Mestan Özcan “Kral Çıplak” dediği için AK Parti rahatsız
Çorlu’da yaptığı konuşmada “milletvekili maaşım ile emekli aylığımın toplamı beş yüz bin liraya yaklaşıyor, yine de geçinemiyorum” diyen AK Parti Tekirdağ Milletvekili Mestan Özcan, bu kez Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral’ın tepkisiyle gündemde. Saral, TV yüz ekranlarında “Bence Mestan Özcan yeterince şamarı yedi; bir siyasetçi bin düşünüp bir konuşur” diyerek, parti içindeki rahatsızlığı açık biçimde dile getirdi. Bu çıkış, Özcan’ın sözlerinin sadece kamuoyunda değil, parti koridorlarında da ciddi bir kırılma başlığına dönüştüğünün işareti olarak okunuyor.
Trakya’da “fay hattı”: Çekirdek kadro tasvip etmiyor
Tekirdağ ve Trakya örgütlerinde uzun süredir biriken temsil ve üslup tartışmaları, Özcan’ın beş yüz bin lirayla geçinemediği yönündeki ifadesiyle görünür hale geldi. Partinin kemik kadroları, Özcan ve yakın çevresinin çizgisini tasvip etmiyor. Saray’dan gelen sert uyarı, bu rahatsızlığın artık resmî ikaz düzeyine taşındığını gösteriyor. Kulislerde, Özcan’ın bu açıklamasıyla birlikte siyasi ömrünün hızla daraldığı; adaylaşma, liste ve görev paylaşımında dışlanma ihtimalinin yükseldiği konuşuluyor.
Özcan berbat ekonomik tabloya isyan etti!
Hayat pahalılığı herkes gibi milletvekillerinin giderlerini de artırıyor. Bu çıplak gerçek, “masraflar yükseldi” cümlesini tamamen temelsiz kılmıyor. Ancak asıl mesele, zamanlama ve empati. Asgari ücretin yirmi sekiz bin lira olduğu, en düşük emekli aylığının yirmi bin lira bandına sıkıştığı bir tabloda, “gelirimi ve ödemelerimi size vereyim, bir ay siz idare edin” çıkışı toplum vicdanında karşılık bulmuyor. Üstelik milleti temsil edenlerin aylığı yaklaşık iki yüz yetmiş üç bin lira seviyesinde; emekli milletvekili aylığı da yaklaşık yüz yetmiş yedi bin lira. Bu iki gelir birleştiğinde toplamın dört yüz elli bin liranın üzerine çıktığı biliniyor. Özetle, geçim derdi en ağır biçimde asgari ücretliler ve emeklilerde; siyasetçinin görevi kendi mağduriyetini değil, bu geniş kesimlerin kaybını telafi edecek çözümleri öne çıkarmaktır.
“Siyasette zenginleşme maaşla olmaz” gerçeği
Türkiye siyaset pratiğinde servet birikimi, çoğu zaman maaş ile değil, rant ve haksız kazanç düzenekleriyle oluşur. Trakya kulislerinde, bölgedeki bazı isimlerin siyasetten zenginleştiği, Özcan’ın ise tersine yıllardır siyasete kendi kaynaklarını aktardığı; bu nedenle de “karşılığını alamadığı” duygusuyla konuşmuş olabileceği dillendiriliyor. Bu, sözlerin psikolojisini açıklasa da meşruiyetini sağlamaz. Temsil makamı, kişisel bilanço hesabının değil, kamusal sorumluluğun yeridir.
Bir söz, bir kırılma
Özcan’ın “beş yüz binle geçinemiyorum” ifadesi, AK Parti içinde özellikle Trakya merkezli bir kırılmayı görünür kıldı. Saray’dan gelen “şamarı yedi” yorumu, dosyanın parti içi disiplin ve tasarruf alanına taşındığını gösteriyor. Özcan’ın “dost meclisi, bağlamından koptu, yakınma değildi” açıklaması ise hem toplumsal tepkiyi hem de parti içindeki rahatsızlığı yatıştırmaya yetmiş görünmüyor. Siyasette ölçü, milletin sofrasıdır. Bugün bu sofranın küçüldüğü bir ülkede, doğru cümle geçinemeyen milyonların yükünü hafifletecek adımları tarif etmektir; kişisel geçim tablosunu değil.
