DİP DALGA KAPIYA DAYANDI: ÖZGÜR ÖZEL’İN YÜKSELİŞİ KİMLERİ KORKUTUYOR?
Anket manipülasyonlarının, masa başında üretilen oranların ve kamuoyunu yönlendirmek amacıyla servis edilen araştırmaların tartışıldığı bir dönemde bazen amatörce yapılan açık uçlu anketler, profesyonel araştırmalardan daha ilginç veriler ortaya çıkarabiliyor.
Elbette bunlar bilimsel anketler değil.
Örneklem yok.
Yaş, cinsiyet, eğitim, bölge ve sosyoekonomik dağılım yok.
Telefon araması yok.
Kararsız seçmen ölçümü yok.
Hata payı hesabı yok.
Kısacası anket namına olması gereken hiçbir şey yok.
Ama belki de tam olarak bu nedenle başka bir şeyi ölçüyorlar:
İnsanların hiçbir yönlendirme olmadan, kendi istekleriyle ve kendi sözcükleriyle ne yazdığını…
DANDİK ANKET, EN ÜST SEVİYEDE SAMİMİYET
Facebook’ta yaklaşık 250 bin takipçisi bulunan ve paylaşımlarından ağırlıklı olarak CHP seçmenine hitap ettiği anlaşılan Radar Türkiye isimli sayfa, takipçilerine açık uçlu bir soru yöneltti.
Hazır seçenek sunulmadı.
Şık koyulmadı.
İnsanlardan destekledikleri parti ya da siyasetçinin adını yorumlara yazmaları istendi.
Evet, son derece amatör bir anket.
Hatta açık konuşalım:
Dandik bir anket.
Ancak bu anketin samimiyeti de biraz dandikliğinden geliyor.
Çünkü yorumlara bakıldığında birbirinin kopyası yüzlerce mesaj, yeni açılmış hesaplar ya da organize trol orduları görünmüyor. İnsanlar günlük hayatta kullandıkları hesaplardan, kendi cümleleriyle tercihlerini yazıyor.
Yaklaşık 550 yorumun içerisinde 30 İYİ Parti, 31 Saadet Partisi, 12 AKP, 11 Demokrat Parti, 8 Zafer Partisi, 6 DEM Parti, 3 MHP, 3 Anahtar Parti ve 2 Yeniden Refah Partisi yanıtı bulunuyor.
Altı kişi ise “hiçbiri” diyor.
Bu noktada verinin bilimsel anlamda bozulduğu açık.
Saadet Partili bir il ya da ilçe örgütünden yaklaşık 30 kişinin anketi birbirine göndererek topluca yorum yapmış olması kuvvetle muhtemel.
Benzer biçimde Demokrat Partiye gönül veren küçük bir grubun da birbirini anketten haberdar ettiği anlaşılıyor.
Dolayısıyla buraya kadar olan bölüm bilimsel bir kamuoyu araştırması açısından büyük ölçüde işe yaramaz.
Hatta çöp veri olarak bile değerlendirilebilir.
Ama burada durun.
Çünkü asıl dikkat çekici olan, geriye kalan yüzlerce yorum.
ÖZGÜR ÖZEL, BİR HALK KAHRAMANINA DÖNÜŞÜRKEN…
Sayfanın takipçi kitlesinin ağırlıklı olarak CHP seçmenlerinden oluştuğu düşünülürse, CHP tabanındaki eğilimi görmek açısından ortaya oldukça ilginç bir tablo çıkıyor.
Geri kalan yorumların ezici çoğunluğu tek bir ismi işaret ediyor:
Özgür Özel.
Hem de küçük bir farkla değil.
Gözle görülebilecek ölçüde açık ve ezici bir üstünlükle…
Yorumların % 95’inden fazlasında Özgür Özel’in adı geçiyor.
Bir miktar “Yeni Parti” yanıtı bulunuyor.
Tek tük Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş yazan kullanıcılar görülüyor.
Doğrudan “CHP” yazanların sayısı ise 20’ye bile ulaşmıyor.
Ancak bu kullanıcıların profillerine ve geçmiş paylaşımlarına bakıldığında onların da büyük bölümünün CHP içerisindeki değişim hareketine yakın olduğu görülüyor.
Üstelik bazı kullanıcılar “CHP” yorumlarının altına hemen aynı soruyu yöneltiyor:
“Kılıçdaroğlu değil, değil mi?”
Bu küçük ayrıntı bile CHP tabanındaki siyasal kırılmanın ne kadar derinleştiğini gösteriyor.
Buradan hareketle Türkiye’nin genel seçmen dağılımına ilişkin bilimsel bir sonuç çıkarmak mümkün değil.
Ancak CHP seçmeninin belirli bir bölümündeki ruh halini okumak mümkün.
O ruh hali artık yalnızca parti aidiyetine dayanmıyor.
Yeni bir liderlik etrafında şekilleniyor.
Özgür Özel’in kamuoyunda sanıldığından çok daha büyük bir etki yarattığı görülüyor.
Karşımızda sıradan bir genel başkan desteğinden daha farklı bir tablo olabilir.
Çünkü insanlar artık “CHP” yazmak yerine doğrudan “Özgür Özel” yazıyor.
Partinin adı geri plana çekiliyor.
Liderin adı öne çıkıyor.
Üstelik Özgür Özel’in adını yanlışlıkla “Özgür Özer” yazanların sayısı bile dikkat çekici.
Aynı durum farklı sosyal medya platformlarında da sık sık görülüyor.
İnsanların siyasi geçmişini, parti içindeki görevlerini ya da hayat hikâyesini ayrıntılı biçimde bilmedikleri bir isme yönelmeleri başka bir şeye işaret ediyor:
Özgür Özel artık yalnızca CHP’nin geleneksel siyaset takipçilerine ulaşmıyor.
Siyaseti uzaktan izleyen daha geniş bir kitleye doğru yayılıyor.
YILLARDIR BAHSEDİLEN DİP DALGA GELİYOR
Yıllardır “dip dalga geliyor” deniliyor.
Belki de o dip dalga artık uzakta değil.
Kapıya gelip dayandı.
Hem de alışılmış siyasal yükselişlerden oldukça farklı biçimde…
Peki ne oldu?
Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş gibi Türkiye’nin en güçlü iki cumhurbaşkanı adayını kamuoyu görünürlüğünde yıllardır takip eden Özgür Özel, nasıl oldu da kısa süre içerisinde böylesine güçlü bir siyasal figüre dönüştü?
Belki de yanıt oldukça basit.
İnsanlar uzun yıllardan sonra ilk kez konuşurken hesap yapmayan, meydanda ne söylüyorsa kapalı kapılar ardında da aynı şeyi söylediğini anlatan bir siyasetçi gördü.
Özgür Özel kendisine yapılan siyasi teklifleri de kamuoyuyla paylaştı.
Kendisini geri adım atmaya zorlayan baskıları da anlattı.
Tehdit edildiğini söyledi.
Ancak geri çekilmedi.
Üstelik bütün bunları güçlü görünmek adına duygularını saklayan eski tip siyasetçi görüntüsüyle değil; ağlayan, öfkelenen, sevinen ve halkla birlikte yas tutan bir insan olarak yaptı.
Ferdi Zeyrek’in ölümü Özgür Özel’i yalnızca siyasi anlamda değil, insani olarak da derinden sarstı.
Ardından genç yol arkadaşı Gülşah Durbay’ın hayatını kaybetmesi Manisa’daki değişim hareketi açısından başka bir büyük acıya dönüştü. Ferdi Zeyrek 9 Haziran 2025’te, Gülşah Durbay ise 14 Aralık 2025’te yaşamını yitirdi.
Ancak Türkiye öyle bir siyasal iklime sürüklendi ki hayatını kaybeden insanların ardından bile sosyal medyada ağır suçlamalar ve iftiralar üretildi.
Sonra Sırrı Süreyya Önder için düzenlenen törenin ardından Özgür Özel fiziki saldırıya uğradı.
Bu saldırının siyasi bağlantısı olduğuna ilişkin kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmuyor.
Bu nedenle kanıtlanmamış senaryoları gerçekmiş gibi sunmak doğru olmaz.
Ancak ana muhalefet liderinin herkesin gözü önünde saldırıya uğraması bile Türkiye’de siyasetin geldiği noktayı göstermeye yetiyor.
Bir tarafta sürekli “Özgür Özel tutuklanacak” iddiaları dolaşıma sokuluyor.
Diğer tarafta siyasi yasak, kayyum, yargı müdahalesi ve parti yönetiminin değiştirilmesi ihtimalleri tartışılıyor.
Toplum adım adım olağanüstü gelişmelere alıştırılıyor.
Tam da bu nedenle mesele artık Özgür Özel’in kişisel geleceğinden daha büyük.
Çünkü Özgür Özel’in yükselişini görmezden gelmek mümkün değil.
Bu yükselişi iktidarın görmediğini düşünmek ise büyük bir saflık olur.
ÖZGÜR ÖZEL’İN BAŞINA GELECEKLERİN SORUMLUSU BELLİDİR
Önümüzdeki süreçte Özgür Özel üzerindeki siyasi ve hukuki baskının artması şaşırtıcı olmayacaktır.
Ancak asıl soru şudur:
Bir siyasetçiyi meydandan çekmek, onun temsil ettiği toplumsal talebi de ortadan kaldırır mı?
Özgür Özel siyaset dışına itilirse ne olur?
Tutuklanırsa ne olur?
Görevden uzaklaştırılmaya çalışılırsa ne olur?
CHP’nin başına yeniden yukarıdan bir yönetim kurulursa ne olur?
Milyonlarca insanın değişim umudu bir kez daha elinden alınırsa ne olur?
Türkiye’de yıllardır bütün siyasi hesaplar liderler üzerinden yapılıyor.
Ancak belki de bu defa gözden kaçırılan büyük bir ayrıntı var.
Özgür Özel’in yükselişi yalnızca Özgür Özel’den ibaret olmayabilir.
Ortaya çıkan hareket, tek bir kişinin siyasi kariyerinden daha büyük olabilir.
Çünkü bugün “Özgür Özel” yazan insanların önemli bölümü aslında değişim talebini yazıyor.
Adalet talebini yazıyor.
Sandık iradesini yazıyor.
Eski siyaset anlayışına duyduğu öfkeyi yazıyor.
Korkmadan konuşabilme arzusunu yazıyor.
Özgür Özel’in adının önüne geçen asıl güç belki de tam olarak burada bulunuyor.
Yıllardır görmezden gelinen, küçümsenen ve bastırılmaya çalışılan büyük bir toplumsal enerji birikiyor.
Bu enerji bugün Özgür Özel’in adıyla görünür hale geliyor.
Ancak halkın umudu bir kez daha elinden alınırsa, o enerjinin nereye yöneleceğini kimse bilmiyor.
Asıl korkutucu soru da burada başlıyor:
Özgür Özel’e ne yapılacağı değil…
Özgür Özel’in temsil ettiği değişim umudu ortadan kaldırılmaya çalışıldığında halkın ve Değişim Cephesi’nin ne yapacağı…
