Trakya’dan sert tepki: “Marmara’da derin deşarj ekolojik intihardır”
Ergene ve Trakya platformları, “arıtma değil deşarj” vurgusuyla Marmara’nın diplerinde biriken azot-fosfor yükünün ekosistemi çökerttiğini, Trakya’da yeraltı sularının çekildiğini ve halk sağlığının tehdit altında olduğunu açıkladı. “Bu tercih bilimin değil, kârın tercihidir.”
Ergene Platformu Sözcüsü Gürcan Kırım ile Trakya Toprağıma Dokunma Platformu Sözcüsü Cengiz Atlı, Marmara Denizi’ne atık suların borularla 40–45 metre derinliğe verilmesini öngören derin deniz deşarjı uygulamasına karşı ortak bir açıklama yaparak “Bu yöntem arıtma değildir; kirliliğin denizin dibine gömülmesidir” dedi.
“Arıtma değil, kirliliği görünmez kılma”
Açıklamada derin deşarjın, kısmen arıtılmış suların “seyrelme” iddiasıyla denizin derin bölgelerine bırakılması anlamına geldiğine dikkat çekildi. Ağır metallerin, azot-fosfor bileşiklerinin ve mikroplastiklerin dipte birikerek oksijen azalması, dip canlılarının yok oluşu ve besin zincirinin bozulması gibi geri dönüşü zor etkiler yarattığı vurgulandı.
“Trakya suyu çekiyor, Marmara kirliliği yutuyor”
Trakya’nın su kıtlığı yaşayan bir bölge olduğu hatırlatılarak, günde yaklaşık 460 bin metreküp yeraltı suyunun çekilip kirletildikten sonra denize verilmesinin akıl dışı olduğu belirtildi. Bu miktarın günde 184 olimpik havuza karşılık geldiği ifade edildi.
Çorlu Deri ve Karma OSB’de 4 Kasım 2024’te yapılan bir açıklamada “yeraltı suyunun 400 metrelere kadar düştüğü” bilgisinin paylaşıldığı anımsatılarak, tablo “ciddiyetini koruyan bir su-kirlilik çelişkisi” olarak tanımlandı.
“Müsilaj eşiği: Azot ve fosfor yükü”
Bilim insanlarının 18 Ocak 2026’da yaptığı uyarılara atıfla, Prof. Dr. Ahmet Cemal Saydam ve deniz biyoloğu Mert Gökalp’in Marmara’daki artan azot-fosfor yükünün müsilaj riskini büyüttüğü yönündeki değerlendirmeleri hatırlatıldı. Marmara’nın yarı kapalı yapısı ve yavaş yenilenme süreci nedeniyle, kirliliğin dipte birikerek kalıcı bir ekosistem krizine kapı araladığı ifade edildi.
“Bağlı olmayanlar, OSB dışı sanayi, evsel atıklar…”
Gürcan Kırım, sosyal medya paylaşımlarında kendisine yöneltilen “Deşarj varken neden dereler hâlâ kirli akıyor?” sorusuna şu çerçevede yanıt verdi:
Tekirdağ’daki 14 OSB’nin tamamı hatlara bağlı değil, OSB dışındaki çok sayıda fabrika ile köyler ve evsel atıklar sisteme dahil değil. Derin deşarj hattının kapasitesi 450 bin m³/gün ve Tekirdağ’daki toplam kirlilik bu kapasitenin üzerinde. Sonuç olarak kirliliğin bir kısmı Marmara’ya basılırken, büyük kısmı Ergene ve yan derelerde akmaya devam ediyor.
“2011’den beri uyarı var; bugün yaşananlar tesadüf değil”
6 Mayıs 2011’de ilan edilen “derin deniz deşarjı” kararından bu yana çevre örgütleri ve bilim insanlarının itiraz ettiğini hatırlatan platformlar, Ergene’nin temizlenmediğini, derin deşarjın ise müsilajı tetikleyen eşiğe katkı verdiğini savundu. “Bu tablo bir plansızlık değil; yıllara yayılan bir tercihin sonucudur” denildi.
“Dünya terk etti, biz ısrar ediyoruz”
Açıklamada, Baltık Denizi, Adriyatik, Tokyo Körfezi ve Kaliforniya kıyılarında derin deşarjın terk edildiği örnekleri sıralanarak, Türkiye’de geri dönüşüm ve ileri arıtma yatırımları yerine “ucuz, hızlı, denetimi zor” bir yöntemde ısrar edildiği kaydedildi.
“Derin deşarjı savunmak; bilimi, doğayı ve halk sağlığını savunmak değildir. Kârı, kirliliği ve yaşamın katledilmesini savunmaktır.”
Çözüm: “Tek damla arıtmadan denize değil”
Platformlar, çözümün net olduğunu vurguladı:
- Derin deşarj tamamen terk edilmeli.
- İleri biyolojik ve kimyasal arıtma ve membran sistemleri zorunlu olmalı.
- Azot ve fosfor giderimi yüzde 90’ın altına düşmeden denize tek damla atık su verilmemeli.
- Atık suların yeniden kullanımı (sanayi ve tarım) yaygınlaştırılmalı.
- Marmara Denizi bir atıksu alıcısı olmaktan çıkarılmalı.
“Görünmeyen kirlilik yoktur; ertelenmiş felaket vardır”
Gürcan Kırım, “Derin deniz deşarjı bir arıtma yöntemi değildir” diyerek şunları söyledi:
“Geri kazanılmayacak kalitede suyu borulara hapsedip Marmara’ya basmak, Trakya’da suyu çekip Marmara’yı kirletmektir. Görünmeyen kirlilik yoktur; sadece ertelenmiş felaket vardır.”
Halk sağlığı ve balıkçılık riski
Açıklamada, dipte oksijen azalması, plankton patlamaları, balık stoklarında çöküş ve gıda güvenliği risklerine dikkat çekildi. “Marmara yalnızca bir deniz değil; kıyılarında yaşayan milyonların geçim kaynağı ve beslenme zincirinin ana halkasıdır” denildi.
Platformların ortak çağrısı net!
“Marmara’da derin deşarj ekolojik intihardır. Bu tartışma teknik olmaktan çıkmış, geleceğimizin hesabına dönüşmüştür. Bilimin gereğini yapalım; kirliliği denizin dibine gömmek yerine kaynağında bitirelim.”
