Dolar 44,1811
Euro 50,5878
Altın 7.170,55
BİST 13.092,93
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Tekirdağ 12°C
Az Bulutlu
Tekirdağ
12°C
Az Bulutlu
Cts 12°C
Paz 12°C
Pts 12°C
Sal 12°C

Trakya’da CHP’li başkanlardan ortak mesaj: “Baskıya boyun eğmeyeceğiz, halkın yanında olmaya devam edeceğiz”

13 Mart 2026 15:21 | Son Güncellenme: 13 Mart 2026 21:14
157

Trakya Politik – Çorlu’da düzenlenen Trakya Belediye Başkanları Çalıştayı, yalnızca bir bölgesel koordinasyon toplantısı değil, aynı zamanda CHP’li yerel yönetimlerin siyasal baskılara, ekonomik kuşatmaya ve büyüyen toplumsal ihtiyaçlara karşı ortak duruşunu ilan ettiği güçlü bir platforma dönüştü. Demokrasi, dayanışma, sosyal belediyecilik, su krizi, tarımsal üretim ve gelir yönetimi başlıklarının öne çıktığı toplantıda, “halkın iradesi”, “ortak mücadele” ve “üreten kentlerin hakkı” vurgusu damga vurdu.

13 Mart 2026 Cuma günü Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde gerçekleştirilen Cumhuriyet Halk Partisi Çanakkale, Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ Belediye Başkanları Çalıştayı, Trakya’daki CHP’li yerel yönetimlerin yalnızca hizmet başlıklarını değil, aynı zamanda Türkiye’nin içinden geçtiği siyasal ve ekonomik atmosferi de masaya yatırdığı dikkat çekici bir buluşma oldu. Toplantı boyunca yapılan konuşmalar, klasik belediyecilik gündeminin çok ötesine geçerek, yerel yönetimlerin artan sosyal yük, daralan mali imkânlar, merkezi idarenin baskıları ve demokrasi tartışmaları arasında nasıl ayakta kalmaya çalıştığını ortaya koydu.

Salonda verilen fotoğraf, CHP’nin Trakya hattında yerel yönetimleri yalnızca bir hizmet mekanizması olarak değil, aynı zamanda halk iradesinin sahadaki temsil gücü olarak gördüğünü gösterdi. Açılıştan son konuşmaya kadar hemen her isim, belediye başkanlarına yönelik soruşturmaları, gözaltıları, görevden almaları ve siyasi baskı iddialarını doğrudan halkın sandıkta verdiği iradeye yönelmiş müdahaleler olarak değerlendirdi. Bu yönüyle çalıştay, belediyecilik deneyimlerinin paylaşıldığı teknik bir toplantı olmanın yanı sıra, güçlü bir siyasal dayanışma deklarasyonuna da dönüştü.

Çorlu’da verilen mesaj: Bu toplantı rutin değil, dönüm noktası

Toplantının daha ilk anlarından itibaren verilen en net mesaj, buluşmanın sıradan bir belediyecilik toplantısı olmadığı yönündeydi. Çorlu’da yapılan açılışta, Trakya’nın cumhuriyet değerlerine, demokrasiye, laikliğe ve sosyal adalete güçlü bağlılığı öne çıkarılırken; CHP’li belediyelerin halkçı, şeffaf ve sosyal belediyeciliğin sahadaki en görünür örneklerini ortaya koyduğu vurgulandı. Ancak bu başarı hikâyesinin kolay şartlar altında yazılmadığı da özellikle belirtildi. Yerel yönetimlerin ekonomik daralma, kaynakların adaletsiz dağılımı, yetki kısıtlamaları ve siyasi baskılar altında hizmet üretmeye çalıştığı ifade edildi.

Toplantının ev sahibi Çorlu cephesinden verilen mesaj ise hem bölgesel ölçeği hem de siyasetin yönünü göstermesi bakımından dikkat çekiciydi. Trakya’nın sadece bir coğrafya değil; üretimin, dayanışmanın ve demokrasi kültürünün güçlü olduğu bir bölge olduğu vurgulandı. Dört ilin toplam nüfusunun 2 milyon 584 bin olduğu, bunun yaklaşık 2 milyon 300 bininin belediye hizmeti aldığı, bölgede 72 belediyenin bulunduğu ve bu belediyelerin yüzde 60’ının CHP’li olduğu bilgisi paylaşıldı. Daha çarpıcı olan ise CHP’li belediyelerin bölge nüfusunun yaklaşık yüzde 78’ine hizmet verdiği vurgusuydu. Bu tablo, CHP’nin Trakya’daki belediyecilik etkisinin yalnızca sayısal değil, toplumsal kapsayıcılık bakımından da belirleyici düzeye ulaştığını gösteren bir veri olarak öne çıktı.

“Halkın oyuyla seçilenlere yönelik baskılar halkın tercihine müdahaledir”

Toplantının siyasal omurgasını oluşturan en önemli başlık, belediye başkanlarına yönelik yargısal ve idari süreçler oldu. Konuşmacılar, son dönemde CHP’li belediyelere yönelik soruşturma, gözaltı, tutuklama ve görevden uzaklaştırma girişimlerini yalnızca kişisel ya da kurumsal saldırılar olarak değil, doğrudan halkın sandıkta ortaya koyduğu iradeyi aşındırma çabası olarak tanımladı. Özellikle Ekrem İmamoğlu üzerinden yürüyen süreçler, salondaki birçok konuşmada demokrasi ve hukuk devleti tartışmasının merkezine yerleştirildi.

Tekirdağ İl Başkanı Cenk Boduç’un konuşması bu açıdan toplantının en sert siyasal çerçevelerinden birini sundu. Boduç, son dönemde belediyelere yönelik hukuki baskıların tesadüf olmadığını, bunun sandıkta kazanamayanların halkın iradesini masa başında zayıflatma çabasından başka bir anlam taşımadığını söyledi. Belediye başkanlarının yalnızca birer idareci değil, sandıkta ortaya çıkan iradenin temsilcileri olduğunu vurgulayan Boduç, soruşturma ve baskıların doğrudan halkın tercihine yöneldiğini dile getirdi. Konuşmasında “başınızı eğmeyin, geri adım atmayın” çağrısı yapması, toplantının ruhunu özetleyen en belirgin siyasal cümlelerden biri oldu.

Çanakkale Belediye Başkanı Muharrem Erkek de benzer çizgide, belediye başkanlarının yalnızca altyapı, üstyapı ve sosyal hizmet üretmekle kalmadığını; aynı zamanda eşitlik, özgürlük, adalet ve yerel demokrasi için de mücadele etmek zorunda olduğunu söyledi. CHP’li belediyeleri çalışamaz hale getirme girişimlerine karşı geri adım atılmayacağını vurgulayan Erkek, öz gelirleri artırarak, sosyal belediyeciliği büyüterek ve halkla bağları koruyarak bu baskılara yanıt vereceklerini ifade etti. Böylece toplantıda, “baskıya karşı savunma” ile “hizmete devam etme” stratejisinin birlikte yürütüleceği net biçimde ortaya konuldu.

Candan Yüceer’den dikkat çeken çıkış: “Bu kadar yük bizdeyse, üretilen değer de burada kalmalı”

Toplantının en kapsamlı ve en çok başlık açan konuşmalarından birini Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Candan Yüceer yaptı. Yüceer, bu buluşmanın artık rutin belediye sorunlarının konuşulduğu bir toplantının ötesine geçtiğini, CHP’li belediyelerin “özel bir dönemin zorluklarını” birlikte aşma iradesiyle bir araya geldiğini söyledi. Konuşmasının merkezine ekonomik kriz, büyüyen sosyal sorunlar, gelir daralması, yetki sınırlamaları ve yargı eliyle baskı iddialarını yerleştiren Yüceer, buna rağmen belediyelerin geri adım atmadığını özellikle vurguladı.

Yüceer’in konuşmasında dikkat çeken bölümlerden biri, Tekirdağ’ın merkezi bütçeye katkısı ile aldığı kamu yatırımı arasındaki dengesizlik eleştirisi oldu. Tekirdağ’ın vergi tahakkuku ve tahsilatında Türkiye’nin her zaman ilk sıralarında yer aldığını, buna rağmen kamu yatırımları ve pay dağılımı söz konusu olduğunda hak ettiği karşılığı alamadığını söyleyen Yüceer, yılda 20 bin ila 30 bin göç alan, sanayileşmenin çevresel ve demografik yükünü taşıyan, katma değer üreten bir kentin buna rağmen yeterli kamu desteği göremediğini belirtti. Bu çerçevede en dikkat çekici cümlesi ise, “Ürettiğimiz değer üretilen yerde kalsın, Tekirdağ’a hizmet olarak gelsin” oldu. Bu ifade, yalnızca Tekirdağ için değil, üretim yükü taşıyan bütün kentler açısından yeni bir mali adalet tartışmasının işareti olarak öne çıktı.

Sosyal belediyecilik savunması: “Biz sırtımızı dönemeyiz”

Çalıştayın ikinci ana ekseni sosyal belediyecilik oldu. Toplantıda yapılan konuşmalar, CHP’li belediyelerin kendilerini sadece yol, park, asfalt ve altyapı yatırımlarıyla sınırlı görmediğini; ekonomik kriz derinleştikçe yurttaşın sofrasına, çocukların eğitimine, emeklinin gıdaya erişimine ve üreticinin ayakta kalmasına kadar uzanan geniş bir sosyal sorumluluk alanı üstlendiğini ortaya koydu. Kent lokantaları, dost marketler, halk ekmek, kreşler, gündüz bakım evleri, aşevleri, kadın eğitim merkezleri, tarımsal destekler ve kırsal hizmetler, bu modelin başlıca araçları olarak anlatıldı.

Candan Yüceer, belediyelerin sosyal destek talepleri karşısında “bu bizim işimiz değil” deme lüksü olmadığını açık biçimde söyledi. Bir yandan altyapı yatırımlarının sürdüğünü, diğer yandan sofraya ekmek götürmekte zorlanan yurttaşların yükünü hafifletmeye çalıştıklarını belirten Yüceer, Tekirdağ’da sosyal hizmetlerin ve desteklerin 7 ila 10 kat artırıldığını ifade etti. Tek Market, kent lokantaları, kendi üretim zinciri üzerinden sağlanan et ve gıda modelleriyle hem üreticiyi hem tüketiciyi aynı denklemde korumaya çalıştıklarını anlattı. Bu yaklaşım, çalıştayda sık sık dile getirilen “belediyecilik sadece fiziksel hizmet değildir; insanı koruma işidir” düşüncesinin somut karşılığı olarak yansıdı.

Çorlu Belediye Başkanı Ahmet Sarıkurt da kendi kentlerindeki deneyim üzerinden aynı hattı güçlendirdi. Çocuk ve gençlik meclislerinden kadın eğitim merkezlerine, Dost Market’ten Engelsiz Kafe’ye, Halk Ekmek’ten Kent Lokantası’na kadar 32 farklı alanda sosyal dayanışmayı büyüttüklerini anlatarak, CHP’li belediyeciliğin “yalnızca yol ve parkla ilgilenmeyen, insanın hayat kalitesini merkeze alan” bir yönetim anlayışı olduğunu vurguladı. Bu vurgu, çalıştayın belediyecilik felsefesine dair en belirgin çerçevelerden biri oldu.

Trakya’nın alarm veren dosyası: Su krizi, kuraklık, çevresel baskı

Toplantının belki de en hayati bölümü, Trakya’nın büyüyen çevre ve iklim risklerine ayrıldı. Kuraklık, azalan su kaynakları, yeraltı suyuna aşırı bağımlılık, sanayinin çevresel yükü, orman yangınları, sel riski, göç baskısı ve hatta nükleer santral tehdidi, çalıştayın en somut bölgesel sorun başlıkları olarak öne çıktı. Konuşmalarda sıkça vurgulanan ortak tespit şuydu: Trakya’nın sorunları artık tek bir belediyenin çözebileceği sınırları aşmış durumda. Bu nedenle bölgesel koordinasyon ve ortak planlama zorunluluk haline gelmiş bulunuyor.

Candan Yüceer’in verdiği veriler bu alarmın ciddiyetini açık biçimde ortaya koydu. Tekirdağ’da TESKİ’nin su kaynaklarının yüzde 88,6’sının yeraltı suyundan sağlandığını, sondaj derinliklerinin artık 300-400 metreleri bulduğunu söyleyen Yüceer, bunun çocuklara ve geleceğe bırakılması gereken bir kaynağın bugün kontrolsüz biçimde tüketilmesi anlamına geldiğini belirtti. Yüzey sularının yetersizliği, yağış azlığı ve kuraklığın yanı sıra daha fazla su tüketecek, daha fazla çevresel baskı yaratacak projelere de tepki gösteren Yüceer, “önce çevre, önce sağlık, önce insan” anlayışını savundu. Bu yönüyle konuşma, yalnızca bir belediye başkanının hizmet sunumu değil, Trakya için yüksek sesli bir ekolojik uyarı niteliği taşıdı.

CHP Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı da Trakya’nın su fakiri bir bölge olduğunu, yeni sanayi alanları, organize sanayi bölgeleri, tarımsal üretim ve nüfus baskısı birlikte düşünüldüğünde bölgenin su yönetiminin artık stratejik planlama düzeyinde ele alınması gerektiğini söyledi. Devlet Su İşleri’nin acil önlem alması gerektiği, Ergene çevresindeki kirliliğin azaltılması ve sanayi-tarım dengesinin yeniden kurulmasının zorunlu olduğu yönündeki değerlendirmeler, toplantının geleceğe dönük en güçlü uyarıları arasında yer aldı.

Tarım ve hayvancılıkta yeni hat: “Trakya üretirse Türkiye nefes alır”

Çalıştayda sosyal belediyecilik kadar güçlü işlenen bir diğer başlık, tarım ve hayvancılık oldu. Trakya’nın verimli topraklarına rağmen susuzluk ve desteksizlik nedeniyle potansiyelini tam kullanamadığı; bu nedenle yerel yönetimlerin sadece kent merkezine değil kırsala da daha fazla yönelmek zorunda olduğu ifade edildi. Tarımsal desteklerin artık belediyeciliğin merkezî unsurlarından birine dönüştüğü, yerel yönetimlerin bu alanda klasik görev tanımlarının ötesine geçtiği açıkça anlatıldı.

Candan Yüceer, göreve geldiklerinden beri tarımsal destekleri 10 kat artırdıklarını söyledi. Tohumdan fideye, suvatından su deposuna, oğlak yeminden karma yeme, mazot desteğinden küçükbaş hayvancılığı büyütmeye kadar uzanan çok sayıda destek mekanizması anlattı. Kadın üreticilere pozitif ayrımcılık yapılacağını, bazı yeni destek modellerinde kadın oranının özellikle yüzde 50 olarak belirlendiğini vurguladı. Bu başlık, CHP’li belediyelerin yalnızca kentsel sosyal yardım değil, üretim odaklı kırsal kalkınma modelini de büyütme arayışında olduğunu gösterdi.

Genel Başkan Yardımcısı da belediyelerin artık gübre, tohum, yem, veterinerlik hizmeti, süt alım garantisi ve kooperatif ürünlerinin tüketiciye ulaştırılması gibi alanlarda aktif rol aldığını belirtti. Belediyelerde tarımsal daire başkanlıkları ve veteriner hizmetleri birimlerinin yaygınlaştırıldığını ifade eden bu yaklaşım, CHP’nin yerel yönetim modelinde kırsalın artık tali değil stratejik bir başlık olarak görüldüğünü açık biçimde ortaya koydu.

Belediyecilikte yeni eşik: Tasarruf değil, akıllı gelir yönetimi

Çalıştayın teknik ve yönetsel boyutunda ise gelir artırıcı modeller, kaynak koruma stratejileri ve verimlilik vurgusu öne çıktı. Toplantıda yapılan konuşmalarda, CHP’li belediyelerin yalnızca baskılardan şikâyet eden yapılar olarak değil; yeni kaynak yaratan, maliyet-fayda dengesi kuran, kurumsal kapasitesini büyüten ve öz gelirlerini artırmaya çalışan yönetimler olarak öne çıkması gerektiği dile getirildi. Bu, çalıştayın siyasal tonu kadar ekonomik-programatik hattının da bulunduğunu gösterdi.

Yüceer’in verdiği örnekler bu açıdan dikkat çekiciydi. Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi’nin kiralama modeli yerine satın alma modeline geçtiğini, göreve geldiklerinden bu yana 450’nin üzerinde araç, ağır vasıta ve iş makinesi alındığını söyleyen Yüceer, bunun dışa bağımlılığı azaltmak, hizmet sürekliliğini güçlendirmek ve aynı kaynakla daha fazla iş yapmak için tercih edildiğini belirtti. Her yatırımda fayda-maliyet analizi yaptıklarını, sosyal belediyeciliğin sürdürülebilir olması için mali rasyonaliteyi göz ardı etmediklerini vurguladı. Bu açıklamalar, çalıştayın “halkçı belediyecilik ile mali disiplin birlikte yürür” tezini güçlendirdi.

Genel Başkan Yardımcısı da CHP’li belediyelerin bütçe hedeflemelerinde enflasyonun ve büyüme hızının üzerinde performans gösterdiğini, gelir artırıcı önlemler üzerinde çalışıldığını ve çok sayıda belediyenin bugüne kadar farkında dahi olmadığı gelir kalemlerinin sisteme kazandırılmasının hedeflendiğini anlattı. Buradaki temel yaklaşım, yurttaşın hizmetini kısarak değil, belediyenin meşru gelirlerini etkin toplayarak ve suistimalleri önleyerek mali alan yaratmak olarak tarif edildi.

Trakya Belediyeler Birliği için yeni rol: Sadece masa değil, koordinasyon merkezi

Toplantının en stratejik çıktılarından biri de Trakya Belediyeler Birliği’nin gelecekteki rolüne dair oldu. Konuşmalarda ortak sorunların artık ilçe veya il sınırlarını aştığı, su yönetimi, çevre baskısı, afet hazırlığı, kırsal hizmetler, göç ve sanayi yükü gibi başlıkların bölgesel koordinasyon gerektirdiği sıkça dile getirildi. Bu nedenle birliğin yalnızca periyodik toplantılar yapan bir yapı değil, ortak proje üreten, deneyim paylaşan, krizlere birlikte yanıt veren, Trakya ölçeğinde yerel yönetim refleksi geliştiren daha güçlü bir merkez haline gelmesi gerektiği savunuldu.

Ahmet Sarıkurt bu yapının “şehirleri değil, Türkiye’nin geleceğini değiştirecek bir yerel yönetim ağı” oluşturabileceğini söylerken; Candan Yüceer de afetlerden çevre felaketlerine, kırsal üretimden ortak yatırım mekanizmalarına kadar her başlıkta dayanışmanın büyütüleceğini ifade etti. Bu yönüyle çalıştay, Trakya’da yeni bir bölgesel belediyecilik siyasetinin işaret fişeği olarak da okunabilecek nitelikteydi.

Sonuç: Çorlu’dan yükselen çerçeve, yalnızca Trakya’ya değil Türkiye’ye dönük

Çorlu’daki çalıştayın sonunda ortaya çıkan genel tablo şuydu: CHP’li belediyeler kendilerini yalnızca yerel hizmet üreten kurumlar olarak görmüyor. Aynı zamanda ekonomik kriz koşullarında halkın yanında duran, tarımı ve üretimi destekleyen, su ve çevre krizine dikkat çeken, mali baskılara rağmen yeni gelir modelleri arayan ve siyasal baskılara karşı halk iradesini savunan bir yerel yönetim hattı kurmaya çalışıyor. Toplantıda verilen mesaj, “zor koşullar altındayız” cümlesinin ötesine geçerek, “bu koşullara rağmen çözüm üretmeye devam edeceğiz” iradesine dayandı.

Demokrasi, dayanışma ve sosyal belediyecilik başlıklarının aynı potada buluştuğu Çorlu toplantısı, CHP’nin Trakya’daki belediyecilik pratiğini sadece bir bölgesel başarı hikâyesi olarak değil, ülke siyasetine örnek gösterilen bir model olarak konumlandırma çabasını da görünür kıldı. Salondan çıkan ortak cümle ise neredeyse bütün konuşmaları özetledi: CHP’li belediyeler baskıya rağmen geri adım atmayacak, halktan kopmayacak ve dayanışmayı büyüterek yoluna devam edecek.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Trakya Haber

Trakya Politik

Trakya Gazetesi