Dolar 48,2370
Euro 55,9200
Altın 6.908,74
BİST 14.641,56
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Tekirdağ 27°C
Parçalı Bulutlu
Tekirdağ
27°C
Parçalı Bulutlu
Cts 28°C
Paz 28°C
Pts 28°C
Sal 28°C

AK PARTİ TABANI DA TRANSFERLERDEN RAHATSIZ

28 Ağustos 2026 15:58
111

31 Mart seçimlerinden sonra muhalefetten onlarca belediye başkanı ve milletvekilini saflarına katan AK Parti, Meclis’te ve yerel yönetimlerde sayısal olarak büyüdü. Ancak transfer siyaseti, iktidar partisinin yıllarca üzerinde yükseldiği “dava, sadakat ve teşkilat” anlayışını kendi tabanında tartışmaya açtı. Muhalefette kalan belediye başkanlarının yargı süreçleriyle karşılaşırken bazı isimlerin AK Parti’ye geçtikten sonra törenlerle karşılanması ise iktidara kazandırdığından daha ağır bir siyasi faturanın kapısını aralıyor.

31 Mart 2024 Yerel Seçimleri, AK Parti açısından yalnızca sandıkta alınmış bir yenilgi değildi. Parti, uzun yıllar sonra Türkiye genelinde ikinci sıraya gerilerken özellikle kendi seçmeninin bir bölümünü sandığa taşıyamadı. Akademik çalışmalarda da bu durum, AK Parti seçmenindeki “gönül yorgunluğu”, güven kaybı ve hayal kırıklığı kavramlarıyla açıklanıyor.

AK Parti yönetiminin seçimlerden sonraki dönemde verdiği cevaplardan biri ise muhalefetten yapılan yoğun transferler oldu.

Milletvekilleri geldi, ilçe belediyeleri geldi, belde belediyeleri geldi; ardından büyükşehir ve il belediye başkanları da AK Parti rozeti takmaya başladı.

Sayısal tablo ilk bakışta AK Parti lehine görünüyordu.

Fakat siyasette her kazanılan koltuk yeni bir seçmen anlamına gelmiyor.

Hatta bazı koltukların maliyeti, beraberinde getirdiği oydan çok daha yüksek olabiliyor.

AK PARTİ’NİN ASIL SORUNU: “BİZ NEDEN YILLARDIR BURADAYIZ?”

Transfer politikasının AK Parti içerisindeki en önemli sosyolojik sonucu, partinin kendi teşkilatlarında ortaya çıkan adalet ve sadakat tartışması oldu.

AK Parti çeyrek asra yaklaşan siyasi hayatını güçlü bir teşkilat kültürü üzerine kurdu. İlçe teşkilatlarında sandık görevliliğinden başlayıp mahalle yönetimine, belediye meclisine ve milletvekilliğine uzanan uzun bir siyasi kariyer yolu oluştu.

Bu yapıdaki bir partide başka bir partinin listelerinden seçilmiş bir siyasetçinin bir anda AK Parti rozeti takması ve parti hiyerarşisinin üst sıralarına çıkması, yalnızca siyasi transfer anlamına gelmiyor.

Aynı zamanda yıllardır sıranın kendisine gelmesini bekleyen AK Partili siyasetçiye şu soruyu sorduruyor:

“Ben bütün bu yıllar boyunca neden mücadele ettim?”

2026 yılında Ankara kulislerine yansıyan haberler tam olarak bu rahatsızlığı ortaya koydu. Muhalefetten gelen bazı isimlere gelecek seçimlerde adaylık güvencesi verildiği iddialarının, AK Parti teşkilatlarında “önümüz kapatılıyor” tepkisine yol açtığı aktarıldı.

Bir başka kulis haberinde ise parti içindeki rahatsızlığın yalnızca makam paylaşımıyla sınırlı olmadığı; yıllarca AK Parti’nin karşısında siyaset yapan isimlerin yerel teşkilatların önüne geçirilmesinin “ciddi karın ağrısı” yarattığı belirtildi.

Bu nokta kritik.

Çünkü AK Parti seçmeni açısından parti hiçbir zaman yalnızca seçim kazanmak için oluşturulmuş mekanik bir organizasyon olmadı. “Dava”, “vefa”, “sadakat”, “teşkilat emeği” ve “yol arkadaşlığı” partinin kendi siyasi anlatısının temel kavramlarıydı.

Transfer siyaseti yoğunlaştıkça bu kavramların değeri sorgulanmaya başladı.

EN BÜYÜK KIRILMA: ÖZLEM ÇERÇİOĞLU

Bu nedenle AK Parti tabanında en fazla tartışma yaratma potansiyeline sahip transferlerin başında Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu geliyor.

Çerçioğlu sıradan bir CHP belediye başkanı değildi.

Yıllarca CHP’nin en görünür yerel yönetim figürlerinden biri oldu. Aydın’da AK Parti’nin karşısında seçimlere girdi, AK Partili adaylarla mücadele etti ve “Topuklu Efe” markasıyla CHP kimliği üzerinden önemli bir siyasi taban oluşturdu.

14 Ağustos 2025’te AK Parti rozeti takması bu nedenle yalnızca “bir belediye daha kazanıldı” biçiminde değerlendirilemezdi. Aydın Büyükşehir Belediyesinin iktidar partisine geçmesi kısa vadede çok büyük bir siyasi fotoğraf sağladı. Çerçioğlu ile birlikte Söke, Yenipazar ve Sultanhisar belediye başkanları da AK Parti’ye katıldı.

Fakat aynı fotoğrafın başka bir yüzü vardı.

Yıllarca Aydın’da Çerçioğlu’nu yenebilmek için çalışan AK Partili belediye başkan adayları, il ve ilçe yöneticileri, belediye meclis üyeleri ve parti üyeleri bir anda eski rakiplerinin kendi partilerinde çok güçlü bir konuma geldiğini gördü.

Daha önemlisi, Çerçioğlu’nun adı Aziz İhsan Aktaş dosyası çevresindeki siyasi tartışmalarda da geçti. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Çerçioğlu’nun AK Parti’ye geçişinin yargı baskısıyla bağlantılı olduğunu öne sürdü. Çerçioğlu ise bu iddiaları reddetti ve daha sonra Özel hakkında suç duyurusunda bulundu.

Burada hukuken kanıtlanmış bir “partiye geç ve soruşturmadan kurtul” ilişkisi bulunduğu söylenemez.

Ancak siyasette yalnızca hukuki gerçekler değil, seçmenin zihninde oluşan görüntü de sonuç üretir.

Muhalefetteki bazı belediye başkanlarının tutuklandığı bir dönemde, tartışmaların merkezindeki başka bir belediye başkanının iktidar partisine geçerek Cumhurbaşkanı tarafından törenle karşılanması, muhalefetin kullanabileceği son derece güçlü bir siyasal anlatı yarattı.

BURCU KÖKSAL TRANSFERİ NEDEN DAHA DA ÇARPICI?

AK Parti tabanı açısından en dikkat çekici ikinci örnek Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal oldu.

Köksal yıllarca CHP milletvekilliği yaptı, CHP Grup Başkanvekilliğine kadar yükseldi ve AK Parti’ye karşı en sert muhalefeti yapan isimlerden biri olarak tanındı.

Üstelik 31 Mart 2024’te Afyonkarahisar’ı % 50’nin üzerinde oyla CHP’ye kazandırdı.

Mayıs 2026’da ise AK Parti’ye geçti.

Bu transfer, AK Parti açısından Afyonkarahisar gibi sembolik önemi yüksek bir ilin belediyesini yeniden parti hanesine yazdırdı.

Ancak Köksal’ın geçmiş siyasi pozisyonları nedeniyle şu paradoks doğdu:

Dün AK Parti’ye karşı sert muhalefet yapan bir siyasetçi, bugün aynı partinin yöneticileriyle aynı siyasi çizginin temsilcisi hâline geldi.

Üstelik AK Parti çevresinden de bu transfer modeline açık itiraz geldi. AK Parti’de geçmişte görev alan Mücahit Birinci, belediye transferlerini “büyük başarı” gibi görmenin halkı yeterince tanımamak anlamına geleceğini savundu.

Burcu Köksal örneğini daha çarpıcı hâle getiren başka bir ayrıntı da vardı. Köksal, parti değiştiren başka siyasetçileri kısa süre öncesine kadar sert biçimde eleştirmişti. AK Parti’ye geçişinden yaklaşık iki hafta önce Sera Kadıgil’i CHP’den ayrıldığı için eleştiren ifadeler kullanmıştı.

Bu tür keskin dönüşler, yalnızca eski partinin seçmeninde değil yeni partinin tabanında da “siyasi ilke mi, siyasi gelecek mi?” sorusunu doğuruyor.

KÜRŞAD ZORLU: TRANSFERDEN DOĞRUDAN GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞINA

Milletvekilleri arasında en dikkat çekici örneklerden biri ise Kürşad Zorlu.

İYİ Parti Sözcülüğü yapmış, parti yönetiminde önemli görevler üstlenmiş Zorlu, Ocak 2025’te AK Parti’ye geçti.

Daha sonra AK Parti Genel Başkan Yardımcılığı ve Türk Devletleri ile İlişkiler Başkanlığı görevine getirildi.

Buradaki problem Zorlu’nun kişisel niteliğinden çok, AK Parti teşkilatlarının önüne çıkan kariyer modeli.

On yıllardır parti içerisinde bulunan çok sayıda siyasetçi genel başkan yardımcılığı gibi görevlere ulaşamazken, başka bir partinin sözcülüğünden gelen bir ismin kısa süre içerisinde partinin en üst yönetim katlarından birine çıkabilmesi “teşkilat emeğinin değeri” tartışmasını büyütüyor.

Transfer siyasetinin AK Parti’de yarattığı en büyük kurumsal risk tam da burada ortaya çıkıyor:

Partiye sadakat ödüllendirilen bir özellik olmaktan çıkıp, dışarıdan transfer edilmek daha hızlı bir siyasi yükselme yöntemine dönüşürse teşkilat motivasyonu zayıflar.

YRP’DEN GELENLER SAYI GETİRİYOR, AMA KİMLİK SORUNUNU DA BÜYÜTÜYOR

AK Parti’ye belediye başkanı geçişlerinde en büyük kaynaklardan biri Yeniden Refah Partisi oldu.

Mayıs 2026 itibarıyla 31 Mart seçimlerinde başka partilerden veya bağımsız seçilip AK Parti’ye geçen belediye başkanlarının sayısı 76’ya ulaşmış, bunların 34’ünün Yeniden Refah Partisi kökenli olduğu bildirilmişti.

Bu transferlerin CHP’den gelenlere göre AK Parti tabanında daha kolay kabul görmesinin bir nedeni var.

YRP ile AK Parti’nin muhafazakâr seçmen havuzları önemli ölçüde kesişiyor. Bu nedenle YRP’den AK Parti’ye geçen bir belediye başkanı seçmende ideolojik olarak çok keskin bir dönüş algısı yaratmıyor.

Fakat burada da başka bir problem ortaya çıkıyor.

31 Mart’ta seçmen AK Parti adayının karşısındaki YRP adayına oy verdiyse ve seçilen aday daha sonra AK Parti’ye geçiyorsa, seçmenin sandıkta yaptığı tercihin fiilen tersine çevrildiği duygusu oluşabiliyor.

Bu nedenle transfer siyaseti yalnızca partiler arası bir mesele değil, temsili demokrasi ve seçmen iradesi tartışmasına dönüşüyor.

BİR ROZET, BİNLERCE AK PARTİLİNİN EMEĞİNDEN DAHA MI DEĞERLİ?

Yerel ölçekte mesele daha da sert.

Bir ilçede yıllarca AK Parti’nin karşısındaki belediye başkanını eleştiren ilçe başkanını düşünün.

Seçim geliyor.

Teşkilat kapı kapı dolaşıyor.

Sandık görevlileri çalışıyor.

Partililer müşahitlik yapıyor.

Belediye başkan adayı aylar boyunca rakibiyle mücadele ediyor.

Seçimi kaybediyorlar.

Aradan bir süre geçiyor ve seçimi kazanan rakip belediye başkanı AK Parti’ye katılıyor.

Ertesi gün yerel AK Parti teşkilatı, seçimde yenmeye çalıştığı ismin belediye başkanlığını ve siyasi geleceğini savunmak zorunda kalıyor.

İşte transfer politikasının sosyolojik olarak en zayıf noktası bu.

Çünkü yukarıdan bakıldığında “bir belediye kazandık” olarak görünen işlem, aşağıda yüzlerce hatta binlerce teşkilat mensubunun “bizim mücadelemizin anlamı neydi?” sorusunu büyütebiliyor.

2026’da parti içerisinden basına yansıyan değerlendirmelerde de yıllarca birbirlerine karşı siyaset yapan yerel aktörlerin aynı çatı altında buluşmasının ciddi rahatsızlık oluşturduğu açıkça dile getirildi.

TRANSFER OLANA ROZET, KALANA CEZAEVİ ALGISI

AK Parti açısından en tehlikeli siyasi sonuç ise transferlerin yargı süreçleriyle aynı döneme denk gelmesi.

31 Mart 2024’ten sonra çok sayıda CHP’li belediye başkanı gözaltına alındı veya tutuklandı. 2026 yazı itibarıyla CHP’li belediye başkanlarına yönelik operasyonların sayısı oldukça yükseldi. Muhalefet bu süreçlerin siyasi olduğunu savunurken, iktidar kanadı yargının bağımsız olduğunu ve operasyonların somut suç isnatlarına dayandığını belirtiyor.

Bazı davalarda belediye başkanları hakkında rüşvet, ihaleye fesat karıştırma ve dolandırıcılık gibi suçlamalarla mahkûmiyet kararları da çıktı. İktidar bu tabloyu yolsuzlukla mücadele olarak sunuyor. Buna karşılık muhalefet, soruşturmaların seçici biçimde yürütüldüğünü savunuyor.

AK Parti açısından siyasi problem ise mahkeme dosyalarının içeriğinden bağımsız olarak ortaya çıkıyor.

Bir tarafta muhalefette kalmayı tercih eden belediye başkanları gözaltına alınıyor veya tutuklanıyor.

Diğer tarafta muhalefetten ayrılıp AK Parti’ye geçen belediye başkanlarına Cumhurbaşkanı tarafından rozet takılıyor.

Bu iki görüntü yan yana geldiğinde muhalefetin kullanabileceği çok güçlü bir slogan doğuyor:

“Geçersen rozet, geçmezsen Silivri.”

Bu iddianın hukuken doğru olduğunun kanıtlanması başka bir mesele.

Fakat seçmen davranışı açısından asıl önemli olan, bu kanaatin geniş kitlelerde oluşup oluşmadığı.

Siyasette algı bazen dava dosyasından daha hızlı sonuç üretir.

MUHALEFETİN MAĞDURİYET SERMAYESİNİ BÜYÜTÜYOR

İktidar açısından daha büyük paradoks burada başlıyor.

Bir muhalefet belediye başkanını transfer ettiğinizde bir belediye kazanırsınız.

Ama aynı dönemde başka bir muhalefet belediye başkanı cezaevine girerse, o isim kendi seçmeni açısından yalnızca belediye başkanı olmaktan çıkıp siyasi mağduriyetin sembolüne dönüşebilir.

Türkiye siyasi tarihi bunun örnekleriyle dolu.

Siyasi mağduriyet, özellikle kutuplaşmanın yüksek olduğu toplumlarda seçmenin aidiyetini zayıflatmak yerine güçlendirebilir.

Muhalefet seçmeni “bizim seçtiğimiz başkanı görevden aldılar” düşüncesine kapıldığında, belediye başkanının kişisel performansı ikinci plana düşebilir ve mesele seçmen iradesinin savunulmasına dönüşebilir.

Bu açıdan bakıldığında iktidarın bir belediyeyi transfer yoluyla kazanmasının matematiksel karşılığı bir belediyedir.

Ancak buna karşılık cezaevine giren popüler bir muhalefet figürünün yaratacağı siyasal mobilizasyon milyonlarca seçmeni etkileyebilir.

Dolayısıyla kısa vadede elde edilen kurumsal kazanım, uzun vadede muhalefete verilen çok daha büyük bir mağduriyet sermayesiyle dengelenebilir.

MUHALEFETİ ZAYIFLATMAK YERİNE KONSOLİDE ETME RİSKİ

Transfer siyasetinin ilk hedeflerinden biri rakibin moralini bozmak.

Bu açıdan AK Parti’nin ciddi bir kısa vadeli başarı elde ettiği inkâr edilemez.

Milletvekili sayısı yükseldi. Belediyelerin rengi değişti. Muhalefetin seçilmiş isimleri Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanında fotoğraf verdi.

Ruşen Çakır da transferlerin AK Parti açısından özellikle psikolojik güç gösterisi anlamı taşıdığını, Erdoğan’ın rakiplerini zayıf gösterme fırsatı elde ettiğini değerlendiriyor.

Ancak aynı stratejinin ikinci aşamada ters tepme ihtimali var.

Çünkü muhalefet seçmeni transfer edilen siyasetçiyi kaybettiğinde her zaman partisini terk etmiyor.

Tam tersine:

“Bir daha kişiye değil partiye oy vermeliyiz.”

“Daha güvenilir aday çıkarmalıyız.”

“İktidar seçmen iradesini değiştirmeye çalışıyor.”

gibi reflekslerle daha fazla konsolide olabilir.

Böylece iktidar rakibinden bir belediye başkanı kazanırken, farkında olmadan rakibinin seçmenini birbirine daha sıkı bağlayabilir.

“İKTİDAR PARTİSİNE GEÇMEDEN HİZMET ALINAMIYOR” ALGISI

Transferlerin başka bir maliyeti de devlet-parti ayrımında ortaya çıkıyor.

Bazı belediye başkanlarının geçiş gerekçeleri arasında merkezi yönetimle daha uyumlu çalışma ve ilçelerine daha fazla hizmet götürme söylemi öne çıkıyor.

Bu gerekçe AK Parti açısından ilk bakışta avantaj gibi görünse de aslında son derece tehlikeli bir sonuç üretiyor:

“Muhalefetteysen hizmet alamazsın, iktidara geçersen hizmet gelir.”

Bu algı yerleştiğinde iktidar partisinin gücünü kanıtlamıyor; devlet kaynaklarının siyasi aidiyete göre dağıtıldığı kuşkusunu büyütüyor.

Demokratik sistem açısından da iktidar açısından da daha güçlü mesaj bunun tam tersidir:

Bir belediye başkanının merkezi hükümetten hizmet alabilmek için iktidar partisine geçmesine gerek olmadığı gösterilebilmelidir.

KAZANILAN BAŞKAN, KAYBEDİLEN İLKE

Transfer politikasının AK Parti açısından kısa vadede bazı somut getirileri olduğu açık.

Meclis’teki sandalye sayısı yükseldi.

Yerel yönetim ağı büyüdü.

Muhalefette moral kaybı oluştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın siyasi çekim merkezi olduğu görüntüsü güçlendi.

Ancak uzun vadeli bilanço çok daha tartışmalı.

Çünkü transferler aynı anda;

AK Parti’nin kendi kadrolarında gelecek kaygısı yaratıyor,

teşkilat emeğinin değerini azaltıyor,

“dava ve sadakat” söylemini aşındırıyor,

yerel teşkilatlarla yeni gelen başkanları karşı karşıya getiriyor,

seçmen iradesinin parti değiştirme yoluyla dönüştürüldüğü eleştirisini büyütüyor,

yargı süreçleriyle yan yana geldiğinde “siyasi baskı” iddialarına malzeme veriyor,

ve muhalefette kalan isimlere güçlü bir mağduriyet alanı açıyor.

Bu nedenle mesele yalnızca “AK Parti kaç belediye kazandı?” sorusuyla ölçülemez.

Asıl soru şudur:

AK Parti kazandığı her belediye başkanına karşılık kendi tabanından kaç kişinin inancını, motivasyonunu ve teşkilat bağlılığını riske atıyor?

Henüz bu transferlerin tamamının ardından yapılmış bir genel veya yerel seçim bulunmadığı için “AK Parti transferlerden kesin olarak oy kaybetti” demek bilimsel olarak mümkün değil.

Ancak 31 Mart’ta zaten sandığa gitmeyerek partiye mesaj veren seçmenin varlığı, parti içinden yükselen teşkilat rahatsızlığı ve transferlerin yargı operasyonlarıyla aynı siyasi atmosferde gerçekleşmesi birlikte değerlendirildiğinde, AK Parti’nin transfer siyasetinin yarardan çok zarar üretme ihtimali giderek büyüyor.

ÖNCE BAĞIMSIZ, SONRA AK PARTİ: TEPKİYİ YUMUŞATAN ARA DURAK

AK Parti’ye geçen bazı milletvekillerinin izlediği yol da transfer siyasetinin dikkat çekici başka bir boyutunu ortaya koyuyor. Çok sayıda isim, seçildiği partiden ayrıldıktan hemen sonra AK Parti’ye katılmak yerine bir süre “bağımsız milletvekili” olarak kaldı ve ancak daha sonra AK Parti rozeti taktı. Bu yöntem, doğrudan ve ani parti değişikliğinin yaratabileceği seçmen tepkisini zamana yayarak azaltan siyasi bir “ara durak” işlevi görüyor.

Bunun en açık örneklerinden biri Kayseri Milletvekili Dursun Ataş oldu. Ataş, 6 Eylül 2024’te İYİ Parti’den ayrıldı, yaklaşık iki ay bağımsız milletvekili olarak kaldı ve 30 Ekim 2024’te Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın taktığı rozetle AK Parti’ye katıldı. Benzer biçimde İYİ Parti’den ayrılan Seyithan İzsiz ve Ahmet Ersagun Yücel de bağımsız kaldıkları dönemin ardından 14 Ağustos 2024’te AK Parti’ye geçti.

Aynı model daha sonraki transferlerde de görüldü. İYİ Parti’den ayrılan Ünal Karaman ve Mehmet Selim Ensarioğlu, bağımsız milletvekili konumunun ardından 23 Şubat 2025’te AK Parti’ye katıldı. 2026 yılında ise İsa Mesih Şahin, Hasan Ufuk Çakır ve İrfan Karatutlu, önce eski partileriyle yollarını ayırıp bağımsız konuma geçti, ardından 7 Ocak 2026’da düzenlenen AK Parti Grup Toplantısı’nda Erdoğan tarafından rozetleri takılarak partiye alındı.

Nimet Özdemir örneğinde bu geçiş daha da belirginleşti. Önce İYİ Parti’den CHP’ye geçen Özdemir, daha sonra CHP’den istifa ederek bağımsız milletvekili oldu. Bağımsızlık dönemi uzun sürmedi; 24 Haziran 2026’da AK Parti Grup Toplantısı’nda Erdoğan’ın taktığı rozetle AK Parti’ye geçti. AK Parti’nin kendi açıklamasında da Özdemir’den, “geçen hafta CHP’den istifa eden Bağımsız İstanbul Milletvekili” olarak söz edildi.

Bu örneklerde isimlerin “tepkiyi azaltmak amacıyla bağımsız kaldıklarını” doğrudan söylediklerine ilişkin genel bir kanıt bulunmuyor. Ancak siyasal iletişim açısından ortaya çıkan sonuç dikkat çekici: Seçmen, bir siyasetçinin “CHP’den doğrudan AK Parti’ye” ya da “İYİ Parti’den doğrudan AK Parti’ye” geçtiği görüntüyle karşılaşmak yerine önce eski partisinden ayrılışını, bir süre sonra da yeni partiye katılışını görüyor. Böylece iki karar arasına zaman giriyor; ilk istifanın yarattığı tartışma soğurken ikinci aşamada AK Parti’ye katılım ayrı bir siyasi gelişme olarak sunulabiliyor.

Başka bir ifadeyle “bağımsızlık”, bazı transferlerde hukuki bir statü olmanın ötesinde siyasi geçiş koridoruna dönüşüyor. Bir günde gerçekleştiğinde çok daha sert tepki çekebilecek parti değişikliği iki aşamaya bölünüyor: Önce eski partiyle bağ koparılıyor, ardından kamuoyu yeni duruma alıştıktan sonra iktidar partisine geçiliyor.

Bu yöntem özellikle o siyasetçiye kendi partisinin seçmeninin oy verdiği düşünüldüğünde önem kazanıyor. Çünkü seçmen sandıkta bir partinin milletvekili olarak seçtiği ismi birkaç ay sonra rakip partinin grubunda gördüğünde “oyum başka partiye taşındı” duygusuna kapılabiliyor. Araya bağımsızlık döneminin girmesi ise bu kırılmayı ortadan kaldırmasa da ani siyasi maliyetini azaltabiliyor.

Ancak bu yöntem AK Parti açısından başka bir soruyu da beraberinde getiriyor: Bir siyasetçi AK Parti’ye geçmekte gerçekten ideolojik bir yakınlaşma yaşadıysa neden doğrudan partiye katılmak yerine önce bağımsız kalmayı tercih ediyor?

İşte tam bu noktada “ara durak” modeli, transferlerin ilkesel bir siyasi dönüşümden çok zamanlaması hesaplanmış pragmatik siyasi hamleler olduğu eleştirisini güçlendiriyor. Böylece transferler yalnızca eski partinin seçmeninde değil, AK Parti’nin kendi tabanında da “dün rakibimizdi, bugün neden bizim saflarımızda?” sorusunu büyütüyor.

Sonuçta bağımsızlık dönemi tepkiyi bir süre erteleyebilir; ancak seçmenin hafızasındaki parti değişikliğini ortadan kaldırmıyor. Rozet gecikebiliyor, fakat siyasi tercih değişikliğinin hesabı sandığa kalıyor.

CHP’den istifa ettikten sonra bağımsız kaldığını açıklayan ve 14 Ağustos’ta AK Parti’ye geçen Hayrabolu Belediye Başkanı Tuncer Başoğlu hafızalarda yerini koruyor. Peki ya halen bağımsız duran Çerkezköy Belediye Başkanı Vahap Akay ne olacak? Siyasi kulislere göre bu durum Vahap Akay’ın kişisel tercihinden ziyade AK Parti’nin kendisi hakkındaki tasarrufunda yatıyor.

AK Parti bu saatten sonra Akay hakkında nasıl isterse, öyle olacak! Ancak daha önemli bir soru var. Peki ya partiye gönül ve emek vermiş kadrolar Akay’ı ne kadar istiyor?

AK PARTİ’YE GEÇEN SİYASETÇİLER

İsimÜnvanGeldiği parti / siyasi konumAK Parti’ye geçiş
Özlem ÇerçioğluAydın Büyükşehir Belediye BaşkanıCHP14 Ağustos 2025
Burcu KöksalAfyonkarahisar Belediye Başkanı, eski CHP Grup BaşkanvekiliCHP12 Mayıs 2026
Kürşad ZorluAnkara Milletvekili, eski İYİ Parti SözcüsüİYİ Parti21 Ocak 2025
Mustafa Nedim YamalıAnkara Milletvekili, Gelecek Partisi kurucularındanGelecek Partisi25 Aralık 2024
Serap Yazıcı ÖzbudunAntalya MilletvekiliGelecek Partisi23 Şubat 2025
Ünal KaramanKonya MilletvekiliİYİ Parti → Bağımsız23 Şubat 2025
İsa Mesih Şahinİstanbul Milletvekili, eski Gelecek Partisi Grup BaşkanvekiliGelecek Partisi → Bağımsız7 Ocak 2026
Nimet Özdemirİstanbul MilletvekiliİYİ Parti → CHP → Bağımsız24 Haziran 2026
Hasan Ufuk ÇakırMersin MilletvekiliCHP → Bağımsız7 Ocak 2026
İrfan KaratutluKahramanmaraş MilletvekiliDEVA Partisi → Bağımsız7 Ocak 2026
Hasan EkiciKonya MilletvekiliGelecek Partisi14 Mayıs 2025
Seyithan İzsizİstanbul MilletvekiliİYİ Parti → Bağımsız14 Ağustos 2024
Ahmet Ersagun Yücelİstanbul MilletvekiliİYİ Parti → Bağımsız14 Ağustos 2024
Dursun AtaşKayseri MilletvekiliİYİ Parti → Bağımsız30 Ekim 2024
Mehmet Selim Ensarioğluİstanbul MilletvekiliİYİ Parti → Bağımsız23 Şubat 2025
Mehmet Mustafa GürbanGaziantep MilletvekiliİYİ Parti → Bağımsız14 Ağustos 2026
Ömer KarakaşAydın MilletvekiliİYİ Parti14 Ağustos 2026
Mustafa Biliciİzmir MilletvekiliGelecek Partisi14 Ağustos 2026
Rasim ArıNevşehir Belediye BaşkanıİYİ Parti25 Haziran 2026
Mesut ÖzarslanAnkara Keçiören Belediye BaşkanıCHP25 Haziran 2026
Umut YılmazGaziantep Şehitkamil Belediye BaşkanıCHP14 Ağustos 2025
Eren Ali Bingölİstanbul Tuzla Belediye BaşkanıCHP1 Ağustos 2026
Orhan Çerkezİstanbul Çekmeköy Belediye BaşkanıCHP1 Ağustos 2026
Yakup OdabaşıAnkara Gölbaşı Belediye BaşkanıCHP14 Ağustos 2026
Selim ÇırpanoğluAnkara Kahramankazan Belediye BaşkanıCHP14 Ağustos 2026
Kadir KumbulAntalya Serik Belediye BaşkanıCHP15 Nisan 2026
Levent KoçAnkara Haymana Belediye BaşkanıCHP22 Haziran 2026
Mehmet ÖzcanEdirne Keşan Belediye BaşkanıCHP25 Haziran 2026
Tuncer BaşoğluTekirdağ Hayrabolu Belediye BaşkanıCHP → Bağımsız14 Ağustos 2026
Mustafa İberya ArıkanAydın Söke Belediye BaşkanıCHP14 Ağustos 2025
Osman YıldırımkayaAydın Sultanhisar Belediye BaşkanıCHP14 Ağustos 2025
Malik ErcanAydın Yenipazar Belediye BaşkanıCHP14 Ağustos 2025
Veysel TopçuAfyonkarahisar Dinar Belediye BaşkanıCHP12 Mayıs 2026
Yasemin FazlacaYalova Altınova Belediye BaşkanıCHP14 Ağustos 2025
Gökhan BudakArdahan Göle Belediye BaşkanıCHP8 Ekim 2025
Hamit TutuşBatman Hasankeyf Belediye BaşkanıCHP19 Şubat 2025
İsa YıldırımAntalya Aksu Belediye BaşkanıCHP2025
Hasan UstaoğluKonya Seydişehir Belediye BaşkanıCHP2025
Mustafa GüzelGaziantep Karkamış Belediye BaşkanıCHP2025
Saim ZileliÇanakkale Eceabat Belediye BaşkanıCHP14 Ağustos 2026
Türkan KayırŞırnak İdil Belediye BaşkanıMuhalefet / bağımsızlaşan yerel yönetim14 Ağustos 2026
Ali Kemal DerinKütahya Tavşanlı Belediye BaşkanıMuhalefet14 Ağustos 2026
Engin UysalKütahya Domaniç Belediye BaşkanıMuhalefet14 Ağustos 2026
Sacit Terziİstanbul Şile Belediye BaşkanvekiliCHP1 Ağustos 2026
Cömert ÖzenAdana Feke Belediye BaşkanıYeniden Refah Partisi14 Ağustos 2024
Emrullah AkpunarErzurum Aziziye Belediye BaşkanıYeniden Refah Partisi14 Ağustos 2024
Hayrettin ÖzdemirErzurum Horasan Belediye BaşkanıİYİ Parti14 Ağustos 2024
Nevzat KarasuErzurum Köprüköy Belediye BaşkanıYeniden Refah Partisi14 Ağustos 2024
Ali ÖztokluKonya Doğanhisar Belediye BaşkanıYeniden Refah Partisi14 Ağustos 2024
Mesut KarayiğitOrdu Çaybaşı Belediye BaşkanıYeniden Refah Partisi14 Ağustos 2024
Refahattin ŞencanSamsun Ayvacık Belediye BaşkanıYeniden Refah Partisi14 Ağustos 2024
Mehmet BegitŞanlıurfa Birecik Belediye BaşkanıDEM Parti14 Ağustos 2024
Mahmut DalAdana Saimbeyli Belediye BaşkanıBağımsız14 Ağustos 2024
Zafer ArpacıUşak Banaz Belediye BaşkanıBağımsız14 Ağustos 2024
Ali ÜzlükKonya Ahırlı Belediye BaşkanıİYİ Parti14 Mayıs 2025
Fatih OrhanKonya Altınekin Belediye BaşkanıYeniden Refah Partisi14 Mayıs 2025
Muammer YanıkKastamonu Bozkurt Belediye BaşkanıBağımsız14 Ağustos 2025
Mustafa KodalIsparta Yalvaç Belediye BaşkanıİYİ Parti14 Ağustos 2025
Murat DabanManisa Selendi Belediye BaşkanıYeniden Refah Partisi19 Şubat 2025
Ebubekir IrmakElazığ Sivrice Belediye BaşkanıYeniden Refah Partisi19 Şubat 2025
Mehmet AydınKonya Çumra Belediye BaşkanıYeniden Refah Partisi26 Ocak 2026
Davut KaradavutYozgat Kadışehri Belediye BaşkanıYeniden Refah Partisi26 Ocak 2026
Abdülbaki KaraGümüşhane Şiran Belediye BaşkanıDemokrat Parti8 Ekim 2025
Ayhan ÇavuşÇankırı Orta/Yaylakent Belediye BaşkanıYeniden Refah Partisi19 Şubat 2025
Adem GümüşErzincan Tercan/Kargın Belediye BaşkanıYeniden Refah Partisi19 Şubat 2025
Alihan BabatŞırnak Uludere/Şenoba Belediye BaşkanıYeniden Refah Partisi19 Şubat 2025
Mehmet Sıddık SalurMuş Karaağaç Belediye BaşkanıYeniden Refah Partisi19 Şubat 2025
Haydar SertAdıyaman Besni/Suvarlı Belediye BaşkanıDEVA Partisi19 Şubat 2025
Cumali ÖztürkKütahya Gediz/Yenikent Belediye BaşkanıİYİ Parti19 Şubat 2025
İsmail AkpınarAksaray Yeşiltepe Belediye BaşkanıİYİ Parti14 Ağustos 2025
Abit ÖzdemirMuş Rüstemgedik Belediye BaşkanıDEVA Partisi8 Ekim 2025
Maşuk AtaşMuş Sarıpınar Belediye BaşkanıDEVA Partisi8 Ekim 2025
Eşref VarolBingöl Ilıcalar Belediye BaşkanıYeniden Refah Partisi8 Ekim 2025
Hayrettin ÇiçekBingöl Sancak Belediye BaşkanıYeniden Refah Partisi8 Ekim 2025
Soner ErkanGiresun Ören Belediye BaşkanıYeniden Refah Partisi8 Ekim 2025
Hasan TurgutŞırnak İdil/Karalar Belediye BaşkanıCHP26 Ocak 2026
Şenol ÖncülÇorum Ortaköy/Aşdağul Belediye BaşkanıCHP26 Ocak 2026
Muammer ÇelikbaşNiğde Çiftlik/Bozköy Belediye BaşkanıCHP15 Nisan 2026
Ali PelitTokat Çat Belediye BaşkanıYeniden Refah Partisi15 Nisan 2026
Selahattin YalçınMuş Yaygın Belediye BaşkanıSaadet Partisi15 Nisan 2026
Ramazan AydınElazığ Karakoçan/Sarıcan Belediye BaşkanıSaadet Partisi14 Mayıs 2025
İbrahim ErgünBitlis Adilcevaz/Aydınlar Belediye BaşkanıMuhalefet14 Mayıs 2025
Ali AçmazElazığ Arıcak/Bükardı Belediye BaşkanıYeniden Refah Partisi14 Ağustos 2024
Fehim KayaMuş Yoncalı Belediye BaşkanıYeniden Refah Partisi14 Ağustos 2024
Ömer Faruk YenilmezMuş Yeşilova Belediye BaşkanıYeniden Refah Partisi14 Ağustos 2024
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Trakya Haber

Trakya Politik

Trakya Gazetesi