AK PARTİ TABANI DA TRANSFERLERDEN RAHATSIZ
31 Mart seçimlerinden sonra muhalefetten onlarca belediye başkanı ve milletvekilini saflarına katan AK Parti, Meclis’te ve yerel yönetimlerde sayısal olarak büyüdü. Ancak transfer siyaseti, iktidar partisinin yıllarca üzerinde yükseldiği “dava, sadakat ve teşkilat” anlayışını kendi tabanında tartışmaya açtı. Muhalefette kalan belediye başkanlarının yargı süreçleriyle karşılaşırken bazı isimlerin AK Parti’ye geçtikten sonra törenlerle karşılanması ise iktidara kazandırdığından daha ağır bir siyasi faturanın kapısını aralıyor.
31 Mart 2024 Yerel Seçimleri, AK Parti açısından yalnızca sandıkta alınmış bir yenilgi değildi. Parti, uzun yıllar sonra Türkiye genelinde ikinci sıraya gerilerken özellikle kendi seçmeninin bir bölümünü sandığa taşıyamadı. Akademik çalışmalarda da bu durum, AK Parti seçmenindeki “gönül yorgunluğu”, güven kaybı ve hayal kırıklığı kavramlarıyla açıklanıyor.
AK Parti yönetiminin seçimlerden sonraki dönemde verdiği cevaplardan biri ise muhalefetten yapılan yoğun transferler oldu.
Milletvekilleri geldi, ilçe belediyeleri geldi, belde belediyeleri geldi; ardından büyükşehir ve il belediye başkanları da AK Parti rozeti takmaya başladı.
Sayısal tablo ilk bakışta AK Parti lehine görünüyordu.
Fakat siyasette her kazanılan koltuk yeni bir seçmen anlamına gelmiyor.
Hatta bazı koltukların maliyeti, beraberinde getirdiği oydan çok daha yüksek olabiliyor.
AK PARTİ’NİN ASIL SORUNU: “BİZ NEDEN YILLARDIR BURADAYIZ?”
Transfer politikasının AK Parti içerisindeki en önemli sosyolojik sonucu, partinin kendi teşkilatlarında ortaya çıkan adalet ve sadakat tartışması oldu.
AK Parti çeyrek asra yaklaşan siyasi hayatını güçlü bir teşkilat kültürü üzerine kurdu. İlçe teşkilatlarında sandık görevliliğinden başlayıp mahalle yönetimine, belediye meclisine ve milletvekilliğine uzanan uzun bir siyasi kariyer yolu oluştu.
Bu yapıdaki bir partide başka bir partinin listelerinden seçilmiş bir siyasetçinin bir anda AK Parti rozeti takması ve parti hiyerarşisinin üst sıralarına çıkması, yalnızca siyasi transfer anlamına gelmiyor.
Aynı zamanda yıllardır sıranın kendisine gelmesini bekleyen AK Partili siyasetçiye şu soruyu sorduruyor:
“Ben bütün bu yıllar boyunca neden mücadele ettim?”
2026 yılında Ankara kulislerine yansıyan haberler tam olarak bu rahatsızlığı ortaya koydu. Muhalefetten gelen bazı isimlere gelecek seçimlerde adaylık güvencesi verildiği iddialarının, AK Parti teşkilatlarında “önümüz kapatılıyor” tepkisine yol açtığı aktarıldı.
Bir başka kulis haberinde ise parti içindeki rahatsızlığın yalnızca makam paylaşımıyla sınırlı olmadığı; yıllarca AK Parti’nin karşısında siyaset yapan isimlerin yerel teşkilatların önüne geçirilmesinin “ciddi karın ağrısı” yarattığı belirtildi.
Bu nokta kritik.
Çünkü AK Parti seçmeni açısından parti hiçbir zaman yalnızca seçim kazanmak için oluşturulmuş mekanik bir organizasyon olmadı. “Dava”, “vefa”, “sadakat”, “teşkilat emeği” ve “yol arkadaşlığı” partinin kendi siyasi anlatısının temel kavramlarıydı.
Transfer siyaseti yoğunlaştıkça bu kavramların değeri sorgulanmaya başladı.
EN BÜYÜK KIRILMA: ÖZLEM ÇERÇİOĞLU
Bu nedenle AK Parti tabanında en fazla tartışma yaratma potansiyeline sahip transferlerin başında Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu geliyor.
Çerçioğlu sıradan bir CHP belediye başkanı değildi.
Yıllarca CHP’nin en görünür yerel yönetim figürlerinden biri oldu. Aydın’da AK Parti’nin karşısında seçimlere girdi, AK Partili adaylarla mücadele etti ve “Topuklu Efe” markasıyla CHP kimliği üzerinden önemli bir siyasi taban oluşturdu.
14 Ağustos 2025’te AK Parti rozeti takması bu nedenle yalnızca “bir belediye daha kazanıldı” biçiminde değerlendirilemezdi. Aydın Büyükşehir Belediyesinin iktidar partisine geçmesi kısa vadede çok büyük bir siyasi fotoğraf sağladı. Çerçioğlu ile birlikte Söke, Yenipazar ve Sultanhisar belediye başkanları da AK Parti’ye katıldı.
Fakat aynı fotoğrafın başka bir yüzü vardı.
Yıllarca Aydın’da Çerçioğlu’nu yenebilmek için çalışan AK Partili belediye başkan adayları, il ve ilçe yöneticileri, belediye meclis üyeleri ve parti üyeleri bir anda eski rakiplerinin kendi partilerinde çok güçlü bir konuma geldiğini gördü.
Daha önemlisi, Çerçioğlu’nun adı Aziz İhsan Aktaş dosyası çevresindeki siyasi tartışmalarda da geçti. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Çerçioğlu’nun AK Parti’ye geçişinin yargı baskısıyla bağlantılı olduğunu öne sürdü. Çerçioğlu ise bu iddiaları reddetti ve daha sonra Özel hakkında suç duyurusunda bulundu.
Burada hukuken kanıtlanmış bir “partiye geç ve soruşturmadan kurtul” ilişkisi bulunduğu söylenemez.
Ancak siyasette yalnızca hukuki gerçekler değil, seçmenin zihninde oluşan görüntü de sonuç üretir.
Muhalefetteki bazı belediye başkanlarının tutuklandığı bir dönemde, tartışmaların merkezindeki başka bir belediye başkanının iktidar partisine geçerek Cumhurbaşkanı tarafından törenle karşılanması, muhalefetin kullanabileceği son derece güçlü bir siyasal anlatı yarattı.
BURCU KÖKSAL TRANSFERİ NEDEN DAHA DA ÇARPICI?
AK Parti tabanı açısından en dikkat çekici ikinci örnek Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal oldu.
Köksal yıllarca CHP milletvekilliği yaptı, CHP Grup Başkanvekilliğine kadar yükseldi ve AK Parti’ye karşı en sert muhalefeti yapan isimlerden biri olarak tanındı.
Üstelik 31 Mart 2024’te Afyonkarahisar’ı % 50’nin üzerinde oyla CHP’ye kazandırdı.
Mayıs 2026’da ise AK Parti’ye geçti.
Bu transfer, AK Parti açısından Afyonkarahisar gibi sembolik önemi yüksek bir ilin belediyesini yeniden parti hanesine yazdırdı.
Ancak Köksal’ın geçmiş siyasi pozisyonları nedeniyle şu paradoks doğdu:
Dün AK Parti’ye karşı sert muhalefet yapan bir siyasetçi, bugün aynı partinin yöneticileriyle aynı siyasi çizginin temsilcisi hâline geldi.
Üstelik AK Parti çevresinden de bu transfer modeline açık itiraz geldi. AK Parti’de geçmişte görev alan Mücahit Birinci, belediye transferlerini “büyük başarı” gibi görmenin halkı yeterince tanımamak anlamına geleceğini savundu.
Burcu Köksal örneğini daha çarpıcı hâle getiren başka bir ayrıntı da vardı. Köksal, parti değiştiren başka siyasetçileri kısa süre öncesine kadar sert biçimde eleştirmişti. AK Parti’ye geçişinden yaklaşık iki hafta önce Sera Kadıgil’i CHP’den ayrıldığı için eleştiren ifadeler kullanmıştı.
Bu tür keskin dönüşler, yalnızca eski partinin seçmeninde değil yeni partinin tabanında da “siyasi ilke mi, siyasi gelecek mi?” sorusunu doğuruyor.
KÜRŞAD ZORLU: TRANSFERDEN DOĞRUDAN GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞINA
Milletvekilleri arasında en dikkat çekici örneklerden biri ise Kürşad Zorlu.
İYİ Parti Sözcülüğü yapmış, parti yönetiminde önemli görevler üstlenmiş Zorlu, Ocak 2025’te AK Parti’ye geçti.
Daha sonra AK Parti Genel Başkan Yardımcılığı ve Türk Devletleri ile İlişkiler Başkanlığı görevine getirildi.
Buradaki problem Zorlu’nun kişisel niteliğinden çok, AK Parti teşkilatlarının önüne çıkan kariyer modeli.
On yıllardır parti içerisinde bulunan çok sayıda siyasetçi genel başkan yardımcılığı gibi görevlere ulaşamazken, başka bir partinin sözcülüğünden gelen bir ismin kısa süre içerisinde partinin en üst yönetim katlarından birine çıkabilmesi “teşkilat emeğinin değeri” tartışmasını büyütüyor.
Transfer siyasetinin AK Parti’de yarattığı en büyük kurumsal risk tam da burada ortaya çıkıyor:
Partiye sadakat ödüllendirilen bir özellik olmaktan çıkıp, dışarıdan transfer edilmek daha hızlı bir siyasi yükselme yöntemine dönüşürse teşkilat motivasyonu zayıflar.
YRP’DEN GELENLER SAYI GETİRİYOR, AMA KİMLİK SORUNUNU DA BÜYÜTÜYOR
AK Parti’ye belediye başkanı geçişlerinde en büyük kaynaklardan biri Yeniden Refah Partisi oldu.
Mayıs 2026 itibarıyla 31 Mart seçimlerinde başka partilerden veya bağımsız seçilip AK Parti’ye geçen belediye başkanlarının sayısı 76’ya ulaşmış, bunların 34’ünün Yeniden Refah Partisi kökenli olduğu bildirilmişti.
Bu transferlerin CHP’den gelenlere göre AK Parti tabanında daha kolay kabul görmesinin bir nedeni var.
YRP ile AK Parti’nin muhafazakâr seçmen havuzları önemli ölçüde kesişiyor. Bu nedenle YRP’den AK Parti’ye geçen bir belediye başkanı seçmende ideolojik olarak çok keskin bir dönüş algısı yaratmıyor.
Fakat burada da başka bir problem ortaya çıkıyor.
31 Mart’ta seçmen AK Parti adayının karşısındaki YRP adayına oy verdiyse ve seçilen aday daha sonra AK Parti’ye geçiyorsa, seçmenin sandıkta yaptığı tercihin fiilen tersine çevrildiği duygusu oluşabiliyor.
Bu nedenle transfer siyaseti yalnızca partiler arası bir mesele değil, temsili demokrasi ve seçmen iradesi tartışmasına dönüşüyor.
BİR ROZET, BİNLERCE AK PARTİLİNİN EMEĞİNDEN DAHA MI DEĞERLİ?
Yerel ölçekte mesele daha da sert.
Bir ilçede yıllarca AK Parti’nin karşısındaki belediye başkanını eleştiren ilçe başkanını düşünün.
Seçim geliyor.
Teşkilat kapı kapı dolaşıyor.
Sandık görevlileri çalışıyor.
Partililer müşahitlik yapıyor.
Belediye başkan adayı aylar boyunca rakibiyle mücadele ediyor.
Seçimi kaybediyorlar.
Aradan bir süre geçiyor ve seçimi kazanan rakip belediye başkanı AK Parti’ye katılıyor.
Ertesi gün yerel AK Parti teşkilatı, seçimde yenmeye çalıştığı ismin belediye başkanlığını ve siyasi geleceğini savunmak zorunda kalıyor.
İşte transfer politikasının sosyolojik olarak en zayıf noktası bu.
Çünkü yukarıdan bakıldığında “bir belediye kazandık” olarak görünen işlem, aşağıda yüzlerce hatta binlerce teşkilat mensubunun “bizim mücadelemizin anlamı neydi?” sorusunu büyütebiliyor.
2026’da parti içerisinden basına yansıyan değerlendirmelerde de yıllarca birbirlerine karşı siyaset yapan yerel aktörlerin aynı çatı altında buluşmasının ciddi rahatsızlık oluşturduğu açıkça dile getirildi.
TRANSFER OLANA ROZET, KALANA CEZAEVİ ALGISI
AK Parti açısından en tehlikeli siyasi sonuç ise transferlerin yargı süreçleriyle aynı döneme denk gelmesi.
31 Mart 2024’ten sonra çok sayıda CHP’li belediye başkanı gözaltına alındı veya tutuklandı. 2026 yazı itibarıyla CHP’li belediye başkanlarına yönelik operasyonların sayısı oldukça yükseldi. Muhalefet bu süreçlerin siyasi olduğunu savunurken, iktidar kanadı yargının bağımsız olduğunu ve operasyonların somut suç isnatlarına dayandığını belirtiyor.
Bazı davalarda belediye başkanları hakkında rüşvet, ihaleye fesat karıştırma ve dolandırıcılık gibi suçlamalarla mahkûmiyet kararları da çıktı. İktidar bu tabloyu yolsuzlukla mücadele olarak sunuyor. Buna karşılık muhalefet, soruşturmaların seçici biçimde yürütüldüğünü savunuyor.
AK Parti açısından siyasi problem ise mahkeme dosyalarının içeriğinden bağımsız olarak ortaya çıkıyor.
Bir tarafta muhalefette kalmayı tercih eden belediye başkanları gözaltına alınıyor veya tutuklanıyor.
Diğer tarafta muhalefetten ayrılıp AK Parti’ye geçen belediye başkanlarına Cumhurbaşkanı tarafından rozet takılıyor.
Bu iki görüntü yan yana geldiğinde muhalefetin kullanabileceği çok güçlü bir slogan doğuyor:
“Geçersen rozet, geçmezsen Silivri.”
Bu iddianın hukuken doğru olduğunun kanıtlanması başka bir mesele.
Fakat seçmen davranışı açısından asıl önemli olan, bu kanaatin geniş kitlelerde oluşup oluşmadığı.
Siyasette algı bazen dava dosyasından daha hızlı sonuç üretir.
MUHALEFETİN MAĞDURİYET SERMAYESİNİ BÜYÜTÜYOR
İktidar açısından daha büyük paradoks burada başlıyor.
Bir muhalefet belediye başkanını transfer ettiğinizde bir belediye kazanırsınız.
Ama aynı dönemde başka bir muhalefet belediye başkanı cezaevine girerse, o isim kendi seçmeni açısından yalnızca belediye başkanı olmaktan çıkıp siyasi mağduriyetin sembolüne dönüşebilir.
Türkiye siyasi tarihi bunun örnekleriyle dolu.
Siyasi mağduriyet, özellikle kutuplaşmanın yüksek olduğu toplumlarda seçmenin aidiyetini zayıflatmak yerine güçlendirebilir.
Muhalefet seçmeni “bizim seçtiğimiz başkanı görevden aldılar” düşüncesine kapıldığında, belediye başkanının kişisel performansı ikinci plana düşebilir ve mesele seçmen iradesinin savunulmasına dönüşebilir.
Bu açıdan bakıldığında iktidarın bir belediyeyi transfer yoluyla kazanmasının matematiksel karşılığı bir belediyedir.
Ancak buna karşılık cezaevine giren popüler bir muhalefet figürünün yaratacağı siyasal mobilizasyon milyonlarca seçmeni etkileyebilir.
Dolayısıyla kısa vadede elde edilen kurumsal kazanım, uzun vadede muhalefete verilen çok daha büyük bir mağduriyet sermayesiyle dengelenebilir.
MUHALEFETİ ZAYIFLATMAK YERİNE KONSOLİDE ETME RİSKİ
Transfer siyasetinin ilk hedeflerinden biri rakibin moralini bozmak.
Bu açıdan AK Parti’nin ciddi bir kısa vadeli başarı elde ettiği inkâr edilemez.
Milletvekili sayısı yükseldi. Belediyelerin rengi değişti. Muhalefetin seçilmiş isimleri Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanında fotoğraf verdi.
Ruşen Çakır da transferlerin AK Parti açısından özellikle psikolojik güç gösterisi anlamı taşıdığını, Erdoğan’ın rakiplerini zayıf gösterme fırsatı elde ettiğini değerlendiriyor.
Ancak aynı stratejinin ikinci aşamada ters tepme ihtimali var.
Çünkü muhalefet seçmeni transfer edilen siyasetçiyi kaybettiğinde her zaman partisini terk etmiyor.
Tam tersine:
“Bir daha kişiye değil partiye oy vermeliyiz.”
“Daha güvenilir aday çıkarmalıyız.”
“İktidar seçmen iradesini değiştirmeye çalışıyor.”
gibi reflekslerle daha fazla konsolide olabilir.
Böylece iktidar rakibinden bir belediye başkanı kazanırken, farkında olmadan rakibinin seçmenini birbirine daha sıkı bağlayabilir.
“İKTİDAR PARTİSİNE GEÇMEDEN HİZMET ALINAMIYOR” ALGISI
Transferlerin başka bir maliyeti de devlet-parti ayrımında ortaya çıkıyor.
Bazı belediye başkanlarının geçiş gerekçeleri arasında merkezi yönetimle daha uyumlu çalışma ve ilçelerine daha fazla hizmet götürme söylemi öne çıkıyor.
Bu gerekçe AK Parti açısından ilk bakışta avantaj gibi görünse de aslında son derece tehlikeli bir sonuç üretiyor:
“Muhalefetteysen hizmet alamazsın, iktidara geçersen hizmet gelir.”
Bu algı yerleştiğinde iktidar partisinin gücünü kanıtlamıyor; devlet kaynaklarının siyasi aidiyete göre dağıtıldığı kuşkusunu büyütüyor.
Demokratik sistem açısından da iktidar açısından da daha güçlü mesaj bunun tam tersidir:
Bir belediye başkanının merkezi hükümetten hizmet alabilmek için iktidar partisine geçmesine gerek olmadığı gösterilebilmelidir.
KAZANILAN BAŞKAN, KAYBEDİLEN İLKE
Transfer politikasının AK Parti açısından kısa vadede bazı somut getirileri olduğu açık.
Meclis’teki sandalye sayısı yükseldi.
Yerel yönetim ağı büyüdü.
Muhalefette moral kaybı oluştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın siyasi çekim merkezi olduğu görüntüsü güçlendi.
Ancak uzun vadeli bilanço çok daha tartışmalı.
Çünkü transferler aynı anda;
AK Parti’nin kendi kadrolarında gelecek kaygısı yaratıyor,
teşkilat emeğinin değerini azaltıyor,
“dava ve sadakat” söylemini aşındırıyor,
yerel teşkilatlarla yeni gelen başkanları karşı karşıya getiriyor,
seçmen iradesinin parti değiştirme yoluyla dönüştürüldüğü eleştirisini büyütüyor,
yargı süreçleriyle yan yana geldiğinde “siyasi baskı” iddialarına malzeme veriyor,
ve muhalefette kalan isimlere güçlü bir mağduriyet alanı açıyor.
Bu nedenle mesele yalnızca “AK Parti kaç belediye kazandı?” sorusuyla ölçülemez.
Asıl soru şudur:
AK Parti kazandığı her belediye başkanına karşılık kendi tabanından kaç kişinin inancını, motivasyonunu ve teşkilat bağlılığını riske atıyor?
Henüz bu transferlerin tamamının ardından yapılmış bir genel veya yerel seçim bulunmadığı için “AK Parti transferlerden kesin olarak oy kaybetti” demek bilimsel olarak mümkün değil.
Ancak 31 Mart’ta zaten sandığa gitmeyerek partiye mesaj veren seçmenin varlığı, parti içinden yükselen teşkilat rahatsızlığı ve transferlerin yargı operasyonlarıyla aynı siyasi atmosferde gerçekleşmesi birlikte değerlendirildiğinde, AK Parti’nin transfer siyasetinin yarardan çok zarar üretme ihtimali giderek büyüyor.
ÖNCE BAĞIMSIZ, SONRA AK PARTİ: TEPKİYİ YUMUŞATAN ARA DURAK
AK Parti’ye geçen bazı milletvekillerinin izlediği yol da transfer siyasetinin dikkat çekici başka bir boyutunu ortaya koyuyor. Çok sayıda isim, seçildiği partiden ayrıldıktan hemen sonra AK Parti’ye katılmak yerine bir süre “bağımsız milletvekili” olarak kaldı ve ancak daha sonra AK Parti rozeti taktı. Bu yöntem, doğrudan ve ani parti değişikliğinin yaratabileceği seçmen tepkisini zamana yayarak azaltan siyasi bir “ara durak” işlevi görüyor.
Bunun en açık örneklerinden biri Kayseri Milletvekili Dursun Ataş oldu. Ataş, 6 Eylül 2024’te İYİ Parti’den ayrıldı, yaklaşık iki ay bağımsız milletvekili olarak kaldı ve 30 Ekim 2024’te Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın taktığı rozetle AK Parti’ye katıldı. Benzer biçimde İYİ Parti’den ayrılan Seyithan İzsiz ve Ahmet Ersagun Yücel de bağımsız kaldıkları dönemin ardından 14 Ağustos 2024’te AK Parti’ye geçti.
Aynı model daha sonraki transferlerde de görüldü. İYİ Parti’den ayrılan Ünal Karaman ve Mehmet Selim Ensarioğlu, bağımsız milletvekili konumunun ardından 23 Şubat 2025’te AK Parti’ye katıldı. 2026 yılında ise İsa Mesih Şahin, Hasan Ufuk Çakır ve İrfan Karatutlu, önce eski partileriyle yollarını ayırıp bağımsız konuma geçti, ardından 7 Ocak 2026’da düzenlenen AK Parti Grup Toplantısı’nda Erdoğan tarafından rozetleri takılarak partiye alındı.
Nimet Özdemir örneğinde bu geçiş daha da belirginleşti. Önce İYİ Parti’den CHP’ye geçen Özdemir, daha sonra CHP’den istifa ederek bağımsız milletvekili oldu. Bağımsızlık dönemi uzun sürmedi; 24 Haziran 2026’da AK Parti Grup Toplantısı’nda Erdoğan’ın taktığı rozetle AK Parti’ye geçti. AK Parti’nin kendi açıklamasında da Özdemir’den, “geçen hafta CHP’den istifa eden Bağımsız İstanbul Milletvekili” olarak söz edildi.
Bu örneklerde isimlerin “tepkiyi azaltmak amacıyla bağımsız kaldıklarını” doğrudan söylediklerine ilişkin genel bir kanıt bulunmuyor. Ancak siyasal iletişim açısından ortaya çıkan sonuç dikkat çekici: Seçmen, bir siyasetçinin “CHP’den doğrudan AK Parti’ye” ya da “İYİ Parti’den doğrudan AK Parti’ye” geçtiği görüntüyle karşılaşmak yerine önce eski partisinden ayrılışını, bir süre sonra da yeni partiye katılışını görüyor. Böylece iki karar arasına zaman giriyor; ilk istifanın yarattığı tartışma soğurken ikinci aşamada AK Parti’ye katılım ayrı bir siyasi gelişme olarak sunulabiliyor.
Başka bir ifadeyle “bağımsızlık”, bazı transferlerde hukuki bir statü olmanın ötesinde siyasi geçiş koridoruna dönüşüyor. Bir günde gerçekleştiğinde çok daha sert tepki çekebilecek parti değişikliği iki aşamaya bölünüyor: Önce eski partiyle bağ koparılıyor, ardından kamuoyu yeni duruma alıştıktan sonra iktidar partisine geçiliyor.
Bu yöntem özellikle o siyasetçiye kendi partisinin seçmeninin oy verdiği düşünüldüğünde önem kazanıyor. Çünkü seçmen sandıkta bir partinin milletvekili olarak seçtiği ismi birkaç ay sonra rakip partinin grubunda gördüğünde “oyum başka partiye taşındı” duygusuna kapılabiliyor. Araya bağımsızlık döneminin girmesi ise bu kırılmayı ortadan kaldırmasa da ani siyasi maliyetini azaltabiliyor.
Ancak bu yöntem AK Parti açısından başka bir soruyu da beraberinde getiriyor: Bir siyasetçi AK Parti’ye geçmekte gerçekten ideolojik bir yakınlaşma yaşadıysa neden doğrudan partiye katılmak yerine önce bağımsız kalmayı tercih ediyor?
İşte tam bu noktada “ara durak” modeli, transferlerin ilkesel bir siyasi dönüşümden çok zamanlaması hesaplanmış pragmatik siyasi hamleler olduğu eleştirisini güçlendiriyor. Böylece transferler yalnızca eski partinin seçmeninde değil, AK Parti’nin kendi tabanında da “dün rakibimizdi, bugün neden bizim saflarımızda?” sorusunu büyütüyor.
Sonuçta bağımsızlık dönemi tepkiyi bir süre erteleyebilir; ancak seçmenin hafızasındaki parti değişikliğini ortadan kaldırmıyor. Rozet gecikebiliyor, fakat siyasi tercih değişikliğinin hesabı sandığa kalıyor.
CHP’den istifa ettikten sonra bağımsız kaldığını açıklayan ve 14 Ağustos’ta AK Parti’ye geçen Hayrabolu Belediye Başkanı Tuncer Başoğlu hafızalarda yerini koruyor. Peki ya halen bağımsız duran Çerkezköy Belediye Başkanı Vahap Akay ne olacak? Siyasi kulislere göre bu durum Vahap Akay’ın kişisel tercihinden ziyade AK Parti’nin kendisi hakkındaki tasarrufunda yatıyor.
AK Parti bu saatten sonra Akay hakkında nasıl isterse, öyle olacak! Ancak daha önemli bir soru var. Peki ya partiye gönül ve emek vermiş kadrolar Akay’ı ne kadar istiyor?
AK PARTİ’YE GEÇEN SİYASETÇİLER
| İsim | Ünvan | Geldiği parti / siyasi konum | AK Parti’ye geçiş |
|---|---|---|---|
| Özlem Çerçioğlu | Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı | CHP | 14 Ağustos 2025 |
| Burcu Köksal | Afyonkarahisar Belediye Başkanı, eski CHP Grup Başkanvekili | CHP | 12 Mayıs 2026 |
| Kürşad Zorlu | Ankara Milletvekili, eski İYİ Parti Sözcüsü | İYİ Parti | 21 Ocak 2025 |
| Mustafa Nedim Yamalı | Ankara Milletvekili, Gelecek Partisi kurucularından | Gelecek Partisi | 25 Aralık 2024 |
| Serap Yazıcı Özbudun | Antalya Milletvekili | Gelecek Partisi | 23 Şubat 2025 |
| Ünal Karaman | Konya Milletvekili | İYİ Parti → Bağımsız | 23 Şubat 2025 |
| İsa Mesih Şahin | İstanbul Milletvekili, eski Gelecek Partisi Grup Başkanvekili | Gelecek Partisi → Bağımsız | 7 Ocak 2026 |
| Nimet Özdemir | İstanbul Milletvekili | İYİ Parti → CHP → Bağımsız | 24 Haziran 2026 |
| Hasan Ufuk Çakır | Mersin Milletvekili | CHP → Bağımsız | 7 Ocak 2026 |
| İrfan Karatutlu | Kahramanmaraş Milletvekili | DEVA Partisi → Bağımsız | 7 Ocak 2026 |
| Hasan Ekici | Konya Milletvekili | Gelecek Partisi | 14 Mayıs 2025 |
| Seyithan İzsiz | İstanbul Milletvekili | İYİ Parti → Bağımsız | 14 Ağustos 2024 |
| Ahmet Ersagun Yücel | İstanbul Milletvekili | İYİ Parti → Bağımsız | 14 Ağustos 2024 |
| Dursun Ataş | Kayseri Milletvekili | İYİ Parti → Bağımsız | 30 Ekim 2024 |
| Mehmet Selim Ensarioğlu | İstanbul Milletvekili | İYİ Parti → Bağımsız | 23 Şubat 2025 |
| Mehmet Mustafa Gürban | Gaziantep Milletvekili | İYİ Parti → Bağımsız | 14 Ağustos 2026 |
| Ömer Karakaş | Aydın Milletvekili | İYİ Parti | 14 Ağustos 2026 |
| Mustafa Bilici | İzmir Milletvekili | Gelecek Partisi | 14 Ağustos 2026 |
| Rasim Arı | Nevşehir Belediye Başkanı | İYİ Parti | 25 Haziran 2026 |
| Mesut Özarslan | Ankara Keçiören Belediye Başkanı | CHP | 25 Haziran 2026 |
| Umut Yılmaz | Gaziantep Şehitkamil Belediye Başkanı | CHP | 14 Ağustos 2025 |
| Eren Ali Bingöl | İstanbul Tuzla Belediye Başkanı | CHP | 1 Ağustos 2026 |
| Orhan Çerkez | İstanbul Çekmeköy Belediye Başkanı | CHP | 1 Ağustos 2026 |
| Yakup Odabaşı | Ankara Gölbaşı Belediye Başkanı | CHP | 14 Ağustos 2026 |
| Selim Çırpanoğlu | Ankara Kahramankazan Belediye Başkanı | CHP | 14 Ağustos 2026 |
| Kadir Kumbul | Antalya Serik Belediye Başkanı | CHP | 15 Nisan 2026 |
| Levent Koç | Ankara Haymana Belediye Başkanı | CHP | 22 Haziran 2026 |
| Mehmet Özcan | Edirne Keşan Belediye Başkanı | CHP | 25 Haziran 2026 |
| Tuncer Başoğlu | Tekirdağ Hayrabolu Belediye Başkanı | CHP → Bağımsız | 14 Ağustos 2026 |
| Mustafa İberya Arıkan | Aydın Söke Belediye Başkanı | CHP | 14 Ağustos 2025 |
| Osman Yıldırımkaya | Aydın Sultanhisar Belediye Başkanı | CHP | 14 Ağustos 2025 |
| Malik Ercan | Aydın Yenipazar Belediye Başkanı | CHP | 14 Ağustos 2025 |
| Veysel Topçu | Afyonkarahisar Dinar Belediye Başkanı | CHP | 12 Mayıs 2026 |
| Yasemin Fazlaca | Yalova Altınova Belediye Başkanı | CHP | 14 Ağustos 2025 |
| Gökhan Budak | Ardahan Göle Belediye Başkanı | CHP | 8 Ekim 2025 |
| Hamit Tutuş | Batman Hasankeyf Belediye Başkanı | CHP | 19 Şubat 2025 |
| İsa Yıldırım | Antalya Aksu Belediye Başkanı | CHP | 2025 |
| Hasan Ustaoğlu | Konya Seydişehir Belediye Başkanı | CHP | 2025 |
| Mustafa Güzel | Gaziantep Karkamış Belediye Başkanı | CHP | 2025 |
| Saim Zileli | Çanakkale Eceabat Belediye Başkanı | CHP | 14 Ağustos 2026 |
| Türkan Kayır | Şırnak İdil Belediye Başkanı | Muhalefet / bağımsızlaşan yerel yönetim | 14 Ağustos 2026 |
| Ali Kemal Derin | Kütahya Tavşanlı Belediye Başkanı | Muhalefet | 14 Ağustos 2026 |
| Engin Uysal | Kütahya Domaniç Belediye Başkanı | Muhalefet | 14 Ağustos 2026 |
| Sacit Terzi | İstanbul Şile Belediye Başkanvekili | CHP | 1 Ağustos 2026 |
| Cömert Özen | Adana Feke Belediye Başkanı | Yeniden Refah Partisi | 14 Ağustos 2024 |
| Emrullah Akpunar | Erzurum Aziziye Belediye Başkanı | Yeniden Refah Partisi | 14 Ağustos 2024 |
| Hayrettin Özdemir | Erzurum Horasan Belediye Başkanı | İYİ Parti | 14 Ağustos 2024 |
| Nevzat Karasu | Erzurum Köprüköy Belediye Başkanı | Yeniden Refah Partisi | 14 Ağustos 2024 |
| Ali Öztoklu | Konya Doğanhisar Belediye Başkanı | Yeniden Refah Partisi | 14 Ağustos 2024 |
| Mesut Karayiğit | Ordu Çaybaşı Belediye Başkanı | Yeniden Refah Partisi | 14 Ağustos 2024 |
| Refahattin Şencan | Samsun Ayvacık Belediye Başkanı | Yeniden Refah Partisi | 14 Ağustos 2024 |
| Mehmet Begit | Şanlıurfa Birecik Belediye Başkanı | DEM Parti | 14 Ağustos 2024 |
| Mahmut Dal | Adana Saimbeyli Belediye Başkanı | Bağımsız | 14 Ağustos 2024 |
| Zafer Arpacı | Uşak Banaz Belediye Başkanı | Bağımsız | 14 Ağustos 2024 |
| Ali Üzlük | Konya Ahırlı Belediye Başkanı | İYİ Parti | 14 Mayıs 2025 |
| Fatih Orhan | Konya Altınekin Belediye Başkanı | Yeniden Refah Partisi | 14 Mayıs 2025 |
| Muammer Yanık | Kastamonu Bozkurt Belediye Başkanı | Bağımsız | 14 Ağustos 2025 |
| Mustafa Kodal | Isparta Yalvaç Belediye Başkanı | İYİ Parti | 14 Ağustos 2025 |
| Murat Daban | Manisa Selendi Belediye Başkanı | Yeniden Refah Partisi | 19 Şubat 2025 |
| Ebubekir Irmak | Elazığ Sivrice Belediye Başkanı | Yeniden Refah Partisi | 19 Şubat 2025 |
| Mehmet Aydın | Konya Çumra Belediye Başkanı | Yeniden Refah Partisi | 26 Ocak 2026 |
| Davut Karadavut | Yozgat Kadışehri Belediye Başkanı | Yeniden Refah Partisi | 26 Ocak 2026 |
| Abdülbaki Kara | Gümüşhane Şiran Belediye Başkanı | Demokrat Parti | 8 Ekim 2025 |
| Ayhan Çavuş | Çankırı Orta/Yaylakent Belediye Başkanı | Yeniden Refah Partisi | 19 Şubat 2025 |
| Adem Gümüş | Erzincan Tercan/Kargın Belediye Başkanı | Yeniden Refah Partisi | 19 Şubat 2025 |
| Alihan Babat | Şırnak Uludere/Şenoba Belediye Başkanı | Yeniden Refah Partisi | 19 Şubat 2025 |
| Mehmet Sıddık Salur | Muş Karaağaç Belediye Başkanı | Yeniden Refah Partisi | 19 Şubat 2025 |
| Haydar Sert | Adıyaman Besni/Suvarlı Belediye Başkanı | DEVA Partisi | 19 Şubat 2025 |
| Cumali Öztürk | Kütahya Gediz/Yenikent Belediye Başkanı | İYİ Parti | 19 Şubat 2025 |
| İsmail Akpınar | Aksaray Yeşiltepe Belediye Başkanı | İYİ Parti | 14 Ağustos 2025 |
| Abit Özdemir | Muş Rüstemgedik Belediye Başkanı | DEVA Partisi | 8 Ekim 2025 |
| Maşuk Ataş | Muş Sarıpınar Belediye Başkanı | DEVA Partisi | 8 Ekim 2025 |
| Eşref Varol | Bingöl Ilıcalar Belediye Başkanı | Yeniden Refah Partisi | 8 Ekim 2025 |
| Hayrettin Çiçek | Bingöl Sancak Belediye Başkanı | Yeniden Refah Partisi | 8 Ekim 2025 |
| Soner Erkan | Giresun Ören Belediye Başkanı | Yeniden Refah Partisi | 8 Ekim 2025 |
| Hasan Turgut | Şırnak İdil/Karalar Belediye Başkanı | CHP | 26 Ocak 2026 |
| Şenol Öncül | Çorum Ortaköy/Aşdağul Belediye Başkanı | CHP | 26 Ocak 2026 |
| Muammer Çelikbaş | Niğde Çiftlik/Bozköy Belediye Başkanı | CHP | 15 Nisan 2026 |
| Ali Pelit | Tokat Çat Belediye Başkanı | Yeniden Refah Partisi | 15 Nisan 2026 |
| Selahattin Yalçın | Muş Yaygın Belediye Başkanı | Saadet Partisi | 15 Nisan 2026 |
| Ramazan Aydın | Elazığ Karakoçan/Sarıcan Belediye Başkanı | Saadet Partisi | 14 Mayıs 2025 |
| İbrahim Ergün | Bitlis Adilcevaz/Aydınlar Belediye Başkanı | Muhalefet | 14 Mayıs 2025 |
| Ali Açmaz | Elazığ Arıcak/Bükardı Belediye Başkanı | Yeniden Refah Partisi | 14 Ağustos 2024 |
| Fehim Kaya | Muş Yoncalı Belediye Başkanı | Yeniden Refah Partisi | 14 Ağustos 2024 |
| Ömer Faruk Yenilmez | Muş Yeşilova Belediye Başkanı | Yeniden Refah Partisi | 14 Ağustos 2024 |
