Dolar 45,5827
Euro 53,0579
Altın 6.660,52
BİST 14.012,01
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Tekirdağ 23°C
Parçalı Bulutlu
Tekirdağ
23°C
Parçalı Bulutlu
Çar 21°C
Per 21°C
Cum 20°C
Cts 22°C

Cumhur İttifakı İçinden Sağlık İsyanı: MHP’li Meclis Üyesi “Sağlıkta Çağ Atladık Yalanı” Diyerek Patladı

20 Mayıs 2026 12:50
106

Kapaklı Belediye Meclisi’nin MHP’li üyesi Hakan Değirmenci, 78 yaşındaki beyin kanaması geçiren kayınpederine 24 saat boyunca yoğun bakım yeri bulunamadığını açıklayarak sağlık sistemine çok sert sözlerle tepki gösterdi. Cumhur İttifakı saflarından gelen bu çıkış, “Sağlıkta çağ atladık” söylemini bir kez daha tartışmaya açtı.

Kapaklı Belediye Meclisi’nin MHP’li üyesi Hakan Değirmenci’nin sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım, Türkiye’de sağlık sisteminin geldiği noktaya ilişkin çarpıcı bir tartışmayı yeniden gündeme taşıdı.

Cumhur İttifakı çatısı altında siyaset yapan Değirmenci, 78 yaşındaki 4. evre Parkinson hastası kayınpederinin beyin kanaması geçirdiğini, buna rağmen 24 saat boyunca 112 Acil Servisi tarafından yoğun bakımda yer bulunamadığını belirtti.

Yaşadığı çaresizliği kamuoyuyla paylaşan Değirmenci, sağlık sistemine yönelik tepkisini “Sağlıkta çağ atladık yalanı” sözleriyle dile getirdi.

Değirmenci’nin bu çıkışı, yalnızca kişisel bir mağduriyet paylaşımı olarak değil, aynı zamanda iktidarın yıllardır en çok öne çıkardığı sağlık politikalarına Cumhur İttifakı içinden gelen ağır bir itiraz olarak değerlendirildi.

“78 yaşındaki beyin kanaması geçiren hastaya yoğun bakım yeri bulunamıyor”

Hakan Değirmenci paylaşımında, kayınpederinin ileri evre Parkinson hastası olduğunu ve beyin kanaması geçirdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“78 yaşındaki 4. evre Parkinson hastası kayınpederim beyin kanaması geçiriyor. 24 saattir 112 Acil Servisi yoğun bakımda yer bulamıyor. Bu durumdaki hasta acil müşahedede tutuluyor.”

Değirmenci’nin ifadesine göre, ağır durumdaki hasta yoğun bakımda tedavi altına alınması gerekirken acil müşahedede bekletildi. Bu tablo, Türkiye’de özellikle yoğun bakım kapasitesi, hasta sevk zinciri ve acil sağlık organizasyonu konusunda yaşanan sorunları bir kez daha görünür hale getirdi.

“İstanbul’a 1 saat mesafedeyiz ama bir yoğun bakım yeri bulunamıyor”

MHP’li Değirmenci, paylaşımında Tekirdağ’ın İstanbul’a yakınlığına da dikkat çekti. Değirmenci, Tekirdağ, Edirne, Kırklareli, Çanakkale ve İstanbul gibi illerde çok sayıda devlet, eğitim araştırma, şehir ve özel hastane bulunmasına rağmen, 78 yaşındaki beyin kanaması geçiren bir hasta için yoğun bakım yeri bulunamamasını sert sözlerle eleştirdi.

Değirmenci, şu ifadeleri kullandı:

“1000’lerce hastanenin olduğu İstanbul’a 1 saat mesafedeyiz. Ayrıca şehrimizde 1 büyükşehir. Tekirdağ, Edirne, Kırklareli, Çanakkale, İstanbul’da 1000’lerce devlet, eğitim araştırma, şehir ve özel hastane arasından, 78 yaşında beyin kanaması geçiren bir Parkinson hastasına 1 kişilik yoğun bakım yeri bulunamıyorsa, kimse bu ülkede sağlıkta çağ atladık falan demesin.”

Bu sözler, iktidarın sağlık yatırımları üzerinden kurduğu başarı anlatısının sahadaki gerçeklerle ne kadar örtüştüğü sorusunu gündeme getirdi.

Çünkü Değirmenci’nin paylaşımında altını çizdiği nokta son derece açık: Hastane binaları, şehir hastaneleri, özel sağlık kuruluşları ve büyük yatırımlar varsa, hayati risk taşıyan bir hasta neden 24 saat yoğun bakım bekler?

Cumhur İttifakı içinden gelen en sert sağlık eleştirilerinden biri

Hakan Değirmenci’nin paylaşımını dikkat çekici kılan en önemli noktalardan biri de siyasi kimliği oldu.

Değirmenci, Kapaklı Belediye Meclisi’nde MHP’li üye olarak görev yapıyor. Yani bu eleştiri, muhalefet partilerinden ya da iktidara karşı sert söylemleriyle bilinen çevrelerden değil; Cumhur İttifakı’nın yerel siyasetteki bir temsilcisinden geldi.

Değirmenci de paylaşımında bu durumu özellikle vurgulayarak şunları söyledi:

“Ayrıca bir yerden alıntı falan değil bu söylediklerim. Cumhur İttifakı Meclis Üyesi Hakan Değirmenci olarak, 24 saattir yaşadığım ve yaşamaya devam ettiğim bir durumdur.”

Bu ifade, yaşanan mağduriyetin siyasi polemik değil, doğrudan yaşanmış bir sağlık krizi olduğunu ortaya koydu.

Aynı zamanda bu çıkış, sağlık sistemindeki sorunların artık siyasi aidiyet gözetmeden vatandaşların hayatına dokunduğunu da gösterdi.

“İnsan canının bu kadar değersiz olduğu bir memleket var mı?”

Değirmenci, paylaşımının sonunda yaşadığı çaresizliği çok ağır sözlerle dile getirdi.

“İnsan canının bu kadar değersiz olduğu bir memleket daha var mıdır bilmiyorum. Yazıklar olsun. Vah benim memleketim vah. Vah benim vatandaşım vah.”

Bu sözler, bir aile yakınının yaşadığı sağlık krizinin ötesinde, vatandaşın devletin sağlık hizmetine ulaşamadığı anda hissettiği derin güvensizliği ve kırılmayı da yansıttı.

Özellikle beyin kanaması gibi dakikaların bile hayati önem taşıdığı bir vakada, hastanın 24 saat boyunca yoğun bakım beklemesi kamuoyunda ciddi soru işaretleri doğurdu.

Sağlıkta asıl mesele bina değil, erişim

Türkiye’de sağlık sistemi uzun yıllardır yeni hastane binaları, şehir hastaneleri, cihaz yatırımları ve fiziki kapasite üzerinden anlatılıyor. Ancak vatandaşın yaşadığı gerçeklik çoğu zaman bu anlatının dışında kalıyor.

Bir sağlık sisteminin gücü yalnızca kaç hastane binası yapıldığıyla ölçülemez. Asıl belirleyici olan, vatandaşın en kritik anda sağlık hizmetine ulaşıp ulaşamadığıdır.

Beyin kanaması geçiren 78 yaşındaki bir hasta, 24 saat boyunca yoğun bakım yeri bekliyorsa, burada yalnızca bir ailenin mağduriyetinden söz edilemez. Burada sistemin en hayati noktasında ciddi bir tıkanma olduğu görülür.

Yoğun bakım yatağı sadece fiziksel yatak anlamına gelmez. O yatağın çalışır durumda olması, yeterli uzman hekim ve hemşire kadrosunun bulunması, hastanın ihtiyaç duyduğu branşta müdahale edilebilmesi ve sevk zincirinin hızlı işlemesi gerekir.

Eğer sistem kâğıt üzerinde güçlü görünüyor ama vatandaş acil anda karşılık bulamıyorsa, orada başarı hikâyesi değil, sorgulanması gereken bir yönetim krizi vardır.

Fikri takip: Yoğun bakım krizi Türkiye’nin sessiz çığlığına dönüştü

Hakan Değirmenci’nin paylaşımı, Türkiye’de uzun süredir dile getirilen yoğun bakım krizini yeniden gündeme taşıdı.

Acil servislerde saatlerce bekleyen hastalar, yoğun bakım yeri bulunamadığı için il il hastane aranan vakalar, ambulans içinde bekletilen hastalar ve müşahede alanlarında tutulan ağır tablolar artık münferit olaylar olmaktan çıkmış durumda.

Vatandaş açısından sorun şudur: Sağlık hizmeti en çok ihtiyaç duyulan anda ulaşılamaz hale geliyorsa, sistemin büyüklüğü, hastane sayısı ya da resmi açıklamalar anlamını yitirir.

Özellikle yaşlı hastalar, kronik rahatsızlığı bulunanlar, nörolojik acil vakalar, kalp krizi, inme, beyin kanaması ve solunum yetmezliği gibi durumlarda yoğun bakım erişimi ölümle yaşam arasındaki çizgiyi belirleyebilir.

Bu nedenle Değirmenci’nin paylaşımı yalnızca bir sosyal medya tepkisi değil, sağlık sisteminin sahadaki işleyişine dair çok ciddi bir alarmdır.

Yanıt bekleyen sorular var

Bu olayla ilgili yanıtlanması gereken temel sorular bulunuyor.

78 yaşındaki, 4. evre Parkinson hastası ve beyin kanaması geçiren bir hasta için 24 saat boyunca neden yoğun bakım yeri bulunamamıştır?

112 Acil Servisi bu süreçte hangi hastanelerle temas kurmuştur?

Tekirdağ ve çevre illerde gerçekten uygun yoğun bakım yatağı yok mudur?

İstanbul’a bu kadar yakın bir bölgede, ağır durumdaki bir hasta için neden sevk zinciri çalıştırılamamıştır?

Özel hastanelerde uygun yatak olup olmadığı araştırılmış mıdır?

Hasta acil müşahedede bekletilirken tıbbi sorumluluk nasıl yürütülmüştür?

Bu sorular yalnızca Hakan Değirmenci ailesi için değil, aynı durumda kalabilecek tüm vatandaşlar için yanıtlanmalıdır.

Siyasi söylem değil, insan hayatı meselesi

Sağlık sistemi üzerinden yapılan tartışmalar çoğu zaman siyasi polemik alanına sıkıştırılıyor. Ancak bu olayda mesele siyaset üstüdür.

Bir vatandaşın hayati risk taşıyan yakınına yoğun bakım bulunamaması, hangi siyasi görüşten olursa olsun herkesin meselesidir.

Üstelik bu kez feryat eden isim, Cumhur İttifakı içinde yer alan MHP’li bir belediye meclis üyesidir.

Bu nedenle Değirmenci’nin çıkışı, sağlık sistemindeki sorunların artık yalnızca muhalefetin eleştirisi olarak geçiştirilemeyeceğini gösteriyor.

Vatandaşın yaşadığı sorun gerçektir. Acil servislerdeki yoğunluk gerçektir. Yoğun bakım erişimindeki kriz gerçektir. Sağlık çalışanlarının ağır yükü gerçektir. Hasta yakınlarının çaresizliği gerçektir.

“Sağlıkta çağ atladık” deniyorsa, vatandaş neden yoğun bakım kapısında bekliyor?

Hakan Değirmenci’nin paylaşımı, tek bir cümlede özetlenebilecek büyük bir çelişkiyi ortaya koydu:

Eğer sağlıkta çağ atlandıysa, beyin kanaması geçiren 78 yaşındaki bir hastaya neden 24 saatte yoğun bakım yeri bulunamıyor?

Bu soru, yalnızca bir ailenin değil, sağlık hizmetine ihtiyaç duyduğu anda sistemin kapısında bekleyen milyonlarca vatandaşın sorusudur.

Sağlık politikalarının gerçek başarısı, açılış törenlerinde değil, acil servis kapısında ölçülür.

Bir ülkenin sağlık sistemi; en güçlü olduğu günlerde değil, vatandaşın en çaresiz anında sınanır.

Hakan Değirmenci’nin feryadı da tam olarak bu sınavın sonucunu gösteriyor:

Vatandaş hastane arıyor, sistem yatak bulamıyor.

Ve bu tablo karşısında artık yalnızca muhalefet değil, Cumhur İttifakı’nın kendi içinden isimler de “Yazıklar olsun” demeye başlıyor.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Trakya Haber

Trakya Politik

Trakya Gazetesi