Dolar 42,5007
Euro 49,3389
Altın 5.763,59
BİST 10.898,70
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Tekirdağ 19°C
Az Bulutlu
Tekirdağ
19°C
Az Bulutlu
Per 19°C
Cum 18°C
Cts 15°C
Paz 13°C

Tekirdağ Neden Susuz Kalmadı? TESKİ Ezberleri Bozuyor!

20 Kasım 2025 11:57 | Son Güncellenme: 21 Kasım 2025 15:35
372

Tekirdağ Su ve Kanalizasyon İdaresi TESKİ’nin bugün yapılacak genel kurulu, TESKİ hakkında yapılan alışılagelmiş kara propagandanın karşısında ezber bozuyor. 2014 yılında Tekirdağ’ın büyükşehir statüsüne geçmesiyle kurulan TESKİ, dönemin başarılı bürokratı Şafak Başa tarafından çok zor şartlarda ve en kısa sürede iyi işler hale getirilmişti. TESKİ yıllar içinde sürekli başarısız hamlelerle ve bitmeyen sorunlarla anıldı. Ancak bugün gelinen noktada yapılan yatırımlar ve çözüm hamleleri adeta ezber bozuyor.

EZBERLENMİŞ SÖZLER VE YAŞANAN GERÇEKLER

Tekirdağ Su ve Kanalizasyon İdaresi (TESKİ), 2025 yılı boyunca klasikleşmiş bir şekilde yapılan ezberlerle hedef tahtasına oturtuldu. Sosyal medyada, bazı köşe yazılarında ve siyasi polemiklerde, “yatırım yapmayan, sınıfta kalmış, yönetemeyen” bir TESKİ resmi çizilmeye çalışıldı. Ancak bugün TESKİ Genel Kurulu’nin sunduğu tablo, bu ezberi kökten bozuyor. Rakamlar, sahadaki çalışmalar ve somut projeler eleştiri kampanyası yürütenlerin iddialarını boşa düşürmekle kalmıyor, TESKİ’nin 2025’te tarihinin en büyük atılım dönemlerinden birine girdiğini de ortaya koyuyor. Hazırsanız soluksuz okuyacağınız bir yazıya başlıyoruz. Bu yazıyı sonuna kadar okumadan TESKİ hakkında tek laf ederseniz, okuyanlar tarafından bozguna uğratılmanız kaçınılmaz olacaktır. İşte TESKİ, işte bugünkü gerçekler. Sıkı tutunun, başlıyoruz!

HİÇ KİMSE “BU SU NEREDEN GELİYOR?” DİYE SORMUYOR

İklim krizinin etkileri 2025 yılında Türkiye genelinde daha görünür hale gelirken, özellikle İç Anadolu’da yeraltı su seviyesinin bir yılda 20-30 metre birden düştüğü, İzmir, Sakarya ve Uşak gibi illerde planlı su kesintilerine gidilmek zorunda kalındığı biliniyor. Pek çok kent, hem azalan yağışlar hem de artan nüfus ve sanayi baskısı altında su arzını yönetmekte zorlanıyor. Bu tablo, su idarelerinin aldığı her teknik kararın ve yaptığı her yatırımın stratejik bir önem kazanmasına neden oluyor.

Bu çerçevede, nüfusu her yıl en küçük ilçesi kadar artan, sürekli göç alan, sanayi bölgelerinde her geçen gün yeni fabrika bacaları yükselen Tekirdağ’da bugüne kadar geniş kapsamlı bir su kesintisi yaşanmamış olması dikkat çekiyor. Yaz aylarında, özellikle yazlık nüfusun birkaç katına çıkardığı Marmaraereğlisi, Kumbağ ve Altınova gibi bölgelerde zaman zaman kısmi su kesintileri yaşansa da, kent genelinde şebekeden su verilebilmesi, uzmanlara göre “zor koşullarda sürdürülen yoğun bir altyapı ve kaynak yönetimi”nin sonucu.

Su konusunda deneyimli yöneticiler, 2025 yılını “su arzını ayakta tutmak için olağanüstü çaba gösterilen bir dönem” olarak nitelendiriyor. Kurum, hâlihazırda işletmekte olduğu yüzlerce su kuyusuna ek olarak, yalnızca 2025 yılı içinde 20 yeni kuyu açıldığını vurguluyor. Bu yeni kuyular, artan nüfus, sanayi ve turizm baskısına rağmen kentteki su arzının devamlılığını sağlamak üzere devreye alınmış durumda. Su arzı konusunda uzman isimler, “Bugün Kasım ayının sonuna yaklaşırken Tekirdağ’da musluklardan su akıyorsa, bu tesadüf değil; planlı yatırımların ve sahada yürütülen kesintisiz teknik çalışmanın sonucudur” değerlendirmesini yapıyor.

Bu veriler, bir yandan TESKİ’yi su fiyatları ve hizmet kalitesi üzerinden sert biçimde eleştiren “sürekli tenkit” çizgisini tartışmaya açarken, diğer yandan su yönetiminin artık sadece yerel bir idare meselesi değil, iklim krizi çağında hayati bir stratejik planlama konusu olduğuna da işaret ediyor.

Sondaj kuyuları derine indikçe suyun maliyeti ve doğal olarak faturalandırması da ücret olarak yükseliyor. Ancak bırakın suyun fiyatını, şu anda Tekirdağ’da musluklardan su akıyor olması bile bir mucizeye işaret ediyor. Bu durumu sağlayansa kuşkusuz. TESKİ’den başkası değil.

BİR BÜYÜK ÇARPITMA: “SU FAHİŞ FİYATLA VERİLİYOR!”

Tekirdağ’da şebekeye verilen suyun % 88’i yeraltı su kaynaklarından sağlanıyor. Peki bu ne demek? Suyu onlarca, yer yer yüzlerce metre derinlikten pompalarla yukarı çekmek, arıtmak, depolara basmak ve kilometrelerce hat üzerinden evlere ulaştırmak için çok yüksek elektrik ve işletme maliyetine katlanmak demek. Yeraltı su seviyesi her yıl biraz daha düştüğü için, kullanılan enerji miktarı da buna paralel şekilde artıyor.

TESKİ’nin resmi hesaplarına göre 1 metreküp suyun çıkarılma, arıtılma ve şebekeye verilme maliyeti 94 lira seviyesinde. Buna rağmen 1. kademe su ve atıksu ücreti Ekim 2025 itibarıyla 62 lira olarak uygulanıyor. Yani “su fahiş fiyata satılıyor” diyenlerin iddiasının tam tersine, bugün Tekirdağ’da su, birim maliyetin yaklaşık % 34 altında halka sunuluyor; aradaki farkı da Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi ve TESKİ kendi bütçesinden sübvanse ediyor.

Kısacası abonelerin her ödediği fatura aslında bedelinin altında ücretlendirilmiş oluyor. Bu bağlamda “Suya zam yaptınız” şeklinde “bakkal hesabı” yapanların işin bu boyutunu da hesaba katmaları gerekiyor. Zira Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi ve TESKİ yönetimi “Suyu ucuza vererek kamu zararı oluşturuyorsunuz” diyen Sayıştay raporlarına binaen istediği anda su faturalarını % 34 yükseltme hakkına ve hatta zorunluluğuna sahip. “Su faturaları yüksek” diye atıp tutanların bu gerçeği bilmeyen bir cahil cesaretiyle atıp tutmaları önümüzdeki süreçte tüm Tekirdağ halkı için pek de hayırlara vesile olmayabilir. Ağzından “su faturası” lafı çıkanların bu bağlamda bir daha düşünmesi gerekiyor.

1 MİYLON KİŞİYE YARI FİYATINA SU VERİLDİ

Su fiyatları tartışılırken çoğu zaman görmezden gelinen bir başka gerçek ise, dar gelirli vatandaşları korumak amacıyla uygulanan indirimli tarife. TESKİ, aylık su tüketimi 5 metreküpün altında olan abonelere yüzde 50 oranında indirim uyguluyor. Yani en az su tüketen, genellikle tek başına yaşayan ya da geliri sınırlı olan yurttaşlar için su faturası bilinçli olarak aşağı çekiliyor. 2025 yılının ilk 10 ayında bu kapsamda 1 milyondan fazla abone indirimli tarifeden yararlanmış durumda. Bu uygulama, suyun maliyetinin altında fiyatlandırılmasına rağmen, sosyal belediyecilik anlayışından taviz verilmediğinin somut göstergelerinden biri olarak öne çıkıyor.

TAM 257 YENİ ARAÇ VE İŞ MAKİNESİ SATIN ALINDI

Bir diğer ezber bozan başlık da araç filosu. TESKİ, kısa süre önce 257 yeni araç ve iş makinesini satın alarak tamamen özvarlık haline getirdi. Bu ne anlama geliyor? Bu araçlar, yalnızca 2 yıllık kiralama bedeliyle Tekirdağ’a en az 10 yıl hizmet edecek. Oysa geçmişte ağırlıklı olarak kiralama yöntemi tercih ediliyor, her ay kasadan ciddi kiralar çıkıyordu. Sormadan edemiyor insan: Bu model acaba kimin işine geliyordu? Geçtiğimiz yıllarda büyük çaplı iş makineleri gerektiğinde İSKİ’den “rica minnet” talep edilen günlerden, bugün gıcır gıcır ve tamamı TESKİ’nin özvarlığı olan makinelerin filoya katıldığı bir döneme gelindi. Bu dönüşüm, hem mali disiplin hem de sahada hızlı ve bağımsız hareket edebilme kapasitesi açısından, TESKİ’nin 2025’te attığı en stratejik adımlardan biri olarak öne çıkıyor.

BUGÜN GELİNEN NOKTA: TESİSLER YENİLENİYOR

TESKİ’nin 2025 atılımının bir diğer cephesi de işletme güvenliği ve enerji maliyetleri. İlimiz genelinde 401 içmesuyu deposunun temizlik ve dezenfeksiyon programı başlatıldı; bugün itibarıyla bunun yüzde 68’i tamamlanmış durumda, merkezdeki 120 deponun tamamı temizlenmiş durumda. Çalışmanın Şubat 2026 itibarıyla tümüyle bitirilmesi hedefleniyor.

Bakım-onarım başlığında ise çok önemlibir program işletiliyor. Program kapsamındaki 26 tesisin 22’si, yani yaklaşık yüzde 85’i yenilendi. Geri kalan 4 tesis için çalışmalar sürüyor.

Enerjide dışa bağımlılığı azaltmak ve işletme giderlerini aşağı çekmek için çok önemli bir GES (Güneş Enerjisi Santrali) programı da yolda. Karacakılavuz ve Batı İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi sahalarında toplam 3,2 megavat kurulu güçle, yılda 12 bin 375 ton karbondioksit salımının önlenmesi ve bunun da yaklaşık 240 bin ağaca denk gelen çevresel katkı sağlaması hedefleniyor. Karacakılavuz’da 3 bin kilovatlık arazi GES projesi için kredi süreci ilerliyor.

TESKİ’NİN ÇALIŞMASI OLMASA HER YER GÖL OLURDU

Son ani ve şiddetli sağanakta özellikle Süleymanpaşa ve Marmaraereğlisi’nde yaşanan iki–üç lokal taşkın olayı, bazı çevrelerce “TESKİ sınıfta kaldı” başlığıyla servis edilmeye çalışıldı. Oysa tabloya veriyle bakıldığında, ortaya bambaşka bir gerçek çıkıyor.

İlimiz genelinde işletmede olan 333 bin metre yağmur suyu hattı ve 7 bin noktada 22 bin yağmur suyu alıcı mazgal bulunuyor.

Sadece Süleymanpaşa’da yaklaşık 94 bin metre yağmur suyu hattı ve 2 bin 200 yağmur suyu ızgara noktası; Marmaraereğlisi’nde ise 36 bin metre hat uzunluğu ve 795 nokta üzerinde düzenli temizlik ve bakım programı yürütülüyor.

TESKİ’nin yağmur suyu hatları ve ızgara temizliği konusundaki bu titiz ve planlı çalışmaları olmasaydı, bugün iki-üç noktayı değil, yüzlerce noktadaki taşkını konuşuyor olurduk. Ani sağanak, mevcut altyapıyı zorlayan sert bir stres testi oldu. bu testte ortaya çıkan lokal sorunlar hızla giderilirken, kurum bir yandan da riskli bölgeler için kalıcı kapasite artışına dönük projeleri devreye alıyor.

Ama her ani sağanak sonrası lokal ve geçici su birikintilerini cep telefonuyla kaydedip yayınlamaksa günümüzde gazetecilikten sayılıyor. Oysa gazetecilik, yukarıdaki verilerle konuşmaktır. Tıkanmış olan iki-üç bölgeyi videoya çekmek değil, bu şehirde tıkanmaya müsait 7 bin noktanın hangi emeklerle bu yağışlara hazırlandığını araştırmak ve anlatmak değilse nedir gazetecilik? Uğur Mumcu’nun döneminde cep telefonu ve cep telefonu kamerası olmadığını birilerinin çıkıp söylemesi gerekiyor.

TEKİRDAĞ’IN KUZEYİ KOMPLE ELDEN GEÇİRİLİYOR

Saray-Kapaklı-Çerkezköy hattı, Tekirdağ’ın hem içmesuyu güvenliği hem de sanayi baskısı açısından en kritik omurgalarından biri. TESKİ, 2025 boyunca bu hattı yalnızca “bugünü idare eden” bir hat olmaktan çıkarıp, geleceğin su stratejisini taşıyan bir altyapı koridoruna dönüştürmek için adım adım ilerleyen çalışmalar yürüttü. Bu hatta atılan her adım, Ayvacık Barajı’ndan gelecek suyun sisteme entegrasyonundan, sanayi bölgelerinin yükünü taşıyacak kanalizasyon altyapısına kadar bütüncül bir planın parçası olarak ele alınıyor.

Saray tarafında Ayvacık Barajı, Tekirdağ’ın uzun vadeli içmesuyu güvenliği açısından kilit role sahip. TESKİ, bu barajı yalnızca bir rezerv değil, Saray-Kapaklı-Çerkezköy aksıyla bütünleşen stratejik bir kaynak olarak görüyor. Bu yüzden barajdan gelecek suyu şehre taşıyacak iletim hatları, terfi merkezleri ve depo bağlantıları, bölgesel su yönetim planında özel başlık olarak yer alıyor. Hedef; hem yeraltı suyu üzerindeki baskıyı kademeli olarak azaltmak hem de kurak yıllarda bile bu hattı güçlü bir “besleme koridoru” haline getirmek.

Kapaklı’da ise öne çıkan başlık arıtma. Yeraltı suyunun demir ve mangan yükü nedeniyle zaman zaman kalite sorunları yaşayan bölgede TESKİ, Kapaklı Modüler Paket Arıtma Tesisi’ni devreye alarak özellikle bu iki parametreye odaklanan bir çözüm üretti. Saniyede belirli bir debiyi arıtarak sisteme veren bu ünite sayesinde, vatandaşın günlük hayatına doğrudan yansıyan renk ve koku şikâyetleri ciddi biçimde azaltıldı. Arıtma tesisi, Kapaklı ve çevresinde sadece bugün için değil, ileride Ayvacık Barajı ve yeni kuyularla güçlenecek şebekenin de “kalite filtresi” olarak konumlanmış durumda.

Çerkezköy’de ise esas mesai altyapı üzerinde yoğunlaşıyor. Sanayi tesislerinin, yoğun konut alanlarının ve yeni imar bölgelerinin baskısını taşıyan kanalizasyon şebekesi hat hat güçlendiriliyor; yüksek debi alan bölgelerde boru çapları büyütülüyor, kritik noktalarda yeni hatlar devreye alınıyor. Atıksu hatlarının yağmur suyu yükünden arındırılması, sanayi bölgelerinden gelen atıksuyun kontrollü biçimde toplanıp arıtma tesislerine iletilmesi için ayrıştırma ve rehabilitasyon çalışmaları yürütülüyor. Amaç; ani yağışlarda taşkın riskini azaltırken, günlük hayatta da geri tepmelerin, kokunun ve taşmanın önüne geçmek.

Bütün bu tabloya 2025 derin sondaj programını da eklemek gerekiyor. TESKİ, halihazırda işletilen yüzlerce kuyuya ilave olarak, yalnızca bu yıl içinde bölgede yeni kuyular devreye alarak Saray–Kapaklı–Çerkezköy hattına ek su kaynağı kazandırdı. Bu yeni kuyular, özellikle yaz aylarında sanayi ve yerleşim baskısının zirve yaptığı dönemlerde devreye girerek hattın nefes almasını sağlayan kritik can damarları olarak çalışıyor. Ayvacık Barajı perspektifi, Kapaklı’daki arıtma hamlesi, Çerkezköy’deki altyapı güçlendirmeleri ve yeni kuyular birlikte okunduğunda; bu hattın, TESKİ’nin “en zorlu bölgeyi bile planlı ve kararlı bir su yönetimiyle ayakta tutma” iradesinin somut bir örneği olduğu net biçimde ortaya çıkıyor.

KAPAKLI’DA MUSLUKTAN KÖTÜ AKAN SUYUN SORUMLUSU TESKİ Mİ?

Yine sosyal medyada TESKİ’nin hedef tahtasına oturtulmasının başlıca gerekçelerinden biri, Kapaklı’da zaman zaman musluktan “çamurlu” ya da renkli su akması meselesi oldu. Oysa bu durum, TESKİ’nin bir ihmali ya da hatasından değil, tamamen bölgenin kendine özgü yeraltı suyu yapısından kaynaklanıyordu. Kapaklı ve çevresinde yeraltından çıkan su, demir ve mangan yükü yüksek, klasik içmesuyu arıtma prosesleriyle tam randımanlı arıtılması zor bir karaktere sahip. Bu nedenle bölge için özel, demir ve mangana özgü bir arıtma tesisine ihtiyaç vardı. TESKİ de bunu görüp yıllar önce Kapaklı’ya özgü bir arıtma projesi hazırladı ve İLBANK’tan kredi talebinde bulundu. Ancak tıpkı yanıt bekleyen onlarca altyapı projesinde olduğu gibi, bu proje de uzun süre bekletildi, ötelendi, gerekli kaynak bir türlü aktarılmadı.

Dolayısıyla bugün suyun rengi üzerinden siyaset yapanların, önce “Bu su niçin böyle?” sorusunu teknik gerçeklerle birlikte sorması, sonra da “Bu projeye yıllarca neden kredi onayı çıkmadı, neden bu kente kaynak aktarılmadı?” sorusunun cevabını araştırması gerekiyor. TESKİ, Kapaklı’da ortaya çıkan bu sorunu görmezden gelmemiş, tam tersine özel arıtma ihtiyacını projelendirmiş, ısrarla finansman aramış ve nihayetinde modüler paket arıtma tesisini devreye alarak sorunu kalıcı biçimde çözme yönünde adım atmıştır. Kısacası Kapaklı’da musluktan kötü akan su, TESKİ’nin ihmali değil; geciktirilen projelerin, bekletilen kredilerin ve yıllarca ötelenen yatırım kararlarının bir sonucudur. TESKİ bugün bu tabloyu tersine çevirmek için sahada fiilen mücadele vermektedir.

SÜLEYMANPAŞA’DA TARİHİNDE GÖRÜLMEMİŞ BİR ALTYAPI HAMLESİ BAŞLATILDI

Süleymanpaşa, 2025 yılı itibarıyla belki de tarihinde ilk kez bu ölçekte, bütüncül bir altyapı hamlesinin merkezine yerleşmiş durumda. Yıllarca “üstünden makyaj yapılan ama altı sorunlu” bir ilçe olarak anılan Süleymanpaşa’da artık tam tersine, sorunun kaynağına inen bir anlayışla çalışılıyor.

Son ani ve şiddetli yağışta sadece birkaç lokal bölgede sorun yaşanmış olmasını sağlayan da bu altyapı ağı ve TESKİ’nin bu hatlar üzerindeki titiz mesaisi oldu. Kumbağ, Hürriyet ve benzeri yıllardır riskli görülen bölgelerde, hem yağmur suyu deşarjını rahatlatan hem de baskın riskini azaltan müdahaleler adım adım devreye alınıyor.

İlçenin içmesuyu ve kanalizasyon tarafında da tablo benzer şekilde “olağan akış”ın ötesine geçmiş durumda. 9. etap derin sondaj programı kapsamında Süleymanpaşa’da 8 yeni kuyu devreye alınarak, hem yaz aylarında artan nüfus yükü hem de sanayi ve hizmet sektörünün su talebi karşısında sisteme ek nefes kazandırıldı. Değirmenaltı başta olmak üzere eğimli, yerleşimin yoğun olduğu bölgelerde terfi merkezleri arasındaki hatlar güçlendiriliyor; Terfi Merkezi 10 ve Terfi Merkezi 5 hattını kapsayan çalışma, bu bölgedeki basınç dengesini ve arz güvenliğini artırmayı hedefleyen kritik bir adım. 1 Nisan 2024 – 31 Ekim 2025 döneminde Süleymanpaşa için sadece altyapı yatırım ve işletme başlıklarında yüz milyonlarca liralık bir paket sahaya yansımış durumda; bu, ilçenin “gelmiş geçmiş en kapsamlı altyapı seferberliği”nin kâğıt üzerindeki değil, sahadaki karşılığı.

Kısacası Süleymanpaşa’da bugün yapılan iş, tek tek arıza kapatmak değil; yağmur suyu, içmesuyu ve kanalizasyonu birlikte ele alan, derin sondajlardan terfi hatlarına, kritik mahallelerdeki risk azaltımından uzun vadeli projeksiyona uzanan bir altyapı yeniden inşasıdır. Yıllarca “neden yapılmıyor” denilen başlıklar bir bir masadan kalkarken, Süleymanpaşa artık sorunlarını biriktiren değil, altyapısını geleceğe hazırlayan bir merkez haline gelmektedir.

VİDANJÖR TALEPLERİ YARI YARIYA AZALDI, RANT AĞI ÇÖTÜ

TESKİ’nin en çok tartışma konusu yapılan başlıklarından biri olan vidanjör hizmetinde tablo 2025 itibarıyla tamamen değişti. Önceden altyapısı olmayan Marmaraereğlisi ve çevresindeki yazlık bölgelerde, vidanjör hizmeti yıllarca siyasi bir vaat olarak ücretsiz sunulmuş, bu durum da hem sürdürülemez bir mali yük hem de taşeron firmalar için istismara açık bir rant alanı yaratmıştı. Trakya Politik’in daha önce ayrıntılarıyla haberleştirdiği bu düzende, gereksiz çağrılar, keyfi kullanımlar ve denetimi zor bir “vidanjör ekonomisi” ortaya çıkmış; süreç, altyapı yatırımını geciktiren bir rahatlatma mekanizmasına dönüşmüştü. Ne zaman ki bu sürdürülemez uygulamanın sona erdirileceği ilan edildi, Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Candan Yüceer Marmaraereğlisi’nde bu düzenden beslenen, adeta çeteleşmiş bir güruh tarafından protesto edilmişti.

Bugün ise rakamlar bambaşka bir tabloyu gösteriyor. 2024 yılında 47 bin olan vidanjör talepleri, 2025 Ekim itibarıyla 22 bine gerileyerek yaklaşık yüzde 50 oranında azaldı. TESKİ kaynakları, bu sayede bekleme sürelerinin kısaldığını, güncel hesaplamalara göre de 180 milyon lira civarında bir tasarruf sağlandığını ifade ediyor. Veriler, keyfi kullanımların ve rant ağının önemli ölçüde sonlandığını, kaynağın gerçek ihtiyaca yöneldiğini ortaya koyuyor. Aynı dönemde Marmaraereğlisi, ilçe bazlı altyapı yatırımlarında “aslan payını” alarak birinci sıraya yükseldi. Yani günü kurtarmaya dönük, koltuk odaklı ücretsiz vidanjör politikası yerine; kanalizasyon şebekesini kuran, altyapıyı güçlendiren, uzun vadeli ve cesur bir çizgiye geçildi. Matematik, bu kez siyasetin değil, sürdürülebilir kamu yönetiminin tarafında duruyor.

ÇOKAL BARAJI: TEKİRDAĞ’I SUSUZLUKTAN KURTARACAK STRATEJİK HAT

Çokal Barajı’ndan Süleymanpaşa ilçe merkezine yılda 10 milyon metreküp su tahsisi, kâğıt üzerinde sadece bir “rakam” gibi görünebilir. Oysa bu rakam, Tekirdağ’ın su geleceği açısından gerçek bir kırılma noktasıdır. DSİ tarafından verilen bu tahsis, başta TESKİ Genel Müdürü olmak üzere kurum yöneticilerinin aylarca süren ısrarlı temasları, teknik dosyaları, raporları ve Ankara trafiğinin bir sonucudur. Yılda 10 milyon metreküp su, kabaca günde 27 bin 400 metreküp, saniyede yaklaşık 317 litre ilave debi anlamına geliyor. Bu da Süleymanpaşa ilçe merkezinin içmesuyu ihtiyacının çok büyük bir bölümünü yeraltı kuyularına mahkûm olmadan, yüzeysel ve nispeten daha güvenli bir kaynaktan karşılayabilmek demek.

Bugün Tekirdağ’ın şebekeye verdiği suyun yaklaşık yüzde 88’i yeraltından sağlanıyor ve her yıl biraz daha derine inen su seviyesi, hem enerji maliyetlerini artırıyor hem de kuraklık riskini büyütüyor. Çokal hattı devreye girdiğinde tablo kökten değişecek: Bir yandan Süleymanpaşa’nın ana beslemesi baraj suyuyla güçlenecek, diğer yandan kuyular kademeli olarak “yedek ve destek kaynak” konumuna çekilecek. Bu, hem suyun kimyasal kalitesinin iyileşmesi, hem basınç ve debi dalgalanmalarının azalması, hem de kritik kuraklık dönemlerinde sistemin elinde ikinci, üçüncü manevra alanlarının oluşması demek. Kısacası, Çokal Barajı’ndan alınan bu 10 milyon metreküplük tahsis, sadece bir proje değil; Tekirdağ’ı “her yaz su biter mi?” kaygısından çıkarıp, iklim krizine rağmen musluğundan su akan bir kent olarak tutmanın teknik teminatıdır. Bu hat fiilen devreye girdiği gün, herkes bunun ne anlama geldiğini çok net görecek.

BAŞARI TESADÜF DEĞİL! BAŞARI, GÖRÜNMEYEN EMEKLE GELİYOR!

Yukarıdaki tablodaki olumluya giden tüm göstergelerin baş mimarlarından biri elbette 2024 yerel seçimlerinin ardından şekillenen yeni belediyecilik anlayışı. Candan Yüceer yönetimindeki politikalar, özellikle su ve altyapı alanında kararlı, cesur ve veriye dayalı bir çizgiyi işaret ediyor. Ancak bununla birlikte, özerk bir kurum olan TESKİ’nin Genel Müdürü Mehmet Ali Şişmanlar’ın Ankara’daki çalışma hayatından süzülüp gelen deneyimi, bürokratik refleksleri ve çalışma azmi de kurumun üzerinden yıllardır biriken “ölü toprağının” kalkmasında belirleyici bir rol oynuyor. Bugün ortaya çıkan tablo, siyasi irade ile teknik aklın buluştuğu bir eşik. TESKİ’nin önümüzdeki yıllardaki başarısı da bu çıtanın daha yukarı taşınmasına dönük ısrarla, aynı tempo ve ciddiyetle yol yürünmesine bağlı.

Öte yandan unutmamak gerekir ki TESKİ, doğası gereği “kazıyla, çatlakla, patlakla, çamurla” uğraşan bir kurum. Siz hiç gece yarısı bir arızayı gidermek için sıcak yatağından kalkıp sahaya koşan bir TESKİ personelinin alkışlandığını gördünüz mü? Marifetin iltifata tabi olduğu söylenir ama bu tür işlerde çoğu zaman tam tersi olur. Emek görünmez, sadece şikâyet görünür. Peki, tıkanmış bir rögarı açarak ileride oluşacak bir taşkını, hatta muhtemel bir can kaybını önleyen bir TESKİ ustasının insan manzaralarını yansıtan bir röportajla manşetlere taşındığını gördünüz mü? Göremezsiniz. Çünkü bu gibi durumlar, sansasyonel olmadığı için haber değeri taşımayan ama kent hayatını sırtında taşıyan görünmez başarı hikâyeleridir.

Buna karşın, ezberini bozmaya niyeti olmayan çevreler için en kolay söylem hazır: “Su faturaları yüksek…” Oysa bugün elinize gelen faturayı beğenmeyebilirsiniz ama o faturayı ödeyebileceğiniz bir suya sahipseniz, bunu TESKİ’nin sahadaki çalışmalarına borçlusunuz. Yarın, iklim krizi derinleşip kaynaklar daha da daraldığında, musluklardan su akmadığı bir senaryoda, elde fatura bile olmayabilir. Belki o zaman, sosyal medyada “su pahalı” demekten başka bir cümle kurmayanlar, asıl meselenin suyun bedeli değil, suyun kendisi olduğunu idrak edecekler. Ve ancak o gün, bir TESKİ emekçisinin, bir şebeke ustasının, bir mühendisin ve kurumun başındaki ismin bu şehir için ne ifade ettiğini gerçekten anlamış olacaklar.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Trakya Haber

Trakya Politik

Trakya Gazetesi