Dolar 43,4816
Euro 51,3988
Altın 6.896,26
BİST 13.875,32
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Tekirdağ 7°C
Yağmurlu
Tekirdağ
7°C
Yağmurlu
Pts 5°C
Sal 4°C
Çar 10°C
Per 12°C

OPET’in Marmaraereğlisi’ndeki ÇED toplantısı 25 Aralık’ta

17 Aralık 2025 13:20
726

Tekirdağ’ın Marmaraereğlisi ilçesinde OPET Petrolcülük A.Ş.’nin Marmara Terminali’nde planladığı kapasite artışı, ilçede çevre ve yaşam güvenliği tartışmasını yeniden alevlendirdi. Kamaradere Mahallesi Tilkiçatağı mevkiinde bulunan terminalde hâlihazırda kimyasal ürünlerin depolandığı 68 tankın yanına 268 yeni tank daha yapılmasının planlandığı belirtilirken, ilçe sakinleri “kaza, yangın, sızıntı ve olası bir deprem senaryosunda felaket riski” gerekçesiyle hukuki yollara başvuracaklarını duyurdu.

Sürecin en kritik adımlarından biri olan “Halkın Bilgilendirilmesi ve Sürece Katılımı Toplantısı”nın tarihi de netleşti. Toplantının 25 Aralık 2025 Perşembe günü saat 11.00’de Marmaraereğlisi Belediyesi Ek Hizmet Binası’nda yapılması planlanıyor. Toplantıda proje detaylarının paylaşılması ve halkın görüş-önerilerinin alınması amaçlanıyor.

Rakamlar net mi? “268” tartışması büyüyor

Saha ve dosya bilgileri üzerinden kamuoyuna yansıyan tank sayıları konusunda farklı ifadeler bulunması, ilçede güvensizliği artıran başlıklardan biri. İlçe sakinleri, toplantıda “kaç tank, ne depolanacak, hangi riskler için hangi önlemler var” sorularının yuvarlak ifadelerle değil; teknik olarak, açık ve tutanaklara geçecek şekilde cevaplanmasını istiyor. Çünkü rakam değişiyorsa, risk hesabı da değişiyor: tank sayısı arttıkça trafik yükü, dolum-boşaltım sıklığı, buharlaşma kaynaklı emisyonlar, yangın senaryoları ve acil müdahale ihtiyacı büyüyor.

Çevresel risk başlıkları: “Depo” değil, sürekli bir emisyon ve sızıntı ihtimali

Çevreci çevrelerin itirazı, projeyi yalnızca bir inşaat faaliyeti olarak görmüyor. Depolama tesisleri; dolum-boşaltım süreçleri, tankların “nefes alma” kayıpları ve çalışma koşulları nedeniyle uçucu organik bileşikler açısından sürekli emisyon üretme potansiyeline sahip. Bu emisyonlar, rüzgâr rejimi ve topografya koşullarına bağlı olarak yerleşim alanlarına taşınabiliyor; koku, baş ağrısı, solunum yolu şikâyetleri gibi etkilerden, uzun süreli maruziyet risklerine kadar geniş bir yelpaze tartışılıyor.

İkinci kritik başlık su ve toprak. Kimyasal depolamada “en iyi senaryo” bile sıfır risk değil: sızıntı, taşma, yağışla yüzey akışı, drenaj sistemleri, yangın suyu ve köpük uygulamalarıyla oluşabilecek kirli akışların nereye gideceği, hangi bariyerlerle tutulacağı, nasıl bertaraf edileceği belirleyici. İlçede dere yatakları, tarım alanları ve kıyı ekosistemleri açısından en küçük hata bile geri dönüşü zor sonuçlar doğurabilir.

Deprem gerçeği ve domino etkisi: Marmara’da “yan yana risk” uyarısı

Marmaraereğlisi’nin bir başka kırılganlığı, Marmara Bölgesi’nin deprem gerçeği. Deprem senaryosunda depolama tesislerinde; tankların ankrajı, boru hatlarının esnekliği, bağlantı noktalarının dayanımı, ikincil sızdırmazlık havuzları, yangın söndürme altyapısının sürekliliği ve elektrik kesintilerine hazırlık gibi başlıklar hayati hale geliyor.

Çevreciler ayrıca “domino etkisi” uyarısı yapıyor: Yakın çevrede farklı tesisler ve altyapılar bulunuyorsa, bir noktadaki arıza diğerini tetikleyebilir. Bu yüzden tek bir tesisin değil, bölgedeki toplam endüstriyel yükün birlikte değerlendirilmesi gerektiği savunuluyor.

Özgür Aksun: “Kümülatif etki eşiğini aşıyoruz, artık tek tek proje okumak yetmiyor”

Tekirdağ Kent Konseyi Yönetim Kurulu Üyesi ve çevre aktivisti Özgür Aksun, tartışmanın merkezine “kümülatif etki” kavramını koyuyor. Aksun’a göre mesele yalnızca yeni tankların yapılması değil; Marmaraereğlisi’nin yıllardır üst üste gelen sanayi ve depolama baskısıyla bir “risk coğrafyasına” dönüştürülmesi.

Aksun, değerlendirmesinde şu noktaların altını çiziyor:

  • Depolama tesisleri yalnızca “pasif yapı” değildir; dolum-boşaltım döngüsü, emisyon, atık, sızıntı ve acil durum yönetimiyle yaşayan bir endüstriyel sistemdir.
  • Kıyı yerleşimleri ve turizmle iç içe geçmiş bölgelerde kimyasal depolama büyüdükçe, halk sağlığı ve ekonomik yaşam aynı anda baskı altına girer.
  • ÇED süreçlerinde yalnız tesis içi önlemlere değil; afet senaryolarına, acil tahliye kapasitesine, itfaiye ve sağlık altyapısına, ulaşım ve trafik yüküne, komşu tesislerle birlikte doğacak domino etkisine bakılmalıdır.
  • Marmaraereğlisi’nde “her proje tek tek bakınca makul” gösterilebilir; ancak hepsi birleştiğinde geri dönülemez bir eşik yaratır. Bu nedenle değerlendirme, parçalı değil bütüncül yapılmalıdır.

Aksun ayrıca ilçenin denizi, kıyısı, tarımsal dokusu ve yaşam alanlarıyla birlikte düşünülmesi gerektiğini vurgulayarak, “Marmaraereğlisi’nin turizm ve yaşam niteliği, ağır kimyasal depolama kimliği altında ezilmemeli” görüşünü dile getiriyor.

Marmaraereğlisi’nde “hayati risk taşıyan ne varsa burada deniyor” tepkisi

İlçe sakinlerinin ve çevre savunucularının en sert itirazı, Marmaraereğlisi’nin son yıllarda “yükü sürekli artan” bir bölgeye dönüşmesi. “Kıyı ilçesi” kimliğiyle yaşayan yerleşimde, her yeni depolama alanı ya da kapasite artışı; yaz aylarında artan nüfus, daralan yollar, acil müdahale süreleri ve tahliye kapasitesi gibi pratik sorunları da büyütüyor. Bu nedenle proje, yalnız teknik bir yatırım dosyası değil; ilçenin yönünü belirleyecek bir karar olarak görülüyor.

Öncesi neydi?

Marmaraereğlisi’nde çevre tartışmaları yeni değil. İlçede geçmiş yıllarda da depolama ve sanayi odaklı girişimler kamuoyunun gündemine gelmiş, zaman zaman yurttaş itirazları, meslek örgütlerinin raporları ve hukuki süreçler konuşulmuştu. Bugünkü tartışma, bu birikmiş gerilim hattının üzerine oturuyor.

Bu nedenle 25 Aralık’taki toplantı, sadece bir “tanıtım” toplantısı gibi değil; ilçenin hafızasında biriken “neden hep burada” sorusunun da cevabını arayacağı bir eşik olarak görülüyor.

Sonrası ne olur?

Toplantı, ÇED sürecinde görüşlerin kayıt altına alınacağı bir aşama. İlçe sakinleri ve çevre örgütleri, toplantıda şu başlıklara net yanıt istiyor:

  • Depolanacak ürün türleri ve miktarları, tankların teknik özellikleri
  • Sızıntı ve taşmayı önleyecek ikincil sızdırmazlık sistemleri
  • Yangın ve patlama senaryoları, yangın suyu yönetimi, köpük ve kimyasal müdahale planı
  • Deprem dayanımı, boru hatları, bağlantı noktaları ve enerji sürekliliği
  • Trafik, tanker hareketliliği, gürültü ve hava emisyonlarının izlenmesi
  • Komşu tesislerle birlikte kümülatif risk değerlendirmesi
  • Acil durum tahliye planı ve yerel müdahale kapasitesi

Toplantı sonrası süreçte idari değerlendirmeler devam edebilir; itirazlar, ek rapor talepleri ve dava yolu gündeme gelebilir. Çevreci hareket ise şimdiden şunu söylüyor: “Marmaraereğlisi’nde proje projenin üzerine biniyor. Bundan sonra her adım, yalnızca yatırım olarak değerlendirilmemeli; halk sağlığının, kıyının ve ilçenin geleceğinin oylanması olarak görülmelidir. Rant ve para hırsının doğanın tahrip edilmesine ve yaratacağı risklere kulak tıkamak eh hafif tabiriyle bu memlekete karşı yapılmış bir ihanet teşebbüsüdür.”

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Trakya Haber

Trakya Politik

Trakya Gazetesi