Dolar 47,5724
Euro 54,9033
Altın 6.230,45
BİST 13.687,93
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Tekirdağ 29°C
Parçalı Bulutlu
Tekirdağ
29°C
Parçalı Bulutlu
Çar 30°C
Per 30°C
Cum 31°C
Cts 32°C

Zübüklük, Kılık Değiştirerek Sürüyor

14 Haziran 2026 17:07
268

“Şimdi çok iyi anladım ki, Zübük bir tane değil, biz hepimiz birer zübüğüz.

Bizim hepimizin içinde zübüklük olmasa, bizler de birer zübük olmasak, aramızdan böyle zübükler büyüyemezdi. Hepimizde birer parça olan zübüklük birleşip işte başımıza böyle zübükler çıkıyor. Oysa zübüklük bizde, bizim içimizde. Onları biz, kendi zübüklüğümüzden yaratıyoruz. Sonra, kendi zübüklüklerimizin bir tek Zübük’te birleştiğini görünce ona kızıyoruz.

Bu zübükler her yerde var, biz zübükler nerede varsak, onlar da orada…”

— Aziz Nesin, Zübük

Türkiye siyasetini anlamak isteyen herkesin dönüp dönüp yeniden okuması gereken kitaplardan biri Aziz Nesin’in Zübük romanıdır. Çünkü bu kitap aslında bir siyasetçiyi değil, bir ülkenin siyaset yapma biçimini anlatır.

Çoğu insan Zübük’ü sahtekâr bir belediye başkanı ya da düzenbaz bir milletvekili olarak hatırlar. Oysa Aziz Nesin’in anlattığı karakter bundan çok daha büyüktür. Zübük, kişisel bir ahlaksızlık hikâyesi değil; toplumun kendi içinden ürettiği siyasal bir tipolojidir.

Bu nedenle Zübük ölmez.

Parti değiştirir.

Slogan değiştirir.

Bayrak değiştirir.

Kılık değiştirir.

Ama özü aynı kalır.

Türkiye’nin son yarım asırlık siyasi tarihi incelendiğinde karşımıza çıkan en dikkat çekici gerçeklerden biri budur.

Neden Sürekli Zübükler Çıkıyor?

Çünkü Türkiye’de siyaset uzun zamandır fikirler üzerinden değil, kişiler üzerinden yürüyor.

İnsanlar programları değil liderleri takip ediyor.

İlkeleri değil isimleri savunuyor.

Kurumları değil kurtarıcıları bekliyor.

Böyle bir ortamda siyasetçi halka hesap veren bir temsilci olmaktan çıkıyor, halkın umutlarını kullanan bir aktöre dönüşüyor.

Zübük tam olarak burada doğuyor.

Bir gün milliyetçi oluyor.

Ertesi gün muhafazakâr.

Bir sonraki gün demokrat.

Sonra devletçi.

Sonra özgürlükçü.

Sonra güvenlikçi.

Ama bütün bu dönüşümlerin altında değişmeyen tek şey var:

İktidarını koruma isteği.

Erdoğan Dönemi ve Zübüklüğün Devletleşmesi

Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi kariyeri incelendiğinde bu dönüşüm çok net görülebilir.

Bir zamanlar sistem karşıtı olarak sunulan hareket, zamanla sistemin ta kendisine dönüştü.

Vesayet eleştirileriyle yola çıkan siyaset, sonunda bütün güç merkezlerini tek elde toplayan bir yapıya evrildi.

Yolsuzlukla mücadele söylemiyle yükselen kadrolar, yıllar sonra Türkiye tarihinin en büyük servet ve nüfuz ağlarının merkezinde konuşulmaya başladı.

Buradaki mesele Erdoğan’ın kişiliğinden çok daha büyüktür.

Asıl mesele, denetlenemeyen gücün kaçınılmaz olarak kendi çıkarlarını koruyan bir yapıya dönüşmesidir.

Zübüklük burada bireysel olmaktan çıkar ve kurumsallaşır.

Bahçeli ve Siyasetin Hafızasızlığı

Türkiye siyasetindeki en çarpıcı örneklerden biri de Devlet Bahçeli’nin yıllar içerisinde yaşadığı dönüşümlerdir.

Bir dönem Abdullah Öcalan için en sert ifadeleri kullanan siyasetin temsilcisi olan Bahçeli’nin bugün “Kurucu Önder Apo” tartışmalarının yaşandığı bir iklimin mimarlarından biri hâline gelmesi sıradan bir taktik değişikliği değildir.

Bu durum Türkiye siyasetindeki hafıza kaybının göstergesidir.

Çünkü ilke merkezli siyasette pozisyon değişebilir ama gerekçeler değişmez.

Oysa kişisel ve dönemsel çıkarların belirlediği siyasette dün söylenen bugün inkâr edilir.

Dün kırmızı çizgi olan bugün müzakere konusu olur.

Dün ihanet sayılan bugün devlet aklı diye pazarlanır.

İşte Aziz Nesin’in Zübük’ü tam da budur.

Kılıçdaroğlu Neden Daha Büyük Bir Hayal Kırıklığı Yarattı?

Erdoğan veya Bahçeli örneklerinde insanlar zaten yıllardır süren bir siyasi çizgiyi tartışıyordu.

Kemal Kılıçdaroğlu ise farklıydı.

Çünkü ona yüklenen anlam farklıydı.

Milyonlarca insan Kılıçdaroğlu’nu yalnızca CHP Genel Başkanı olarak görmedi.

Onu dürüstlüğün temsilcisi olarak gördü.

Devlet terbiyesinin temsilcisi olarak gördü.

Temiz siyasetin temsilcisi olarak gördü.

Özellikle 2023 Cumhurbaşkanlığı seçiminde insanlar yalnızca bir adaya değil, bir umuda oy verdi.

Fakat siyasette en büyük kırılmalar düşmanlardan değil, umutlardan gelir.

Butlan süreci tam da böyle bir kırılma yarattı.

Çünkü toplumun önemli bir kesimi yaşananları hukuki teknik tartışmalar üzerinden değil, siyasi meşruiyet açısından değerlendirdi.

Onların gözünde soru şuydu:

Parti örgütü başka bir yönü işaret ederken, delegeler başka bir yönü işaret ederken, seçmen başka bir yönü işaret ederken neden geçmişteki iktidar alanı korunmaya çalışılıyor?

İşte bu noktada dürüstlük sembolü olarak görülen kişi ile ortaya çıkan siyasal pratik arasında büyük bir çelişki oluştu.

Zübükleşme Nasıl Başlar?

Zübükleşme yalan söylemekle başlamaz.

Kendisini vazgeçilmez sanmakla başlar.

Kendisini davadan büyük görmekle başlar.

Partiyi kendi mülkü gibi algılamakla başlar.

Kendisini halkın temsilcisi olmaktan çıkarıp halkın sahibi gibi görmeye başlamakla devam eder.

Bir süre sonra amaçlar araçlara dönüşür.

İlkeler koltukları korumanın gerekçesi hâline gelir.

Halk adına konuşanlar halkı dinlememeye başlar.

İşte o noktada Zübük ortaya çıkar.

İdeolojisiz Siyasetin Kaçınılmaz Sonu

Bugün Türkiye’de yaşanan krizin temelinde de bu vardır.

Çünkü siyaset fikir üretmeyi bıraktığında geriye yalnızca kadro savaşları kalır.

Toplumsal hedefler ortadan kalktığında yerini klikler alır.

Programlar kaybolduğunda yerini kişiler alır.

İlkeler silikleştiğinde yerini sadakat ağları alır.

O zaman sağcı Zübük çıkar.

Solcu Zübük çıkar.

Milliyetçi Zübük çıkar.

Muhafazakâr Zübük çıkar.

Ama hepsinin davranışı birbirine benzer.

Çünkü beslendikleri kaynak aynıdır.

Koltuk.

Nüfuz.

İktidar.

Peki Çıkış Nerede?

Aziz Nesin’in en büyük uyarısı burada gizlidir.

Zübükleri yenmenin yolu yeni bir kahraman aramak değildir.

Çünkü her yeni kahraman, denetlenmediği takdirde yeni bir Zübük olma potansiyeli taşır.

Çıkış, kişilere bağlı siyasetten ilkelere bağlı siyasete geçmektir.

Lider merkezli siyasetten örgütlü topluma geçmektir.

Sadakati değil liyakati savunmaktır.

Kurtarıcı beklemek yerine yurttaş olmayı öğrenmektir.

Türkiye’nin ihtiyacı yeni bir lider değil, yeni bir siyaset kültürüdür.

O gün geldiğinde Zübükler kaybolmayacaktır.

Ama büyüyemeyeceklerdir.

Çünkü onları büyüten şey tek tek siyasetçiler değil, toplumun çaresizliği ve örgütsüzlüğüdür.

Aziz Nesin’in yıllar önce söylediği gibi, mesele yalnızca Zübük değildir.

Mesele, Zübükleri üreten düzendir.

Ve o düzen değiştiğinde, Türkiye belki ilk kez gerçekten nefes alacaktır.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Trakya Haber

Trakya Politik

Trakya Gazetesi