Marmaraereğlisi’nde Kimyasala Halk Duvarı
Marmaraereğlisi’nde kimyasal depolama kapasite artışı projesine karşı halk ayağa kalktı. Tepkiler nedeniyle toplantı yapılamadı, firma yetkilileri salonu terk etti. Bölgeden yükselen ortak çağrı ise net oldu: Bakanlık bu projeyi geri çekmeli.
Marmaraereğlisi’nde planlanan akaryakıt ve kimyasal ürün depolama kapasite artışı projesi, halkın sert tepkisiyle karşılaştı. ÇED sürecinin halkın katılımı toplantısında yurttaşlar, çevre savunucuları ve bölge temsilcileri projeye açık biçimde itiraz etti. Tepkilerin büyümesi üzerine toplantı fiilen yapılamadı. Firma yetkililerinin de salonu terk ettiği ifade edildi.
Toplantı salonundan ve sonrasında yapılan değerlendirmelerden çıkan tablo, yalnızca bireysel bir tepkiye değil, ortak bir kent itirazına işaret etti. Paylaşılan görüşlerde, ilçe belediyesi ile büyükşehir belediyesinin de projeye olumsuz baktığı vurgulandı. Halkın istemediği, kurumların da olumlu yaklaşmadığı bu projede bakanlığın geri adım atması gerektiği dile getirildi.
GERİ DÖNÜLMEZ SONUÇLAR YAŞANIR
Bölge halkı tepkisini yalnızca bir yatırım başlığına karşı değil, doğrudan yaşam alanlarını savunmak için ortaya koydu. Marmaraereğlisi’nin denizi, tarımı, suyu, turizmi ve yerleşim dokusunun zaten yıllardır ağır sanayi ve kimyasal baskısı altında olduğu belirtilirken, yeni kapasite artışının geri dönülmez sonuçlar doğuracağı uyarısı yapıldı.
Yurttaşların itirazında en güçlü vurgu, kentin doğal yapısının ve yaşam hakkının göz göre göre riske atıldığı yönünde oldu. Kimyasal sanayi baskısının Marmaraereğlisi’nin kimliğini aşındırdığı, denizle iç içe yaşam süren bir ilçenin giderek tanklar, depolama alanları ve sanayi tehdidiyle kuşatıldığı ifade edildi. Tepkilerde, “turizm kenti, tarım kenti, yaşam alanı” vurgusu öne çıktı.
DAHA ÖNCE DE BÜYÜK TAHRİBAT YAŞANDI
Bölgedeki itirazların bir başka dayanağı ise şirketin ve benzer sanayi faaliyetlerinin geçmişte yarattığı çevresel tartışmalar oldu. Daha önce de çevre tahribatı iddialarıyla gündeme gelen uygulamaların hafızalarda taze olduğu, bu nedenle halkın yeni bir riski kabul etmediği belirtildi. Özellikle denize, yerleşim alanlarına ve su kaynaklarına yakınlık, kaygıları daha da büyüten başlıklar arasında yer aldı.
Marmaraereğlisi’nde verilen mesaj son derece açık oldu: Halk, denizini, suyunu, doğasını ve geleceğini kimyasal depolama projelerine teslim etmek istemiyor. Tepkilerin odağında yalnızca bugünkü riskler değil, gelecek kuşaklara bırakılacak yaşam çevresi de bulunuyor.
İlçede yükselen itiraz şimdi doğrudan bakanlığa yönelmiş durumda. Halkın istemediği, kurumların olumsuz görüş verdiği, çevresel ve yaşamsal riskler barındırdığı belirtilen bu projenin geri çekilmesi isteniyor. Marmaraereğlisi’nde artık söz net: Kimyasal değil, yaşam kazanmalı.
BAŞKAN BOZKURTER: “MARMARAEREĞLİSİ, DİLOVASI OLMAYACAK”
Marmaraereğlisi Belediye Başkanı Onur Bozkurter de konuşmasında projeye açık ve sert bir dille karşı çıktı. Bozkurter, “Çevre dostları, Marmaraereğlisi’ni sevenler; Likit Kimya AŞ’nin depo sayısının artmasına şiddetle hayır diyoruz” diyerek itirazın çerçevesini net biçimde ortaya koydu. Toplantıda bulunan bakanlık temsilcileri, müdürlük yetkilileri ve mühendisleri doğrudan hedef almadığını da vurgulayan Bozkurter, burada tutulan tutanakların bakanlığa iletileceğini ve asıl değerlendirme sürecinin bundan sonra işleyeceğini söyledi. Buna rağmen salondaki kararlı kalabalığın iradesinin görmezden gelinmemesi gerektiğini belirtti.
Bozkurter, belediye başkanı olarak dün olduğu gibi bugün de çevrenin, yeşilin ve temiz havanın yanında olduklarını ifade etti. Seçildikleri günden bu yana ilçede BOTAŞ, OPET, angus gemileri ve kimyasal depolama başlıklarıyla sürekli benzer krizlerle karşı karşıya kaldıklarını söyleyen Bozkurter, Marmaraereğlisi’nin artık bu yükü taşımak istemediğini dile getirdi. “Marmaraereğlisi Dilovası olmayacak” sözleriyle ilçenin sanayi ve depolama baskısına teslim edilmeyeceğini vurgulayan Bozkurter, özellikle evlerin hemen yanı başında bulunan depoların yarattığı tehdide dikkat çekti.

Konuşmasında, bazı yurttaşların evlerinin yalnızca 20 metre yanında depolar bulunduğunu ifade eden Bozkurter, bu durumun halk açısından ciddi bir mağduriyet yarattığını söyledi. İnsanların bu projeyi istemediğini, zaten mağdur olduklarını ve bu mağduriyetin daha da büyümemesi için bakanlığın göreve çağrıldığını belirtti. Yerel yönetim olarak istihdama ve sermayeye karşı olmadıklarını da vurgulayan Bozkurter, ancak insan sağlığı açısından risk taşıyabilecek hiçbir girişime de onay vermeyeceklerini söyledi.
Bozkurter, konuşmasının sonunda çevre gönüllülerine, kent konseylerine ve dayanışma için gelen yurttaşlara teşekkür ederek, “Burada yüksek sesle paylaşıyoruz; bunu yaptırmayacağız, yaptırmayacağız, yaptırmayacağız” sözleriyle salona seslendi.