Trakya Politik, Butlan Kararından Önce Yazmıştı! KILIÇDAROĞLU’NUN ÇOCUĞU BİLE ÇARESİZ
Trakya Politik’te 12 Mayıs tarihinde yayımlanan “Çürüyen Her Şey Düşer” başlıklı analizde, CHP’de yaşanan tartışmaların yalnızca bir kurultay veya liderlik tartışması olmadığına dikkat çekmiş; Kemal Kılıçdaroğlu’nun etrafında oluşan siyasal çevrenin, onu giderek toplumdan ve gerçeklikten koparan bir rol oynadığını vurgulamıştık.
O gün birçok kişi bu değerlendirmeyi sert bulmuş olabilir.
Çünkü ortada henüz bir butlan kararı yoktu.
CHP Genel Merkezi üzerinde yürüyen hukuk ve polis gücü tartışmaları bu kadar görünür değildi.
Ancak siyasette bazı kırılmalar sonuçları ortaya çıkmadan önce kendisini belli eder.
Bugün yaşananlara dönüp bakıldığında, asıl tartışmanın bir mahkeme kararından ya da parti içi iktidar mücadelesinden çok daha büyük olduğu görülüyor.
Çünkü ortada giderek derinleşen bir siyasal yabancılaşma sorunu bulunuyor.
Son günlerde gazeteci Deniz Zeyrek tarafından gündeme taşınan ve kamuoyunda geniş yankı uyandıran iddia da bu açıdan dikkat çekici. İddiaya göre Kemal Kılıçdaroğlu’nun oğlu Kerem Kılıçdaroğlu, CHP’de yaşanan süreçle ilgili kendisine ulaşan bir yurttaşa “Ben de onaylamıyorum” şeklinde bir yanıt verdi.
Bu iddianın doğruluğu veya yanlışlığı elbette doğrudan ilgili kişiler tarafından netleştirilebilir.
Ancak burada önemli olan başka bir noktadır.
Türkiye kamuoyu ilk kez şu soruyu yüksek sesle sormaya başladı:
“Kemal Kılıçdaroğlu’nun en yakınındakiler bile yaşananlardan rahatsızlık duyuyorsa, onu bu yoldan döndürebilecek kimse kalmadı mı?”
Aslında Trakya Politik’in 12 Mayıs’ta dikkat çektiği konu tam olarak buydu.
İşte o yazı:
SİYASAL ÇÜRÜME NASIL BAŞLAR?
Siyasette çürüme bir anda ortaya çıkmaz.
Hiçbir siyasi hareket bir sabah uyandığında meşruiyetini kaybetmez.
Bu süreç yavaş yavaş gelişir.
Önce eleştiriye kulaklar kapanır.
Sonra yalnızca aynı şeyleri düşünen insanların sesi duyulmaya başlanır.
Daha sonra toplumun verdiği mesajlar yanlış okunur.
En sonunda ise milyonlarca insanın gördüğü gerçeklik ile dar bir çevrenin ürettiği gerçeklik birbirinden tamamen ayrılır.
İşte siyasal çürüme budur.
Bu nedenle bugün yaşananlar yalnızca Kemal Kılıçdaroğlu’nun kişisel tercihleriyle açıklanamaz.
Sorun, onun etrafında oluşan ve her geçen gün daha dar hale gelen siyasal çevredir.
Çünkü tarihte birçok lideri yanlış kararlara sürükleyen şey rakipleri değil, çevresindeki insanların yarattığı yapay dünyalar olmuştur.
TARİHİN DEĞİŞMEYEN KURALI
Tarih boyunca siyasal hareketleri çökerten şey çoğu zaman dışarıdan gelen saldırılar olmamıştır.
Daha çok içeride başlayan yabancılaşma süreçleri belirleyici olmuştur.
Sovyetler Birliği yıkılmadan önce ordusu yerindeydi.
Doğu Almanya çökerken bütün devlet kurumları çalışıyordu.
Ancak yönetenlerle toplum arasındaki bağ kopmuştu.
Kurumlar ayaktaydı ama meşruiyetleri aşınmıştı.
Bugün CHP etrafında yaşanan tartışmaların merkezinde de benzer bir meşruiyet problemi bulunuyor.
Çünkü siyasal partileri ayakta tutan şey mahkeme kararları değildir.
Polis koridorları değildir.
Bina anahtarları değildir.
Onları ayakta tutan şey üyelerinin, seçmenlerinin ve toplumun gözündeki meşruiyetleridir.
Bu nedenle bugün yaşanan süreç hukuki olduğu kadar siyasal bir krizdir.
ÇÜRÜK ELMA TEORİSİ
Doğada çok basit bir kural vardır.
Bir kasanın içindeki çürük elma zamanında ayrılmazsa diğer elmaları da bozmaya başlar.
Önce küçük bir leke oluşur.
Sonra çürüme yayılır.
En sonunda bütün kasa etkilenir.
Siyasette de benzer bir süreç yaşanır.
Bir hareket kendi toplumsal meşruiyetini aşındırmaya başladığında bu yalnızca lideri etkilemez.
Onunla birlikte hareket edenleri de etkiler.
Onun kararlarını savunanları da etkiler.
Onun siyasal hattına eklemlenenleri de etkiler.
Bu nedenle bugün butlan sürecinde ortaya çıkan tablo yalnızca bir kişiyle açıklanamaz.
Asıl dikkat çekici olan, yıllardır demokrasi, halk iradesi ve değişim söylemleriyle siyaset yapan bazı isimlerin bir gecede bambaşka pozisyonlara savrulabilmesidir.
Siyasal çürümenin en belirgin göstergelerinden biri de budur.
İnsanlar önce sessiz kalır.
Sonra uyum sağlar.
Daha sonra savunmaya başlar.
En sonunda ise başlangıçta karşı çıktıkları şeyin parçası haline gelirler.
CHP GENEL MERKEZİ’NİN ÖNÜNDEKİ ASIL TEHLİKE
Bugün CHP Genel Merkezi üzerinde kurulan yeni düzenin önündeki en büyük sorun hukuki değil siyasal bir sorundur.
Çünkü mahkeme kararları yönetim oluşturabilir.
Polis gücü bina koruyabilir.
Fakat toplumsal güven üretemez.
Toplumsal meşruiyet sağlayamaz.
Bu nedenle önümüzdeki dönemde asıl tartışma kimin genel merkezde oturduğu değil, toplumun gözünde kimin temsil gücüne sahip olduğu olacaktır.
Trakya Politik’in 12 Mayıs’ta yaptığı uyarının anlamı bugün daha net görülüyor.
Sorun yalnızca bir liderlik sorunu değildir.
Sorun, toplumun değişim talebiyle çatışan bir siyasal hattın giderek kendi içine kapanmasıdır.
Ve tarihin gösterdiği en temel gerçek şudur:
Toplumdan kopan her siyasi yapı bir süre daha ayakta kalabilir.
Yetkilerini koruyabilir.
Makamlarını koruyabilir.
Ancak meşruiyetini kaybettiği anda çözülme başlar.
Çünkü çürüme bir sonuç değil, bir süreçtir.
Ve o süreç başladığında, temas ettiği her şeyi kendisine benzetmeye başlar.
