, bölge halkının sağlığı ve kıyı turizmi açısından yüksek risk gerekçesiyle gündemin ilk sırasına yerleşti. Tesis ölçeği, konumu ve atık hacmi; “sıradan bir çiftlik” değil, çevresel yükü çok katmanlı bir hayvan fabrikası tartışmasını doğuruyor.
Planlanan kapasite 13 bin büyükbaş ve 65 bin küçükbaş. Bu ölçek günde yaklaşık 845 ton yaş gübre üretimi, 1 bin 300–1 bin 500 ton su tüketimi ve en az 300–400 ton atıksu anlamına geliyor. Kirlilik yükü, 150 bin nüfus eşdeğeri seviyesinde hesaplanıyor; koku etkisinin uygun olmayan koşullarda 7–10 kilometre yarıçapa yayılabileceği belirtiliyor. Bu veriler, projenin Türkmenli Göleti uzun mesafeli koruma alanı ile yeraltı suyu besleme bölgeleri üzerinde bulunduğu gerçeğiyle birleşince su güvenliğine ilişkin kaygıları büyütüyor.
Suyun Kalbine Basınç: İçme Suyu Havzasında Yer Seçimi Tartışması
Saha, Türkmenli Göleti içme ve kullanma suyu havzası sınırları ile yeraltı suyu besleme (YAS) alanlarında yer alıyor. Bölgesel plan hükümleri, bu tür alanlarda akiferleri kirletme riski olan faaliyetlere, arazi tahribatına ve ilave sondajlara karşı özel kısıtlar getiriyor. Uzmanlar, alt ölçekli planlarda DSİ başta olmak üzere yetkili kurumların “uygun görüşleri” ve hidrojeolojik risk analizleri olmaksızın bu büyüklükte bir faaliyetin mevzuata uygunsuz kalacağını vurguluyor.
Su başlığındaki kritik nokta iki yönlü:
- Miktar baskısı: On binlerce hayvanın sulama ve temizlik suyu, zaten stres altındaki akiferlere sürekli çekiş demek.
- Kalite riski: Sızdırmazlık, yağmur suyu yönetimi, acil durum planları kusursuz olmazsa nitrat, fosfor ve patojen yüklü sızıntı sularının yeraltına karışma ihtimali bulunuyor. Angus Raporu.pptx 2025
Hava Kalitesi ve Koku: “Kümülatif Etki” Uyarısı
Trakya’da sık görülen enverziyon koşullarında amonyak ve hidrojen sülfür gibi gazlar dağılamayıp kent üstünde tabakalaşabiliyor. Rüzgâr rejimine bağlı olarak Çorlu şehir merkezi, Önerler, Türkgücü, Yeniçiftlik, Marmaraereğlisi, hatta Silivri hattında koku ve gaz etkisi gündeme gelebilir. Bu tablo, organize sanayi ve atık tesislerinden gelen mevcut koku ve emisyon yüklerine kümülatif bir katman daha ekleme riski taşıyor. “Günde 845 ton dışkının olduğu bir yerde, 7 km ötede kokuyu sıfırlayacak filtrasyonun teknik olarak nasıl sağlanacağı” somut biçimde yanıtlanması gereken sorular arasında.
Atık Gerçeği: Her Gün 42 Kamyonluk Gübre
Literatür değerleriyle yapılan hesap, tesiste günde 845 ton yaş gübre oluşacağını gösteriyor. Ortalama 20 ton taşıyan bir hafriyat kamyonu kabulüyle bu, günlük 40–50 kamyon hareketi demek. Yağışlı günlerde açık alanlarda taşma/sızıntı riski artıyor; bu nedenle sızdırmazlık raporları, yağmur suyu yönetimi, acil durum senaryoları ve koku bariyerleri teknik olarak ispatlanmak zorunda.
Trafik, Gürültü ve Güvenlik: Köy Yolları Ağır Tonajla Tanışacak
Bölgedeki mevcut yük zaten ağır. Planlanan kapasiteyle yem girişleri, gübre çıkışları, süt tankerleri ve canlı hayvan sevkiyatları eklendiğinde günlük 100–150 ağır vasıta trafiği öngörülüyor. Dar köy yollarında toz, gürültü ve kaza riski, çocuklar ve tarım araçları için güvenlik kaygılarını büyütüyor.
Zaman Çizelgesi: 2008’den Bugüne Bitmeyen Deneme
- 2008–2011: İlk projelendirme ve başvuru; tesis Angos Hayvancılık adıyla “karantina” formatında kurgulandı, 30 bin büyükbaş için başvuru yapıldı. ÇED kapsam dışı süreciyle başlandı.
- 2014: Yoğun şikâyetler üzerine ÇED süreci başlatıldı, firma eksiklikleri nedeniyle olumlu görüş alamadı.
- 2019: Yeniden başvuru; Marmaraereğlisi Belediyesi olumsuz görüş verdi. Zaman zaman sınırlı sayıda hayvanın karantina amaçlı giriş-çıkış yaptığı kayda geçti.
- 2022 Ekim: Yeni başvuru; dosyada çok sayıda eksik göze çarptı.
- 2024 Temmuz: Süreç iptal edildi;
- 2025 Aralık: Yeni ÇED başvurusu yapıldı.
12 Ocak Günü Ne Olacak?
Halkın Katılımı Toplantısı, 12 Ocak 2026’da Şahpaz Mahallesinde yapılacak. Toplantı, yurttaşların, meslek odalarının ve yerel yönetimlerin teknik itirazlarını resmi kayda geçirme imkânı sunuyor.
Mevzuat Penceresi: “Kümülatif Etki” ve “Besleme Alanı” Şartları
Plan ve mevzuat, yeraltı suyu besleme alanlarında akiferi tehdit eden hafriyat ve yapılaşmalara sınırlama getirilmesini, var olan bitki örtüsünün korunmasını ve DSİ uygun görüşünün alınmasını şart koşuyor. İçme suyu koruma alanlarında ise faaliyetlerin akifere doğrudan/dolaylı süzülmeyi arttırmaması ve kirlenmeye yol açmaması esası var. Tesis özelinde, alt ölçekli imar planlarında yer seçiminin ve koruma koşullarının bu çerçevede somutlanması gerekiyor.
Yanıt Bekleyen Somut Sorular
- Günlük 845 ton gübre nereye, nasıl ve hangi güzergâhlarla taşınacak? Depolama ve ara stok sahalarının sızdırmazlık ve koku kontrol teknolojileri nedir?
- Yağmur suyu altında açık gübre çukurları taşarsa kirli suların dere ve akiferlere karışmasını hangi fiziki bariyer ve acil müdahale planı önleyecek?
- Koku ve gazlar için sahaya özgü rüzgâr ve topografya verisiyle hazırlanmış dağılım modellemesi var mı; eşik değerlerin aşıldığı senaryolarda hangi durdurma mekanizmaları devreye girecek?
- DSİ, Sağlık ve ilgili kurumların uygun görüşleri ile bağımsız hidrojeolojik rapor dosyada mevcut mu?
- Toplu hayvan hastalığı senaryosunda bulaşma önleme ve gömü/bertaraf planları nedir?
“Hayvan Fabrikası”nın Gölgesinde Kimler Etkilenecek?
Koku etki yarıçapı 7–10 km olarak öngörülüyor. Rüzgâr yönleri ve hakim akımlar dikkate alındığında Çorlu, Önerler, Türkgücü, Şahpaz, Yakuplu, Seymen, Türkmenli, Çeşmeli, Yeniçiftlik ve Marmaraereğlisi hattında yaşam kalitesi etkileri tartışılıyor. Kıyı turizmi ve yazlık bölgeler, koku ve sinek vektörleriyle birlikte mülk değerlerindeki olası düşüş nedeniyle ayrı bir risk kümesi oluşturuyor.

Ekonomi Argümanı Gerçeklerle Karşılaştığında
Savunucular, yatırımın bölgeye “istihdam ve hayvansal üretim” getireceğini öne sürüyor. Ancak su tüketimi, atık yönetimi, trafik yükü, koku ve sağlık başlıklarında oluşacak dışsal maliyetler, yerel ekonomide turizm ve hizmetler sektörüne negatif yansıyabilir. Su kıtlığının derinleşmesi, tarımsal üretimi ve kooperatif ağlarını zayıflatabilir. Çevresel maliyetler, çoğu zaman kamuya ve yurttaşa yansır; bu nedenle kümülatif etki değerlendirmesi yapılmadan “net fayda” iddiası kanıta dayanmıyor.
Daha Güvenli Bir Yol Mümkün mü?
Uzmanların işaret ettiği alternatifler:
- Dağıtık, küçük-orta ölçekli işletmelerle riskin yerelleştirilmesi
- Biyogaz ve kompost entegrasyonu ve tam kapalı depolama
- Sahaya özgü koku modellemesi ile gerçek zamanlı otomatik izleme
- Yer seçimi duyarlılığı: İçme suyu havzaları ve besleme alanları dışında, rüzgâr ve hidrojeolojiye uygun lokasyonlar
Okur İçin Pratik Rehber: 12 Ocak’ta Söz Hakkı Nasıl Kullanılır?
- Toplantı gününde kimlik ve kısa notlarınızı yanınızda bulundurun.
- İtirazınızı, “su güvenliği, koku, trafik, sağlık, mevzuat” başlıklarında somut sorular ve talep edilen belgeler üzerinden ifade edin.
- Özellikle şunları sorun: DSİ uygun görüşü, koku dağılım modellemesi, sızdırmazlık raporları, yağmur suyu yönetim planı, acil durum senaryoları, bağımsız hidrojeolojik rapor.
- Toplantı tutanaklarına açıkça kayda geçmesini talep edin; gerekirse yazılı dilekçeyi eşzamanlı verin.
Sonuç: Trakya’nın Su Dengesini Kim Koruyacak?
Yakuplu’daki endüstriyel hayvancılık planı, su ve hava başta olmak üzere yaşamın temel parametrelerine yüksek risk yüklüyor. Bölgesel plan hükümlerinin gerektirdiği kümülatif etki ve besleme alanı koşulları, teknik belgelerle ikna edici biçimde karşılanmadan atılacak her adım, geri dönülmesi güç bir çevresel ve toplumsal maliyete dönüşebilir. 12 Ocak’ta yurttaşların ve kurumların ortaya koyacağı teknik itirazlar, yalnız Marmaraereğlisi’nin değil, tüm Trakya’nın su geleceğini yakından ilgilendiriyor.
Tekirdağ Kent Konseyi Yürütme Kurulu Üyesi ve çevre aktivisti Özgür Aksun konuya dair şu açıklamayı yaptı: “Yakuplu’nun tam kalbinde, Türkmenli Göleti’nin uzun mesafeli koruma kuşağı ile yeraltı suyu besleme alanları üzerinde böylesine büyük ölçekli bir hayvancılık tesisine izin verilmesi, Tekirdağ’ın su geleceğini doğrudan riske atmak demektir. Bizim derdimiz ideolojik değil; bilim ve mevzuat ne diyorsa onu söylüyoruz. Günlük yüzlerce tonluk atık, ciddi bir koku ve patojen yükü, yoğun su tüketimi ve ağır vasıta trafiği anlamına geliyor. Bu yükün, rüzgârın hâkim doğrultularında Çorlu’dan Marmaraereğlisi’ne, Yeniçiftlik’ten Silivri’ye kadar geniş bir yaşam hattını etkilemesi kuvvetle muhtemel.
Somut taleplerimiz nettir: DSİ başta olmak üzere tüm kurumların açık ve güncel uygun görüşleri, bağımsız bir hidrojeolojik etüt, sahaya özgü koku ve hava kirletici dağılım modellemesi, sızdırmazlık ve yağmur suyu yönetimine dair teknik raporlar ve acil durum senaryoları kamuoyuna açıklanmalıdır. Kadastral yol, mesafe kriterleri ve kümülatif etki analizi eksiksiz tamamlanmadan bu süreç ilerleyemez. Aksi hâlde, geri dönüşü olmayan bir kirlilikle, su kaynaklarımızı, tarımımızı, turizmimizi ve en önemlisi insan sağlığını feda etmiş oluruz. 12 Ocak’taki Halkın Katılımı Toplantısı’nda, mevzuatın verdiği bütün haklarımızla, bilimsel verilerle ve hukuki argümanlarla bu projeye itiraz edeceğiz. Tekirdağ’ın suyu, havası ve toprağı sermayenin kısa vadeli kazanç hesaplarına kurban edilemez. 12 Ocak’ta çevreye duyarlı, doğayı seven ve nefes alma kalitesine sahip çıkan tüm Tekirdağlıları Marmaraereğlisi Belediyesi Yeniçiftlik Ek Hizmet Binası’ndaki toplantıya bekliyoruz.”