Dolar 48,4720
Euro 56,4213
Altın 6.823,07
BİST 14.405,25
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Tekirdağ 27°C
Parçalı Bulutlu
Tekirdağ
27°C
Parçalı Bulutlu
Per 27°C
Cum 28°C
Cts 27°C
Paz 27°C

ÜSKÜDAR’DA DÖNENLER TÜM TÜRKİYE’YE “PES” DEDİRTTİ!

9 Eylül 2026 09:11
85

Sandıkta yaklaşık 24 bin oy farkla kaybedilen Üsküdar Belediyesi, seçilmiş başkanın tutuklanması, ilk başkan vekilliği seçiminin iptal edilmesi, dört CHP’li meclis üyesinin AK Parti’ye geçmesi ve iki muhalif meclis üyesinin tutuklanmasının ardından AK Parti’ye geçti. Üstelik AK Parti-MHP bloğunun 21 üyesi bulunmasına rağmen AK Partili aday sandıktan 23 oyla çıktı. Sosyal medyada yükselen tepkilerde aynı soru öne çıkıyor: “Üsküdar halkının sandıkta ortaya koyduğu irade ne oldu?” Tepkilerin AK Parti seçmenine kadar ulaşması ise yaşananların iktidar açısından siyasi maliyetini çok daha ağır hale getiriyor.

Türkiye, Üsküdar’da yaşanan ve her yeni gelişmesi bir öncekini aratan siyasi süreci konuşuyor.

Her şeyin başlangıç noktası aslında son derece açık: Üsküdar halkı 31 Mart 2024’te sandığa gitti ve belediye başkanını seçti.

Sinem Dedetaş 157 bin 605 oyla ve %49,90 oy oranıyla Üsküdar Belediye Başkanı seçildi. AK Parti’nin adayı Hilmi Türkmen ise 133 bin 814 oyda kaldı. Arada yaklaşık 24 bin oy fark vardı.

Yani Üsküdar seçmeni tercihini tartışmaya yer bırakmayacak biçimde ortaya koydu.

Fakat 2026’ya gelindiğinde Üsküdar’ın yönetimi yeni bir yerel seçim yapılmadan AK Parti’ye geçti.

İşte Türkiye’ye “Pes artık!” dedirten tartışma da tam burada başladı.

ÖNCE SEÇİLMİŞ BAŞKAN TUTUKLANDI

Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş, belediyedeki yapı ve iskan ruhsatı işlemlerine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alındı, ardından tutuklandı ve İçişleri Bakanlığı tarafından geçici tedbirle görevden uzaklaştırıldı.

Burada önemli bir hukuk notunun altını çizmek gerekiyor. Dedetaş hakkındaki suçlamalar bir soruşturmanın konusu ve kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı anlamına gelmiyor.

Ancak Üsküdar’daki siyasi tabloyu değiştiren ilk büyük gelişme, sandıktan yaklaşık 24 bin oy farkla çıkan seçilmiş belediye başkanının görevden uzaklaştırılması oldu.

YERİNE CHP’Lİ İSİM SEÇİLDİ, O SEÇİM DE İPTAL EDİLDİ

Dedetaş’ın görevden uzaklaştırılmasının ardından Belediye Meclisi başkan vekilini belirlemek üzere sandığa gitti.

Dördüncü tur sonunda CHP’li Sibel Tan Çetinkaya 22, AK Partili Dündar Ziya Gültekin 18 oy aldı.

Çetinkaya başkan vekili seçildi.

Ancak bu kez AK Parti seçime itiraz etti. İdare Mahkemesi seçim kararının yürütmesini durdurdu. Karara yapılan itirazın da reddedilmesinin ardından başkan vekilliği seçiminin tekrarlanmasının yolu açıldı.

Yani Üsküdar halkının seçtiği belediye başkanı görevde değildi.

Onun yerine Belediye Meclisinin seçtiği CHP’li başkan vekili de koltuğunda kalamadı.

Fakat asıl tartışmalı gelişmeler bundan sonra yaşandı.

SEÇİM YENİLENMEDEN ÖNCE 4 CHP’Lİ AK PARTİ’YE GEÇTİ

Başkan vekilliği seçiminin yenilenmesine kısa süre kala Üsküdar Belediye Meclisinin CHP’li dört üyesi AK Parti’ye geçti.

Bir anda belediye meclisinin siyasi aritmetiği değişti.

Dört meclis üyesinin parti değiştirmesiyle CHP’nin sandalye sayısı gerilerken Cumhur İttifakı’nın sandalye sayısı yükseldi.

Burada seçmenin sormaya başladığı soru çok basitti:

31 Mart 2024’te verilen oylar hangi siyasi iradeye verilmişti?

Çünkü vatandaş sandığa gittiğinde yalnızca isimlere değil, belediye meclisi için siyasi parti listelerine de oy vermişti.

Aradan iki yılı aşkın süre geçtiğinde ise sandığın oluşturduğu siyasi denge bambaşka bir hale gelmişti.

BU DA YETMEDİ: İKİ MUHALİF MECLİS ÜYESİ TUTUKLANDI

Seçim öncesinde Üsküdar Belediye Meclisinin muhalif üyelerini ilgilendiren adli gelişmeler de yaşandı.

Üç meclis üyesi gözaltına alındı. Bunlardan biri daha sonra serbest bırakılırken iki muhalif meclis üyesi tutuklandı.

Böylece oylamaya katılabilecek üyeler açısından iki blok 21’e 21 seviyesine geldi.

Ortaya çıkan kronolojiye bir kez daha bakmak gerekiyor:

Başkan tutuklandı.

Görevden uzaklaştırıldı.

Yerine CHP’li başkan vekili seçildi.

O seçim mahkeme kararıyla iptal edildi.

Dört CHP’li meclis üyesi AK Parti’ye geçti.

İki muhalif meclis üyesi tutuklandı.

Mecliste oy kullanabilecek iki blok 21’e 21 eşitlendi.

Ve ardından yeniden sandık kuruldu.

21 ÜYESİ VARDI, SANDIKTAN 23 OY ÇIKTI!

Üsküdar’da yaşananların en çarpıcı noktalarından biri ise yenilenen oylamada ortaya çıktı.

İlk turda Dündar Ziya Gültekin 21, Sibel Tan Çetinkaya 19 oy aldı. İki oy geçersiz sayıldı.

İkinci turda sonuç 22’ye 20 oldu.

Üçüncü turda Gültekin’in oyu 23’e çıktı.

Çetinkaya 19 oy aldı.

Dördüncü turda da sonuç değişmedi:

Dündar Ziya Gültekin: 23

Sibel Tan Çetinkaya: 19

Ve AK Partili Gültekin, Üsküdar Belediye Başkan Vekili oldu.

Ancak ortada son derece dikkat çekici bir matematik vardı.

AK Parti ve MHP’nin toplam 21 üyesi vardı.

AK Parti’nin adayı 23 oy aldı.

Gizli oylama nedeniyle bu iki oyun kimler tarafından verildiği söylenemez. Ancak sayıların ortaya koyduğu sonuç açık:

Karşı bloktan en az iki oy AK Parti adayına gitti.

Böylece Üsküdar’da 2024’te yaklaşık 24 bin oy farkla kaybedilen belediyenin yönetimi, 2026’da belediye meclisindeki 23 oyla AK Parti’ye geçti.

SOSYAL MEDYA PATLADI: “MİLLETİN İRADESİ NEREDE KALDI?”

Üsküdar’daki gelişmelerin ardından sosyal medyada ortaya çıkan tablo ise en az belediye meclisindeki sonuç kadar çarpıcı.

Trakya Politik’in incelediği yüzlerce yorumda aynı kavramların tekrar tekrar öne çıktığı görülüyor:

Sandık.

Halkın iradesi.

Adalet.

Meşruiyet.

Yorumlardan birinde:

“Milletin iradesine çökerek başkan olunmaz.”

ifadeleri kullanıldı.

Bir başka kullanıcı:

“Böyle adaletin cevabı en yakın seçimde olacak.”

diyerek sandığı işaret etti.

Başka bir yorumda:

“Üsküdar halkı bu görevi size vermedi.”

ifadelerine yer verildi.

Bir kullanıcı ise tutuklamaları, parti değiştiren meclis üyelerini ve son oylamayı aynı değerlendirmede bir araya getirerek yaşananları “belediyeye çökmek” şeklinde yorumladı.

Bir başka tepki şöyleydi:

“Halkın oylarını çalanlar halka hesap vereceklerini unutmamalı.”

Sosyal medyada en çok tekrar edilen itirazlardan biri ise şu cümlede toplandı:

“Üsküdar halkı oyunu AKP’ye vermedi ki.”

Bir başka kullanıcı da tartışmanın özünü şöyle ifade etti:

“Belediye başkanını halk seçer. 23 oyla başkan seçilmez.”

Yorumlarda:

“Milletin iradesi nerede kaldı?”

ve

“Soran olursa ‘milli irade’ dersiniz.”

şeklindeki ifadeler de dikkat çekti.

Paylaşımlarda bunların dışında “haksızlık”, “hukuksuzluk”, “zorbalık”, “hile” ve “sandıkta hesaplaşma” gibi son derece ağır ifadeler kullanan çok sayıda yorum bulunuyor.

Bazı yorumlar hakaret ve beddua boyutuna ulaştığı için bunları aynen yayımlamıyoruz.

Fakat ortaya çıkan genel duygu son derece açık:

İnsanlar Üsküdar’da yaşananları sıradan bir belediye başkan vekilliği seçimi olarak görmüyor.

YÜZLERCE BEĞENİ ALAN TEPKİLER

Sosyal medya paylaşımlarındaki bazı yorumların yüzlerce beğeni aldığı görülüyor.

Bir kullanıcının, yaşananların nasıl normalleştirilebildiğini sorguladığı ve süreci “halkın iradesini gasp etmek” şeklinde değerlendirdiği yorum, ekran görüntülerinin alındığı sırada 800’ün üzerinde beğeniye ulaşmıştı.

Başka yorumlar da 400, 500 ve daha fazla etkileşim aldı.

Bunlar bilimsel bir kamuoyu araştırması değil.

Ancak öfkenin yayılma gücünü, hangi söylemlerin toplumda karşılık bulduğunu ve tartışmanın hangi kavramlar etrafında büyüdüğünü göstermesi açısından dikkat çekici bir dijital gösterge.

EN ÇARPICI TEPKİ AK PARTİ SEÇMENİNDEN GELDİ

Muhalif seçmenin iktidarı eleştirmesi şaşırtıcı değil.

Üsküdar olayını AK Parti açısından çok daha önemli hale getiren ise kendi seçmeninden gelen itiraz.

Kendisini AK Partili olarak tanımlayan bir kullanıcı şu ifadeyi kullandı:

“Ben bir AK Partili olarak yakışmadı bize diyorum.”

İşte AK Parti açısından alarm zilleri tam burada çalıyor.

Çünkü mesele artık yalnızca CHP’lilerin, Yeni Partililerin ya da iktidara muhalif seçmenin tepkisi olmaktan çıkıyor.

AK Parti seçmeninin bir bölümü de “Biz bunu savunabilir miyiz?” diye sormaya başlarsa, Üsküdar’da kazanılan koltuğun siyasi faturası tahmin edilenden çok daha ağır olabilir.

AK PARTİ’NİN EN GÜÇLÜ SÖYLEMİ KENDİSİNE DÖNÜYOR: “MİLLİ İRADE”

AK Parti yaklaşık çeyrek asırlık siyasi hikâyesini büyük ölçüde sandık üzerinden kurdu.

Vesayete karşı sandık dedi.

Müdahalelere karşı milli irade dedi.

Siyasi meşruiyetin kaynağının seçmen olduğunu söyledi.

Tam da bu nedenle Üsküdar, herhangi bir belediyenin el değiştirmesinden çok daha büyük bir politik sorun yaratıyor.

Çünkü bugün muhalefetin AK Parti’ye yönelttiği eleştirinin merkezinde yine AK Parti’nin yıllarca kullandığı iki kelime bulunuyor:

Milli irade.

Seçmen de doğal olarak soruyor:

Milli irade yalnızca sandıktan AK Parti çıktığında mı milli iradedir?

HUKUKEN BAŞKA, VİCDANLARDA BAŞKA

Burada çok önemli bir ayrım yapmak gerekiyor.

Belediye başkanının görevden uzaklaştırılması, mahkemenin ilk başkan vekilliği seçimine ilişkin kararı ve Belediye Meclisinin mevzuat çerçevesinde yeni bir başkan vekili seçmesi ayrı ayrı hukuki süreçlerdir.

AK Parti açısından bakıldığında da tekrarlanan seçim, mahkeme kararının ardından yapılmış ve Gültekin Belediye Meclisindeki gizli oylamada 23 oy almıştır.

Bu gerçekleri yok saymak doğru olmaz.

Ama siyaset yalnızca kanun maddelerinden ibaret değildir.

Bir de toplumsal meşruiyet vardır.

Vatandaş bütün bu olaylara tek tek dava dosyaları üzerinden bakmıyor.

Vatandaş önündeki büyük fotoğrafa bakıyor.

Ve büyük fotoğraf şu:

AK Parti’nin yaklaşık 24 bin oy farkla kaybettiği Üsküdar Belediyesi bugün AK Partili bir başkan vekili tarafından yönetiliyor.

İnsanların “Pes!” demesinin nedeni de tam olarak bu.

ÜSKÜDAR’I ALMAK, TÜRKİYE’DE OY KAYBETMEYE DEĞER Mİ?

AK Parti açısından sorulması gereken asıl soru budur.

Bir belediyenin yönetimini kazanabilirsiniz.

Ama bunun karşılığında milyonlarca seçmenin zihninde “Sandıkta alamadığını başka yollarla aldı” algısının oluşmasına neden olursanız, kazandığınız şey gerçekten bir siyasi zafer midir?

Üstelik Üsküdar sıradan bir ilçe değil.

Yıllarca AK Parti’nin İstanbul’daki sembol ilçelerinden biri olarak görüldü.

AK Parti 2024’te Üsküdar’ı sandıkta kaybetti.

Demokratik siyasetin doğal sonucu da buydu.

Kaybedersiniz, neden kaybettiğinizi sorgularsınız, seçmenin güvenini yeniden kazanmaya çalışırsınız ve bir sonraki seçimde tekrar sandığa çıkarsınız.

Demokrasi budur.

Üsküdar’da ise ortaya çıkan süreç, geniş bir seçmen kitlesinin gözünde bundan çok farklı okunuyor.

ASIL TEHLİKE MUHALİF SEÇMEN DEĞİL, “YAKIŞMADI BİZE” DİYEN AK PARTİLİ

AK Parti’yi Üsküdar nedeniyle “kendi seçmeni nezdinde tamamen bitti” ilan etmek için elde bilimsel bir kamuoyu araştırması bulunmuyor. Böyle kesin bir hüküm gazetecilik açısından doğru olmaz.

Ancak AK Parti’yi kendi seçmeni nezdinde aşındırabilecek çok güçlü bir siyasi kırılmanın ortaya çıktığını söylemek mümkün.

Çünkü muhalif seçmenin “hukuksuzluk” demesi AK Parti açısından beklenebilir.

Fakat kendi seçmeninin:

“Yakışmadı bize.”

demesi bambaşka bir şeydir.

Bu dört kelime, Üsküdar’daki 23 oyun siyasi anlamından çok daha büyük olabilir.

Çünkü seçmen ekonomik sıkıntıyı affedebilir.

Bir siyasi hatayı affedebilir.

Bir yöneticiyi affedebilir.

Ama kendi siyasi kimliğiyle bağdaştırdığı adalet duygusunun zedelendiğine inanırsa, mesele parti tercihinin ötesine geçer.

Mesele vicdana dönüşür.

AK PARTİ ÜSKÜDAR’I ALDI, AMA KENDİ TABANINDA DA AĞIR BİR YARA AÇTI

Üsküdar’da ortaya çıkan tablo, AK Parti açısından yalnızca muhalefetin eleştirileriyle açıklanabilecek bir mesele olmaktan çıktı.

Sosyal medyadaki yorumların ağırlığı, yüksek etkileşim alan tepkiler ve özellikle AK Parti seçmeni olduğunu açıkça belirten kullanıcıların eleştirileri, iktidarın kendi tabanındaki adalet ve sandık hassasiyetini de zorlayan bir sürecin başladığını gösteriyor.

Bir siyasi parti için en tehlikeli an, karşıtlarının bağırdığı an değildir.

Kendi seçmeninin sessizce yüz çevirmeye başladığı andır.

Üsküdar’da bugün görülen en önemli siyasi işaret tam da budur.

Muhalif seçmen zaten öfkeli.

Kararsız seçmen yaşananları izliyor.

Şimdi ise AK Parti seçmeninin içinden de:

“Bize yakışmadı.”

sesi yükseliyor.

Bu nedenle Üsküdar’daki kazanım, AK Parti açısından belediye tabelasına yazılabilecek bir başarıdan çok, kendi siyasi meşruiyet söylemini tartışmaya açan ağır bir kırılmaya dönüşebilir.

ÜSKÜDAR’DA BELEDİYE AK PARTİ’YE GEÇTİ, AMA HESAP SANDIKTA KAPANACAK

Üsküdar Belediyesi artık AK Partili bir başkan vekili tarafından yönetiliyor.

Bu hukuki ve fiili bir gerçek.

Fakat Üsküdar tartışması bununla bitmedi.

Tam tersine yeni başladı.

Çünkü 157 bin 605 kişinin Sinem Dedetaş’a oy verdiği bir ilçede, seçilmiş başkanın görevden uzaklaştırılmasının ardından belediye yönetiminin nasıl AK Parti’ye geçtiğinin siyasi hesabı bundan sonra seçmenin önünde olacak.

Sosyal medyadaki yüzlerce yorumun ortak noktası da bunu gösteriyor:

“Sandıkta görüşeceğiz.”

AK Parti Üsküdar Belediyesi’nin yönetimini aldı.

Ama Üsküdar’da yaşananların ardından çok daha büyük bir soruyla karşı karşıya kaldı:

Bir belediyeyi kazanırken, seçmenin adalet ve sandığa güven duygusunu kaybetmenin bedeli ne olacak?

Bunun cevabını ne mahkeme verecek ne belediye meclisi.

Cevabı yine sandık verecek.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Trakya Haber

Trakya Politik

Trakya Gazetesi