Mestan Özcan Yine Yaptı Yapacağını…
AKP Tekirdağ Milletvekili Mestan Özcan, TBMM’de yerinden söz alarak Tekirdağ Şehir Hastanesi bağlantı yolları üzerinden Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi’ni hedef aldı. Özcan’a göre devlet çevre yolunu yapmıştı, şehir hastanesini yapmıştı, ışıklandırmaları yapmıştı ve geriye bir tek Büyükşehir Belediyesi’nin vatandaşı hastaneye güvenli şekilde ulaştıracak bağlantıları yapması kalmıştı. Acaba gerçekler böyle mi? Bu sorunun yanıtını arayınca bambaşka gerçekler ve fıkra gibi bir hikâye ortaya çıkıyor.
İlk dinleyenin kulağına tanıdık bir siyasi ezgi gibi geliyor. Merkezi idare her şeyi yapmış, muhalefetteki belediye yine işi aksatmış. Ama dosyanın kapağı aralanınca Mestan Bey’in Meclis’te anlattığı hikâyenin eksik değil, neredeyse baştan aşağı makaslanmış olduğu görülüyor. Çünkü ortada yalnızca bir bağlantı yolu meselesi yok.
Ortada yıllar öncesinden kalan hatalı bir köprü, Karayolları Genel Müdürlüğü’nün sorumluluk alanı, dönemin Valisi Aziz Yıldırım başkanlığında yerel yönetimin sırtına koyulan bir yük, Akfen’e yaptırılmaya çalışılan ama yapmadığı duvar ve yükseltme imalatları, Büyükşehir’in defalarca ilgili kurumlara hatırlattığı tıkanmış bir süreç var. Hepsi ne için? Çok komik ama zamanında boş yere yapılmış atıl bir köprünün kaderini değiştirmek için… Ve hikâyenin en sonunda da Mestan Bey’in kendi köftecisinin önündeki D110 karayolunun bağlantı düzenlemesi yer alıyor.
Yine Yerinde Duramadı, Oturduğu Yerden Konuştu
Aslında yıllara dayanan bu meseleyi araştırdıkça, “Hastane yolunu Büyükşehir yapmadı” diye geçiştirilecek kadar basit olmadığı anlaşılıyor. Tam tersine, memleket usulü bir kamu yönetimi komedisiyle karşı karşıyayız. Büyükşehirlerde şehir hastanelerinin çevre yolu bağlantıları, ana kavşak düzenlemeleri ve kritik ulaşım aksları çoğunlukla Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından çözülür. Çünkü şehir hastanesi merkezi idarenin yatırımıdır, D110 gibi çevre yolu niteliğindeki hatlar da Karayolları’nın sorumluluk alanındadır.
Meselenin aslı şu şekilde… Tekirdağ’da ise iş öyle yürümemiş. Dönemin valilik sürecinde bu dosya bir şekilde yerel yönetimin sırtına bırakılmış. Ama işin tamamı da belediyeye bırakılmamış, mevcut eski köprünün bağlantıya dönüşebilmesi için duvar ve yükseltme gibi kritik ön imalatların Akfen tarafından yapılması konuşulmuş. Akfen bu işleri yapmayınca Büyükşehir’in devamındaki yol imalatına geçmesi de teknik olarak mümkün olmamış. Büyükşehir de süreç boyunca “önce şu eksikleri tamamlayın, yoksa bu iş böyle yürümez” mealinde ilgili kurumlara defalarca yazı yazmış.
Burada insan ister istemez şunu söylüyor: “İyi ki de yürümemiş!” Çünkü bugün o eski köprüyü hastane bağlantısı diye işlevlendirmek için ortaya konulan çözüm, zaten işlevi düşük, mantığı zayıf, çevresel bedeli yüksek bir yama gibi duruyor. Bir işe yaramayan, bugünkü hastane trafiğini taşımayacağı açık olan eski bir köprüyü kurtaracağız diye çevredeki ağaçları kesmek nasıl bir aklın ürünü? Etrafa dikilen ağaçlarla mı derdiniz var Mestan Bey?

Hastane Yokken Köprü Vardı!
Hani bazen eski bir eşyayı atmaya kıyamazsınız, evin ortasında durur, hiçbir işe yaramaz ama “belki lazım olur” diye saklarsınız. Sonra bir gün, o eski eşyanın üstüne sehpa örtüsü atıp “Bu bizim salonun konsepti” dersiniz. İşte Tekirdağ Şehir Hastanesi bağlantısı diye dayatılan eski köprü hikâyesi biraz buna benziyor. Yanlış zamanda, yanlış yere yapılan köprünün kendisi bile neden yapıldığının halen farkında değil. Hastane yokken, bugünkü ulaşım ihtiyacı düşünülmeden yapılmış. Şimdi de ona “hastane bağlantısı” rolü verilmeye çalışılıyor. Neden? Çünkü bu ucube betonun anlamlandırılması lazım.
Oysa şehir hastanesi gibi bir kamu yatırımının ulaşımı eski bir köprüye niyet okuyarak çözülemez. Ortada ambulans trafiği var. Hasta ve hasta yakını yoğunluğu var. Toplu taşıma var. Atatürk Mahallesi yönünden gelişen yeni imar alanları var. Bu kadar başlığı bir kenara bırakıp “20 yıl önceki beton yıkılmasın, ağaçlar kesilsin, iki tarafında tarla bulunan köprünün namusunu kurtarmaya çalışmak” demek, ulaşım planlaması değil, su katılmamış bir Zihni Sinir projesidir.
Akfen Yapmadı, Büyükşehir’e ‘Yol Yap’ Denildi
Mestan Bey ise Meclis’te bu karmaşık dosyayı öyle sadeleştirdi ki, dinleyen ve konuya hâkim olmayan biri de sanır ki Büyükşehir Belediyesi’nin önünde hazır, kusursuz, dört başı mamur bir proje var da belediye inadından yapmıyor. Oysa tablo tam tersi. Büyükşehir’in daha mantıklı gördüğü AFAD kavşağı eksenli çözüm, bölgenin gelecekteki gelişimini, Atatürk Mahallesi aksını, hastaneye daha sağlıklı erişimi ve yeni trafik yükünü dikkate alan bir yaklaşım.

Eğer Mestan Özcan’ın derdi gerçekten vatandaşın hastaneye güvenli ulaşmasıysa, Meclis’te yerinden Büyükşehir’e laf yetiştirmek yerine bu mantıklı projenin hayata geçmesi için Ankara’da kapı aşındırması gerekmez mi?
Kendisine sormak gerekir, 2019 yılında partisi tarafından Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi’ne başkan adayı gösterildiğinde bu tip yol projelerden acaba kaç tanesini vaat olarak göstermişti?
Ama Mestan Bey’in siyasetinde ana yoldan gitmek pek alışkanlık değil anlaşılan. Kendisi daha çok ara yolları, tali bağlantıları, beklenmedik çıkışları seviyor. Nitekim bu tartışmanın en neşeli, aynı zamanda en düşündürücü kısmı da D110 karayolu üzerindeki köfteci meselesi…
Köfteciye Özel Yol Düzenlemesi Nasıl Yapıldı?
D110 karayolunun İstanbul yönünden Tekirdağ girişinde, Mestan Özcan’a ait olduğu bilinen Özcanlar Köfte’nin bulunduğu noktada yıllardır tartışılan bir yol ve bağlantı düzeni var. Karayolu yetkililerine “Bu köfteciye açılan yolu siz mi yaptınız?” diye sorulduğunda ise “Vallahi biz yapmadık” yanıtı alındığı belirtiliyor.
Peki, öyleyse kim yaptı?
Yol kendi kendine mi açıldı? Bariyerler bir sabah “Bugün biraz kenara çekileyim, millete kolaylık olsun” mu dedi? O kavşak Mestan Özcan’ın uyuduğu esnada rüyasında mı oluştu? D110’un kenarında bir bağlantı var, bir düzenleme var, bir kolaylık var. Ama sorunca kimse sahiplenmiyor. Karayolları yetkilileri “Biz yapmadık” diyorsa, bu yol hangi ara ve nasıl oluştu? Hangi izinle yapıldı? Hangi planla açıldı? Hangi kamu yararıyla oraya konuldu?

Ama takdir etmek gerekir ki nizama hiç de uymasa da o çıkma bağlantı müthiş bir zekâ ile yapılmış. Tekirdağ-İstanbul istikametinde gelişli gidişli şak diye girilebiliyor. Yol boyunca karnınız acıktıysa Özcanlar’dan daha iyi bir durak bulmanız neredeyse imkânsız. Hatta yakıt almak için arkadaki benzin istasyonuna girmeye çalışsanız, ocakta pişen köftenin kokusuna dayanamayarak bir porsiyon yemeden geçemezsiniz. Elinize sağlık Mestan Bey, “hayırlı işler, bol kazançlar” doğrusu…
Köfteciye Yol Ver, Hastaneye Koy Ver
İşte Mestan Bey’in Meclis konuşması burada geri tepiyor. Çünkü vatandaş hastaneye gideceği zaman “Büyükşehir bağlantı yolu yapsın” deniliyor. Ama müşteri köfteciye gireceği zaman D110 üzerinde bağlantı, kavşak, giriş-çıkış kolaylığı bir şekilde yakayı ele veriyor. Bunun adı siyasi maharetse, Tekirdağ halkı doğal olarak sorar: “Ellere var da bize yok mu Mestan Bey?”
Mestan Özcan’ın siyasetteki asıl başarısı, konuştuğu her konuyla alakalı olarak kendisine yeni bir dosya çıkarması. Daha önce “500 bin lira milletvekili maaşım yetmiyor” dediğinde AK Parti’yi memleketin geçim derdi karşısında çok zor durumda bırakmıştı. Emekli pazarda etiket görünce yön değiştirirken, asgari ücretli çocuğunun beslenme çantasını hesaplayarak doldururken, çiftçi mazotla gübre arasında sıkışmışken bir milletvekilinin “500 bin lira yetmiyor” demesi zaten başlı başına siyasi felaket niteliğindeydi.
500 Bin Lira Yetmedi, Şimdi de Yol Soruları Yetmedi
Şimdi de şehir hastanesi bağlantı yolları üzerinden Büyükşehir Belediyesi’ni sıkıştırmak istedi. Ama konuşunca köprülerin yanlış yapıldığını, şehir hastanesi yokken inşa edilen atıl yapının bugün hastane çözümü gibi pazarlanmaya çalışıldığını, Akfen’in yapmadığı imalatları, Karayolları’nın sorumluluğunu ve kendi köftecisinin önündeki bağlantı düzenlemesini bütün topluma yeniden hatırlatmış oldu.
İnsan ister istemez düşünüyor. AK Partililer Mestan Bey’in konuşacağı günlerde televizyonun sesini mi kısıyor, yoksa “Aman bugün ne diyecek?” diye yürekleri ağzında mı bekliyorlar? Çünkü her konuşması yeni bir çelişkiyi görünür kılıyor. Her çıkışı kendi mahallesini biraz daha terletiyor. Her polemik dönüp dolaşıp yine kendi kapısına dayanıyor.
Bir CHP’li Kürsüden Anlatırsa, Meclis Tutanakları Gülmeceye Döner
Mestan Bey şimdilik yerinden konuştu. Ama kim bilir, belki bir CHP milletvekili çıkar, kürsüden söz alır ve bu evlere şenlik gülmece öyküsünü Meclis tutanaklarına hakkıyla geçirir.
O zaman hikâye daha da güzelleşir. Hastane yokken yapılan köprü, Akfen’in yapmadığı duvar, Aziz Yıldırım döneminde belediyenin sırtına bırakılan yük, ağaçları keserek işlevi düşük çözüm üretme hevesi ve “500 bin lira yetmiyor” diyen Mestan Bey’in köfteci önündeki yol kolaylığı aynı konuşmada yan yana gelir.
Böylesi bir Meclis konuşması, Aziz Nesin külliyatına ek cilt olur.
Mestan Bey Konuştukça AK Parti Terliyor
Mestan Bey’e burada dostça bir tavsiye vermek gerekiyor. Artık konuşmasanız başta kendiniz olmak üzere herkes için daha iyi olacak gibi duruyor. Tekirdağ’dan da, ülke gündeminden de pek haberiniz yokmuş gibi bir izlenim oluşuyor. Eğer derdiniz gerçekten Tekirdağ Şehir Hastanesi’ne bağlantı yolu yapmaksa, AFAD kavşağındaki mantıklı projenin onaylanması ve hayata geçmesi için uğraşın. Köfteciye çıkma bağlantı yapılabilen bir memlekette, hastaneye doğru düzgün bağlantı yapılamamasını kimseye anlatamazsınız.
D110 yolundaki dosya, kamu kaynaklarının nerede, kimin için, hangi öncelikle kullanıldığını gösteren küçük ama öğretici bir örneğe dönüşmüş durumda. Bir yanda hastaneye güvenli ulaşım bekleyen yurttaş var. Bir yanda şehir hastanesi yokken yapılmış, bugün işlevi tartışmalı eski bir köprü var. Bir yanda kesilmesi gündeme gelen ağaçlar var. Bir yanda da Meclis’te yerinden “polemik değil çözüm” diyen Mestan Bey var.
Nasrettin Hoca Fıkrası Gibi…
Nasreddin Hoca günümüzde yaşasa, “Hoca, bu yol nereye gider?” sorusuna “Evladım, hastaneye gitse iyi olur ama belki de köfte yersen iyileşirsin” derdi.
Sonuçta Tekirdağlıların aklındaki soru çok basit. Neden bütün Büyükşehir’lerin tüm yolları eksiksiz yapılırken Tekirdağ nostaljik çözümlere mahkum ediliyor? Aziz Yıldırım döneminde bu yük neden Akfen’in ve belediyenin sırtına bırakıldı? Atıl köprü neden hâlâ kurtarılmaya çalışılıyor? Ağaçlar neden bu işlevi düşük çözüm uğruna gözden çıkarılıyor? Ve en önemlisi, köfteciye açılan yolu kim yaptı?
Hastaneye Yol Ararken Köfteciye Çıkan Siyaset
Mestan Özcan, Büyükşehir Belediyesi’ni köşeye sıkıştırmak isterken, kendi siyaset tarzını ve kamu yatırımlarındaki öncelik meselesini tartışmaya açtı. Üstelik bu ucube köprülerden bir değil, birkaç tane var. Atıl olan bir tanesini Özcanlar Köfte’nin önüne yaya geçidi olarak taşımak aslında hiç fena fikir değil. Köftecinin yolunu sadece araçlar için değil, yayalar için de gayet müsait hale getirmiş olunur. Mestan Bey’in Meclis konuşması hastane yolundan çok köfteci bağlantısıyla hatırlanacak gibi görünüyor.
Velhasıl, Mestan Bey Tekirdağ halkını yine kendine güldürdü.
Allah da sizi güldürsün, e mi Mestan Bey?
