Tekirdağ’da Butlanı Anlama Kılavuzu – Hareket Zamanı 1
CHP’de butlan yönetiminin beklentisi bir süre sonra şu anda kasırga şiddetinde olan tepkilerin durulması ve düzen içerisinde kendine yer arayan politikacıların varlığıyla bu halktaki tepkinin sönümlenmesi yönünde seyrediyor. Bunun için mevcut milletvekillerine Özgür Özel ile hareket etmeme çağrıları yapılıyor. Mevcut belediye başkanlarına ise “Bizden olursanız rahat edersiniz. Özel tarafında olursanız operasyon yiyeceksiniz” tehdidi ile aba altından sopa gösteriliyor.
Silivri’nin “Gör” Dediği: Zindan!
İşin esasına bakılırsa Silivri Belediye Başkanı Bora Balcıoğlu bunun en somut göstergesi olarak karşımızda duruyor. Balcıoğlu, 2024 Yerel Seçimleri ve 38. Kurultay sürecinde Kılıçdaroğlu tarafında duran bir politik hat izliyordu. Hatta, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 2024 yerel seçimlerdeki başarıyı anlatırken Silivri örneğini çokça verdi. “Silivri’de başka bir aday gösterebilecek durumdaydık ancak diğer cephede yer almasına rağmen Balcıoğlu’nu aday gösterdik. Çünkü en çok oyu o şekilde alıyorduk” tespitini yapan Özel’in bu stratejisi Türkiye genelinde yüzde 38 oy alarak birinci parti durumuna gelmenin yolunu da açan bir bakış açısıydı. Silivri örneğine dönecek olursak. Balcıoğlu ilk zamanlarda değişim kanadıyla sorunlar yaşasa da baskının giderek arttığı son süreçte butlan kararına sonuna dek karşı çıktı. Bizzat belediye başkanı olarak altına imza attığı butlan karşıtı eylem ve deklarasyonlara katıldı. Sonuç ne oldu? Butlan sonrası intikam alınan ilk isimlerden biriydi. Bir de butlan bile beklenemeden girişilen isimler var. Ataşehir Belediyesi ve Onursal Adıgüzel gibi… Kılıçdaroğlu’nun İlgezdi habedanlığına son vermiş olmanın mutlaka bir cezası olmalıydı.
Kılıçdaroğlu Kendisini İşbirilikçi Olarak İşaretledi
Gelecekte “Bugünden bakıldığında” diye başlayacak cümlelerde bu süreç açık bir işbirlikçilik ve sıradan faşizm süreci olarak tanımlanacak. Çünkü butlan yönetimi ve Kılıçdaroğlu tayfası, TGRT gibi ne olduğu tarihsel olarak çok net olan aparatlarla bu sürecin içinde yer aldı. Örneğin, Kemal Bey butlan kararından bir gün önce video çekerek kararın kendisine tebliğ edildiğini yedi düvele duyurmakta sakınca görmedi. Yine butlan sonrası şiddetli bir polis operasyonuyla gasp edilen CHP Genel Merkezi’nin önünde yaptığı konuşmada eline “esas operasyonu çekenler” tarafından tutuşturulan kağıdı okumaktan hiç çekinmedi. Daha sonra sıkışmış olduğu Genel Merkezde yaptığı “grup toplantısı”nda Osmanlıcı yayılmacılık gibi CHP ile uzaktan yakından hiçbir alakası olmayan tezleri dillendirmekten de geri durmadı. Bu hareketleriyle acilen Kurultay yapılması talebini bile ikinci planda tutabilen Kılıçdaroğlu’nun iktidar işbirlikçisi tutumu önümüzdeki süreçte daha da netleşecektir. Netleştikçe insanlarda oluşan öfke daha da derinleşiyor.
Kirli Ekibin Yerine Başka Bir Vitrin Koyulabilir
Ancak, mesele sadece Kılıçdaroğlu’nun şahsında insanlarda biriken derin öfke değildir. Yarın Kemal Kılıçdaroğlu ve tüm ekibi buruşmuş bir peçete gibi kenara atılabilir, bu operasyonlara adı pek de karışmamış kişiler CHP’nin başına getirilerek “umut” olarak pazarlanabilir. Bugünlerde “Atatürk’ün Partisi” etiketinden başka bir özelliği kalmamış olan CHP’de yeni bir imaj çalışmasıyla iktidar karşıtı oylarda derin bir çatlak yaratılmasının hedefleneceğini tahmin etmek için kahin olmaya gerek yok. İşte bu noktada belki de AKP ile mücadeleden çok daha titiz davranmak, bu oyunun içinde önceden veya sonradan yer alan herkesin şaibeli olduğunu belirtmek ve teşhir etmek elzemdir.
Bu yazı da esasen bu yüzden kaleme alınıyor. Tekirdağ’da öznelinde durumu aktaracağız. Ve CHP seçmenini keriz yerine koymayı planlayan utangaç ve açık butlancı tayfayı tek tek açık edeceğiz. Muradımız Tekirdağ’ın ardından tüm Trakya’da ve akabinde ülkemizin her ilinde böylesi tahlillerin ve teşhirlerin yapılmasının önünü açmak, Türkiye’nin yolunu aydınlatmaktır.
Tekirdağ’da Butlanı Anlama Kılavuzu
“Butlanın Sultanı” Faik Öztrak tüm Türkiye’nin bildiği gibi bu işin koç başı. NATO toplantılarında Gramsci’den alıntı yapmaya devam ederek aklımızla alay eden Öztrak’ın buralarda bizzat Erdoğan’ın tercihiyle yer aldığını duymayan kalmadı.
Öztrak, Kılıçdaroğlu döneminde Tekirdağ’da oluşturduğu ciddi ilişkiler ağına sahip. Faik Öztrak, Çerkezköy Belediye Başkanı Vahap Akay’ın başını çektiği, içinde Süleymanpaşa Belediye Başkanı Volkan Nallar, Saray Belediye Başkanı Abdül Taşyasan, Muratlı Belediye Başkanı Varol Türel’e doğrudan etki ediyor. Yerel seçimden sonra CHP’den istifa eden Hayrabolu Belediye Başkanı Tuncer Başoğlu ve CHP Hayrabolu yönetimi ise bu ekibin ayrılmaz bir parçası. Öyle ki 38. Kurultay öncesinde Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkan Adayı yapılacağı sözü verilen Vahap Akay’ın seçim sürecinin akabinde bu pozisyona gelememeyi hazmedememesiyle meclis toplantılarındaki canlı yayın şovlarında kendisine kameramanlık yapan Tuncer Başoğlu ise bugünlerde kendi belediyesinin faaliyetleri üzerinden ucuz kasaba siyaseti yaparak Akay’ı sanki büyükşehir belediye başkanıymış gibi bir ruh haline sokmaktan geri durmuyor.
Faik Öztrak yukarıdaki ekibe asla birbirlerinden kopmamalarını, CHP’de “işlerin değişeceğini” söylediğinde butlan meselesi bir fısıltı gazetesi olarak bile ortada dönmüyordu. Yani Öztrak’ın geleceği nasıl “öngördüğünü” buradan hareketle anlayabiliriz. Öztrak’ın da içinde olduğu bazı WhatsApp gruplarında hak ettiği biçimiyle eleştirilmesi karşısında “Butlanı kucağımızda bulduk” gibi laflar etmesi esasen Faik Bey’in acziyetini de gösteriyor. Butlanın kucağınızda olduğu kesin. Ancak onu kucağınızda bulmak yerine, özene bezene kendi ellerinizle, kendi kucağınızda var ettiğinizi herkes görüyor.
Marmaraereğlisi Belediye Başkanı Onur Bozkurter ise butlan kararı sonrasında kendinden beklenmeyen bir çeviklikle dönerek soluğu Kılıçdaroğlu’nun yanında yer aldı. Bozkurter, ilk bakışta değişim yanlısı gibi görünse de kendi ilçesinden ve bizzat belediye içerisinden getirdiği onlarca kişiyle Genel Merkez önündeki cılız kalabalıkları kuvvetlendirmeye çalışarak epey efor harcadı. Bozkurter’in Marmaraereğlisi gibi imar rantının zirvede olduğu bir bölgedeki icraatlarını önümüzdeki günlerde yakından takip etmeye devam edeceğiz.
Kadir Albayrak’ın AKP Sevdası
Butlan kumpasının bir numaralı ismi eski Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş ile butlan dedikodularının en başında fotoğraf veren Eski Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Albayrak ise eski Kurultay delegesi olarak imza vermemiş ve böylece kumpasa ortak olduğunu açık açık belli etmişti. Albayrak bu süreçte AKP trolü diye adlandırılan kişilerle poz vermekten de hiç çekinmemişti. Kurultay için imza vermeyen bir diğer isimse eski Malkara Belediye Başkanı Ulaş Yurdakul oldu. Yurdakul, 38. Kurultay öncesinde Özgür Özel ile ilgili hakaretamiz bir paylaşım yapmış ve kendini bir çıkmazın içine atmıştı.
Burada bir parantez açmak gerekirse Kadir Albayrak’ın AKP’nin sözü altından çıkmayan tutumlarını bugün düşündükçe “Zaten gizli AKP’li miydi?” diye sormaktan kendini alıkoyamıyor insan… Albayrak’ın ilk döneminde, o dönem hepsi CHP’li olan tüm ilçe belediye başkanlarını Tayyip Erdoğan’ın Tekirdağ Mitingi öncesinde ip gibi sıraya dizdiğini bir türlü unutamıyoruz. Albayrak’ın Personel A.Ş.’nin başına getirdiği eski CHP Saray İlçe Başkanı Ali Osman Yaşar için o dönemlerde “gizli AKP’li deniyordu. Ali Osman Bey gizli AKP’li olmadığını, sonraki süreçte açık açık AKP’ye kaydını yaptırarak kanıtlamıştı.
Resmi törenlerde Kadir Albayrak’ın AKP’li belediye tarafından dağıtılan eşantiyon kravatının arkasındaki AKP’li belediye başkanı etiketini, yine AKP’li milletvekillerine göstererek nazire yapması da ayrı bir travmadır.
Bütün bunları yapabilen birinin, butlan davasını açtıran AKP eskisi Lütfü Savaş’la fotoğraf paylaşması da Kadir Bey’in aslında kendini pek de gizlemediğinin bir kanıtı olsa gerek.
Tarihin Doğru Tarafında Duranlar
CHP’de butlanla birlikte açık bir işbirlikçilik sürerken bir de tarihin doğru tarafında duranlar var. Tekirdağ il yönetimi ve ilçe yönetimleri birkaç firenin dışında neredeyse tamamen butlan karşıtı. Burada önceki atanmış il başkanlarına benzemeyen ve seçimle gelen Cenk Boduç’u başa yazmak lazım. Boduç örgütü toparlamak için büyük çaba gösterdi. Bu süreçte Çerkezköy’de belediye başkanı Akay tepkilerin odağından kurtulmak adına düzenlenemeyeceğini bildiği kurultay için imza verip butlana sesini çıkarmıyordu. Kongreler sürecinde il kongresinde yaptığı konuşmada defalarca “Beni bu partiden kovun” diyen ve AKP Çerkezköy İlçe Başkanıyla samimi pozlar vererek Faik Abisinin ve butlancıların birkaç ay sonra Türkiye çapındaki hedefinin pratiğini yapan Akay’ın Çerkezköy’de CHP İlçe Başkanı olarak desteğini sunduğu ve seçilmesine katkı sunduğu Sedat Çolak pek de umduğu gibi biri çıkmadı. Sedat Çolak butlana bayrak açıp Anıtkabir’de Özgür Özel ile fotoğraf çektirdiği günlerde, Akay da X profilinden İmamoğlu’nun fotoğrafını kaldırmakla meşguldü. Çolak, tarihin doğru tarafında durup duymadığını önümüzdeki günlerde vereceği kararlarla pekiştirecek mı ve Çerkezköy’de yeni bir yıldız olarak parlayacak mı izleyip göreceğiz. Kendisini yakından tanıyanların yorumu Çokak’ın bu yönde tavır alacak kadar “delikanlı” olduğu yönünde.
Tarihin doğru tarafında durduğu belli olanların başında değişim yürüyüşünün başından beri sürece öncülük eden Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Candan Yüceer geliyor. Tekirdağ’ın en büyük ilçesi olan Çorlu’nun belediye başkanı Ahmet Sarıkurt ve Şarköy Belediye Başkanı Alpay Var da Özgür Özel cephesinde yer alıyor. Özel cephesinde yer alan bir isim daha var ki gerçekten de büyük bir takdiri hak ediyor. Seçim süreci ve akabinde Öztrak ekibinin desteğini alan Malkara Belediye Başkanı Nergiz Karaağaçlı Öztürk, zaman içerisinde bu hizbin yaptığı siyaseti elinin tersiyle itmesini bildi. Nergiz Hanım bu tavrıyla bölgede takdir toplayan isimler arasında yer alıyor.
Milletvekilleri Cephesinde Durum Nedir?
Gelelim milletvekillerine Nurten Yontar Kurultay’da imza hakkı olmamasına rağmen Öztrak ekibinin “yapılmayacak Kurultay” için imza metnine adını yazdırarak hedeften bir nebze olsun kaçmayı başarmıştı. Yüzde yüz Öztrak’ın boyunduruğu altında olan Nurten Hanımın buraya imza vermiş olması da aslında bu deklarasyonun göz boyamadan ibaret olduğunu gözler önüne seriyor. Zira Nurten Hanım kısa bir süre sonra tüm eylem ve tercihleriyle Kılıçdaroğlu cephesinin bir neferi gibi hareket edecekti.
Faik Öztrak’ın el vermesiyle 2018 yılında milletvekili olan İlhami Özcan Aygun ise uzun süreden beri Özel’i destekliyor görünümünde. Lüleburgaz Mitingi’nin CHP için turnusol kağıdı olduğu bu süreçte Aygun miting için çağrı yapsa da mitinge halen öğrenemediğimiz bir nedenden ötürü katılmadı.
Bütün bu tepişmenin içinde CHP’nin Tekirdağ milletvekillerinden Cem Avşar butlana karşı adeta göğsünü siper eden isimdi. Kim derdi ki DEVA Partisi kontenjanından CHP Tekirdağ listesinden aday gösterilen Avşar, çok değil üç yıl sonra elli yıllık CHP’lilerden daha fazla CHP’li olacaktı… Bir saniye, bunu Trakya Politik demişti! 14 Mayıs seçimlerinden önce CHP Tekirdağ milletvekili adaylarının tahlilini yaptığımız yazıda Avşar’a CHP’li vekil adaylarından daha büyük bir kredi açarak kendisine kefil olmuştuk. Bir kez daha mottomuzu hatırlatmak gerekirse: “Gelecek burada!”
Tarihin en güzel yeri ve silinip gideceklere dair…
Türkiye, tarihinin en büyük kırılma noktalarından birini yaşarken siyaseti kendi kişisel ikbal alanı olarak görenler şimdilik iktidarın tüm gücünü arkasına alan butlan cephesinde saf tutmaktan çekinmiyor. Ancak kendi sıcak koşullarını kısa bir süre daha korumak için bu tercihin içinde günler, yapılacak olan ilk seçimlerde altındaki koltuğun sonsuza dek gideceğini öngöremiyorlar. Veya öngörüleri için siyasi hayatlarının son demlerini konforlu biçimde geçirmekten yana bir tavır içindeler. Çünkü halk, bu bir avuç siyasetçi takımının rantı büyüdükçe, kendi sofrasındaki ekmeğin azaldığını görüyor. Çünkü, birilerinin tıpkı Allah ile aldatıyor oluşu gibi, artık bu taraftaymış gibi görünen kalantor takımının da Atatürk ile aldatmaya çalışması da iyiden iyiye bir karabasan halini almaya başladı. Bu karabasana ne Allah’ı, ne de Gazi’yi siyaset zemini içinde kimsenin alet etmesine elbette izin verecek halimiz yok.
Şimdi başka bir türküyü hep bir ağızdan söyleme zamanıdır. Bir sonraki yazıda, o ezgiyi tatlı bir ıslık gibi dudaklarımızın arasından süzülürken bulacaksınız.
Emin olun ki bu karabasan sona erdiğinde politika koridorlarının Zübük’leri de bir daha geri dönmemek üzere tamamen silinip gidecekler. Çünkü unutulmasın ki, tarihin en güzel yerinde son sözü hep direnenler söyler.
