Dolar 43,5075
Euro 51,4469
Altın 7.059,55
BİST 13.902,88
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Tekirdağ 10°C
Çok Bulutlu
Tekirdağ
10°C
Çok Bulutlu
Per 11°C
Cum 14°C
Cts 15°C
Paz 12°C

Tekirdağ Büyükşehir’e Yepyeni Bir Soluk: Doç. Dr. Ergül Halisçelik

4 Şubat 2026 16:14
133

Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi’nde “Genel Sekreterlik” koltuğu, belediyenin günlük işleyişinden uzun vadeli planlarına kadar uzanan geniş bir alanın dümenini tutar. Bir yanda yatırım programı, bütçe disiplini, ihale süreçleri, iç kontrol ve denetim düzeni; diğer yanda kurum içi koordinasyon, saha yönetimi, kriz anlarında karar alma, daire başkanlıklarının aynı hedefe kilitlenmesi… Kısacası, belediyenin “motor odası” diyebileceğimiz yer burasıdır. İşte bu kritik göreve yeni atanan isim: Doç. Dr. Ergül Halisçelik.

Bir cümleyle nasıl tarif edilir?

Ergül Halisçelik’i tek cümlede anlatmak gerekse şöyle denebilir: Denetim köklerinden gelen, kamu mali yönetimini bilen, akademiyle bağını koparmamış; belediyeciliğin büyük şehir ölçeğinde yönetim ve koordinasyon tarafında uzun yıllar sahada kalmış bir isim.

Bu tanımın içinde iki önemli vurgu var. İlki “denetim kökeni.” İkincisi “büyükşehir yönetimi.” Tekirdağ gibi nüfusu, sanayisi, tarımı, göç baskısı, altyapı ihtiyacı ve su gündemi ağır bir kentte bu ikisi, kâğıt üzerindeki sıfat değil; günlük hayatta karşılığı olan birikimler.

Adana’dan başlayan hikâye: Okul, disiplin, yarışma ruhu

1973 doğumlu. Adana’da büyüyor; ilk ve orta öğrenimini burada tamamlıyor. Üniversite tercihi de yine memleketin güçlü damarlarından birine bağlanıyor: Çukurova Üniversitesi. İktisat eğitimi alıyor ve bu bölümden birincilikle mezun olduğu bilgisi öne çıkıyor. Bunu okuyunca insanın aklına şu gelir: “İyi bir not ortalaması”ndan fazlası… Çalışma disiplini, hedef koyma, rekabeti yönetebilme.

Bir de spor tarafı var. Gençlik döneminde lisanslı futbol oynaması, gol krallıkları ve kaptanlıklar… Saha diliyle söyleyelim: Kaptanlık, sadece iyi oynamak değil; takımı taşımak, soyunma odasını yönetmek, moral dağıtmak, gerektiğinde sertleşmek, gerektiğinde sakinleştirmek demek. Spor gibi “anlık karar” isteyen bir alandan gelenlerin, bürokrasiye taşıdığı bir refleks olur: Kriz anında donup kalmamak.

“Hangi takımı tutuyor?” sorusu ise merak edilen bir detay. Kamuya açık paylaşımlarında net bir “ben şu takımın taraftarıyım” cümlesi kadar kesin bir beyan her zaman bulunmayabiliyor; ama Bursa döneminden, Bursaspor’a dönük destek dili ve Adana bağlantısından gelen duygusal bağlar görülüyor. Yani futbolla bağı, sadece gençlik anısı değil; hayatın içinde taşınan bir alışkanlık gibi duruyor.

Denetim odasından belediye koridorlarına: Hazine yılları

Halisçelik’in meslek hikâyesinde önemli bir kırılma noktası, Hazine denetim birimleriyle başlayan uzun dönem. Stajyerlikten başlayıp kontrolörlük ve başkontrolörlük kademelerine uzanan bir çizgiden söz ediyoruz. Bu tür görevlerin mutfağını bilenler bilir: Kâğıt üzerinde “rapor yazma” gibi görünür ama asıl mesele; mevzuatı, harcama disiplinini, riskleri, hata paylarını ve “kamu zararına” giden yolları en başından görmeyi öğrenmektir.

Denetim kökeni olan üst düzey yöneticilerin belediyecilikte iki alana güçlü katkı verme potansiyeli vardır:

Birincisi, bütçe ve kaynak yönetimi. “Para yok” cümlesini en son söyleyen, önce kaynakları tarayan, tasarrufu nereden yapacağını, yatırımı nasıl fazlandıracağını, hangi kalemin nereye kaydığını bilen profil.

İkincisi, süreç tasarımı. Belediye dediğimiz yapı yalnızca hizmet üretmez; aynı zamanda prosedür üretir. Sağlam prosedür, iyi niyetle değil, iyi tasarlanmış kontrol mekanizmalarıyla kurulur. Denetim geçmişi bunun okuludur.

Tekirdağ gibi bir kentte, özellikle su yönetimi, altyapı yatırımları, ihaleler, bakım-onarım, sosyal destek programları ve afet hazırlıkları gibi alanların tamamı “süreç” meselesidir. İşte denetim birikimi burada sahaya iner.

Akademiyle bağ kopmuyor: Doçentlik, yayınlar, dünya ölçeği

Ergül Halisçelik’i belediye bürokrasisinin sıradan bir yöneticisinden ayıran ikinci damar, akademiyle bağı. Doktora çalışması, doçentlik unvanı ve yayınlar… Üstelik temalar, kamu yönetimi ve kalkınma perspektifine oturuyor: yoksulluk, büyüme, kalkınma hedefleri, sürdürülebilir kalkınma, yatırım projelerinin maliyet-fayda analizleri, Dünya Bankası kaynaklı finansman yapıları, ekonomik kırılganlıklar.

Burada bir parantez açmak lazım: Belediyecilikte “yatırım” denince çoğu zaman akla asfalt gelir, kaldırım gelir, bina gelir. Oysa yatırım dediğimiz şey aynı zamanda “tasarım” işidir. Kentin geleceğini etkileyen kararlar, sadece mühendislik değil; finansman, planlama, sosyal politika ve kurumlar arası iş birliğiyle büyür. Halisçelik’in akademik tarafı, bu geniş çerçeveyi kurabilme ihtimalini güçlendiriyor.

Bir diğer önemli durak ise yurtdışı eğitimi. Kamu politikası ve yönetimi alanında uluslararası bir okul deneyimi, genelde şunu öğretir: Kamu hizmetini yalnız “iş yapmak” olarak değil, “etki üretmek” olarak ölçmek. Performans yönetimi, stratejik plan, izleme-değerlendirme, veriyle yönetim… Bunlar, belediyede doğru kurulduğunda kurumu bir üst lige taşır.

Adana’dan Bursa’ya: Büyükşehir ölçeğinde mutfak deneyimi

Halisçelik, bir dönem Adana Büyükşehir’de üst düzey görevlerde bulunuyor, sonrasında genel sekreterlik pozisyonuna geliyor. Ardından Bursa Büyükşehir’de genel sekreterlik deneyimi öne çıkıyor. Bu iki şehir, Türkiye’de belediyeciliğin ölçek olarak ağır işleyen iki örneği. Çok sayıda iştirak, yoğun ulaşım gündemi, altyapı yatırımları, sosyal hizmetler, kültür-sanat, tarım destekleri, afet yönetimi… Büyükşehir bürokrasisi, bir anlamda “aynı anda birçok cephede savaş” gibidir.

Bu noktada Tekirdağ’a dönersek: Tekirdağ’ın gündemi de parçalıdır. Bir yanda hızla büyüyen sanayi aksı ve planlama baskısı; bir yanda su ve altyapı maliyetleri; bir yanda tarımın korunması; diğer yanda göç, konut, ulaşım, çevre, afet riski… Genel Sekreterlik tam da bu parçaları birbirine bağlayacak “koordinasyon masası”dır.

Halisçelik’in bu masayı daha önce büyükşehir ölçeğinde yönetmiş olması, Tekirdağ’da “sıfırdan öğrenme” süresini kısaltabilecek bir avantaj olarak görülebilir.

Tekirdağ’da ne beklenir? İlk günlerin şifreleri

Yeni bir genel sekreter, göreve başladığında iki şeyi aynı anda yapmak zorundadır: Kurumu tanımak ve işi aksatmamak. Bunu başarabilenler, ilk haftalarda “sahaya yakın” ve “masaya hâkim” bir profil çizer. Halisçelik’in geçmişi, masaya hâkim tarafının zaten güçlü olduğunu söylüyor. Peki sahaya yakınlık?

Tekirdağ’da sahaya yakınlık demek; Süleymanpaşa’da farklı bir ihtiyaç, Çorlu-Çerkezköy hattında başka bir baskı, Şarköy-Marmaraereğlisi tarafında turizm ve kıyı dengesi, Hayrabolu-Muratlı hattında tarımsal gündem, Saray tarafında farklı altyapı ölçeği… Genel sekreterin “kent haritasını” hızla ezberlemesi gerekir. Bu ezber, sadece coğrafya değil; kurumun insan haritasıdır da: Hangi birim neyi ne kadar sürede çözebiliyor, nerede tıkanıyor, hangi süreç gereksiz uzuyor, hangi iş tekrar ediyor?

Bu yüzden, yeni bir genel sekreterden ilk etapta şu hamleler beklenir:

Kurumsal akışların fotoğrafını çekmek. Hangi iş nasıl ilerliyor, hangi evrak hangi masada bekliyor, nerede zaman kaybı var?

Bütçe ve yatırım programını masaya yatırmak. Kaynak nerede, harcama nerede, zorunlu işler hangileri, ertelemeye açık işler hangileri?

Kriz başlıklarına “tek cümlelik hedefler” koymak. Tekirdağ’da bu başlıkların içinde su yönetimi, altyapı, ulaşım, afet hazırlığı gibi alanlar her zaman üst sıradadır.

İnsan kaynağını güçlendirmek. Büyükşehirlerde en çok kaybettiren şey, iyi kadronun iyi koordine edilememesidir.

Halisçelik’in “tarzı” nasıl okunuyor?

Bir insanın tarzını en iyi, yaptığı işin dili anlatır. Halisçelik’in dili; denetim, mali disiplin, planlama, sürdürülebilirlik ve kamu politikası kavramları etrafında dönüyor. Bu da bize şu ihtimali gösteriyor: Tekirdağ’da yönetim yaklaşımı, “günü kurtaran” reflekslerden çok “sistem kuran” bir çizgiye evrilebilir.

Sistem kuran yönetim, dışarıdan bakana bazen yavaş görünür. Çünkü sistemi kurmak, detay işidir. Ama bir kere oturdu mu, kurumun verimi artar; vatandaşın karşısına daha tutarlı bir hizmet standardı çıkar.

Tabii Tekirdağ’da “sistem” kurmak demek, aynı zamanda “hız” demektir. Çünkü kentte altyapı ihtiyacı büyük. Genel sekreterlik tam da bu ikilemin merkezinde durur: Hem kontrol, hem hız. Denetim kökeni olan bir yöneticinin başarısı, bu iki hedefi çatıştırmadan dengeleyebilmesidir.

Tekirdağ için anlamı: Kentin yeni döneminde ‘kurumsal omurga’ arayışı

Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi, yeni dönemde birçok alanda hem yatırım hem de sosyal politika üretmeye çalışıyor. Bu üretim arttıkça “kurumsal omurga” ihtiyacı büyür. Genel sekreter, tam da bu omurgayı kuran kişidir: Daire başkanlıklarını aynı hedefe bağlayan, işi standartlaştıran, raporlama dilini oturtan, işlerin birbirine çarpmadan ilerlemesini sağlayan.

Halisçelik’in geçmişinde, bu omurgayı kurmaya elverişli iki güçlü araç var: Denetim refleksi ve akademik çerçeve. Denetim refleksi, “hata nereden gelir”i önceden gösterir. Akademik çerçeve ise “neyi neden yapıyoruz” sorusunu diri tutar.

Tekirdağ’da vatandaşın beklentisi ise basit: Su faturası, yol, ulaşım, sosyal destek, afet güvenliği, tarımın korunması, çevrenin gözetilmesi… Bu başlıkların her biri, genel sekreterin yönetim sistemine bağlanmak zorunda. Çünkü bir tanesi aksadığında, kurumun bütün algısı sarsılır.

İnsan hikâyesi: Belediyeyi ‘iş yeri’ değil ‘şehir’ yapan şey

Bu yazıyı kuru bir biyografi olmaktan çıkaran şey, insan tarafı. Halisçelik’in kendini anlatırken altını çizdiği unsurlar, “ben bir bürokratım” demekten fazlasını içeriyor: Eğitim, spor, yurtdışı deneyimi, ders verme, yazma-üretme…

Bu tarz profillerde genellikle şu ortak nokta görülür: Hayat, yalnız mesai saatlerinden ibaret değildir. Bu da belediyede şu anlama gelebilir: Kurumun içindeki entelektüel iklimi ve çalışma kültürünü güçlendirmek. İyi bir yönetici, iyi bir toplantı düzenini de kurar; iyi raporlamayı da ister; ölçmeyi ve takip etmeyi de… Belediye, böyle böyle “kurumsallaşır.”

Tekirdağ’da kurumsallaşma, aslında vatandaşın hayatına dokunan en pratik şeydir. Çünkü kurumsallaşan belediyede iş; kişiyle değil sistemle yürür. Sistemle yürüyen iş, kesintiye daha dayanıklıdır.

Tekirdağ’ın terazisi ağır, ama fırsatı da büyük

Tekirdağ, Türkiye’nin hem sanayi hem tarım hem de göç dinamiklerini aynı anda yaşayan özel bir kent. Bu yüzden belediyecilik burada “çok kanallı” yürümek zorunda. Genel sekreterin görevi ise tam olarak şu: O kanalları birbirine çarptırmadan akıtmak.

Ergül Halisçelik, geçmişiyle ve birikimiyle Tekirdağ’a “mali disiplin, planlama, süreç yönetimi ve sürdürülebilirlik” başlıklarını daha güçlü bir biçimde taşıyabilecek bir profil görüntüsü veriyor. Ancak her yeni görev gibi, asıl sınav sahada başlar. Tekirdağ’ın gündemi hızlıdır; vatandaşın sabrı sınırlıdır; belediyenin sorumluluğu büyüktür.

Şimdi kentte herkes aynı soruyu soruyor: Bu yeni dönem, Tekirdağ’ın motor odasında hangi düzeni kuracak? Eğer kurulan düzen hem hızlı hem sağlam olursa, bu sadece kurum içi bir başarı değil; Tekirdağlıların günlük hayatında hissedilen bir rahatlama olarak karşılık bulur.

Trakya Politik olarak biz de tam bu noktada duracağız: Genel sekreterin ilk aylarındaki hamlelerini, kurumsal değişimi, sahadaki yansımalarını; vatandaşın hayatına dokunan sonuçlarıyla birlikte izlemeyi sürdüreceğiz.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Trakya Haber

Trakya Politik

Trakya Gazetesi