Tarım, mera, orman hattında “depolamalı RES” baskısı: Süleymanpaşa’da 14 türbinlik proje ÇED gündeminde
Tekirdağ Süleymanpaşa kırsalında tarla–mera–orman parçalarını kesen 14 türbinlik “Evciler Müstakil Depolamalı RES” için ÇED süreci başlatıldı. Projenin yalnızca türbinleri değil, yol açma-genişletme, platformlar, kablo kanalları ve varsa batarya depolama birimiyle birlikte bölgenin su rejiminden otlatma düzenine kadar çok katmanlı bir etki yaratacağı uyarısı yapılıyor.
Tek bir proje değil, bir model: “Enerji yatırımı” tarım-toprak-mera ile çakışınca
Süleymanpaşa’da planlanan proje, haberlerde “tarım, mera ve orman alanına yayılan” bir yerleşim olarak tarif ediliyor. 14 türbinin 50 megavat kurulu güçte olacağı; projeye bir de elektrik depolama tesisinin eşlik edeceği bilgisi yer alıyor. Bu, sahada “sadece rüzgar türbini” değil, depolama altyapısıyla birlikte daha karmaşık bir tesis tipine işaret ediyor.
Çevre mücadeleleri açısından kritik eşik tam da burada başlıyor: Trakya’da enerji dönüşümü elbette konuşulmalı; ancak yatırımın yer seçimi tarım-mera-orman üçlüsüne oturduğunda, “karbonsuz üretim” argümanı tek başına yeterli bir güvence olmuyor. Çünkü doğa tahribatı, habitat bölünmesi, toprak sıkışması, erozyon-drenaj bozulması ve kırsal geçim zincirinin (hayvancılık, arıcılık, kuru tarım) zarar görmesi, projeyi bir çevre meselesine dönüştürüyor.
Sahadaki gerçek etki türbinden çok “yardımcı işler” üzerinden büyür
RES projelerinde kâğıt üzerinde en çok görünen unsur türbin sayısıdır; sahada ise etkileri büyüten “yardımcı işler” olur:
Yol açma ve yol genişletme: Türbin kanatları ve kule ekipmanlarının taşınması için kadastro yolları çoğu zaman yeterli olmaz; virajlar düzeltilir, şevler kesilir, yeni bağlantılar açılır. Bu, mera ve tarım parsellerinde parçalanmayı hızlandırır.
Platformlar ve şantiye alanları: Her türbinin bir platformu, beton temeli, vinç kurulum alanı vardır; üstüne şantiye ve stok sahaları eklenir. Toprak sıkışması ve üst toprağın taşınması, tarımsal verimi yıllarca etkileyebilir.
Kablo kanalı ve enerji nakil hattı: Yer altı kabloları, drenajı bozabilir; enerji nakil hatları (hat güzergahı ormana/meraya giriyorsa) etki alanını genişletir.
Bu kalemlerin her biri, ÇED dosyasında “metrekare” hesabıyla küçültülse bile, kırsalda günlük yaşamı ve arazi kullanımını kökten değiştirebilir.

Depolama boyutu: İklim yararı iddiası, yeni risk başlıkları doğuruyor
Depolamalı projeler, şebekeye daha dengeli üretim vaat eder. Ancak çevreci gözle bakıldığında depolama tesisleri, ÇED’de yeni sorular açar: Tesisin tam yeri, yangın güvenliği yaklaşımı, acil durum planı, en yakın yerleşimlere mesafe, söndürme altyapısı ve yerel itfaiyenin müdahale kapasitesi… Süleymanpaşa’daki proje için basına yansıyan bilgilerde depolama ünitesi de bulunduğu belirtiliyor; bu nedenle “rüzgar türbini” tartışması “endüstriyel enerji tesisi” tartışmasına genişliyor.
Trakya’da kümülatif yük tartışması büyüyor: “Her proje ayrı ayrı” bakışı yetersiz
Tekirdağ’da farklı ilçelerde depolamalı RES/GES başlıklarıyla ÇED duyurularının ve süreçlerinin yoğunlaştığı görülüyor. Bu tablo, çevre hareketlerinin uzun süredir söylediği bir noktaya işaret ediyor: Asıl mesele tek bir yatırım değil, aynı coğrafyada biriken kümülatif baskı. Kümülatif etki; kuş göç yolları, yarasa koridorları, orman ekosistemi, mera bütünlüğü ve tarımsal üretim havzası gibi alanlarda “parça parça” değil “toplam” üzerinden değerlendirilmek zorunda.
“Bu dosya neden önemli?”: Evciler adı, geçmiş ÇED izleri ve yer değiştirme ihtimali
Evciler adı, daha önce Kırklareli tarafında da benzer başlıklarla kamuoyuna yansımış; hatta ÇED sürecinin sonlandırıldığına ilişkin resmi dokümanlar da bulunuyor. Bu tür örnekler, aynı isimle anılan projelerin zaman içinde farklı sahalara evrilebildiğini gösteriyor. Bu nedenle Tekirdağ’daki dosyada en kritik ihtiyaç şudur: Projenin geçmiş süreçleri, lisans-önlisans hattı, saha değişikliği olup olmadığı, dosyanın önceki versiyonlarıyla ilişkisi şeffaf biçimde ortaya konulmalı.
Sahanın ve kamunun sorması gereken sorular
Bu başlıklar, çevre savunusunun “genel itiraz”dan “kanıta dayalı denetim”e geçmesini sağlar:
Arazi ve mülkiyet
- Türbinlerin ve yolların geçtiği parseller tarım mı, mera mı, orman mı; her birinde etki kalemleri (yol, platform, kablo) ayrı ayrı ne kadar alan kaplıyor?
- Mera alanlarında otlatma düzeni nasıl korunacak; tahsis değişikliği gerekir mi?
Doğa koruma
- Kuş göçü ve yarasa etkisi için sahaya özgü izleme yapılmış mı; “mevsimsel” veri var mı?
- Orman içi/orman kenarı etkileri (habitat bölünmesi, yol açma) hangi önlemlerle sınırlanacak?
Su-toprak
- Kazı-dolgu miktarları, drenaj planı ve erozyon önlemleri yeterli mi?
- Üst toprağın sıyrılması ve geri serilmesi nasıl yapılacak; tarımsal üretim kaybı nasıl telafi edilecek?
Depolama güvenliği
- Depolama tesisinin yeri, güvenlik mesafesi, yangın senaryosu ve müdahale planı nedir?
Kümülatif etki
- Aynı bölgede diğer enerji projeleriyle birlikte toplam baskı nasıl hesaplandı?
Haber notu: Çevre mücadelesinin hedefi “yenilenebilir enerjiye karşı çıkmak” değil
Trakya’da çevre savunusunun asıl talebi net: Yenilenebilir enerji yatırımları, tarım topraklarını, meraları ve orman ekosistemlerini geri dönülmez biçimde tahrip etmeyecek yer seçimi ve katı koruma-izleme şartlarıyla planlansın; kümülatif etki gerçekçi biçimde hesaba katılsın; depolama gibi ek riskler şeffaf biçimde değerlendirilsin. Aksi halde “iklim yararı” söylemi, yerelde toprağını ve geçimini kaybeden kırsal için ikna edici olmaktan çıkıyor.
Ne olacak, süreç nasıl izlenmeli?
ÇED sürecinin ilerleyen aşamalarında dosyanın kamu görüşüne açılması, kurum görüşleri, modelleme sonuçları ve nihai karar aşaması belirleyici olacak. Bu dosyada çevreci yaklaşımın en etkili yolu; sahada yol güzergâhlarını, mera kullanımını, su-dere geçişlerini ve yerleşimlere yakın noktaları belgelemek; muhtarlıklar, üreticiler ve meslek odalarıyla birlikte “kanıt-temelli” takip yürütmek.