Dolar 33,0372
Euro 35,9878
Altın 2.559,61
BİST 11.064,85
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Tekirdağ 33°C
Açık
Tekirdağ
33°C
Açık
Paz 33°C
Pts 34°C
Sal 34°C
Çar 35°C

CHP’nin olağan kurultay süreci başlarken…

9 Haziran 2023 10:57 | Son Güncellenme: 9 Haziran 2023 10:58
373

Cumhuriyet Halk Partisi’ne dair önemli tespitleri ve analizleriyle tanınan Muzaffer Ayhan Kara partinin olağan kurultay sürecine dair bir yazı kaleme aldı. CHP’nin yolunu aydınlatacak metinde Başkan’ın değil tüzüğün partisi olunması gerektiğini belirten Kara, partinin büyümesi ve gerekli atılımı yapabilmesi için önemli ipuçları veriyor. Gerçek Gündem‘de yer alan bu yazıyı şu şekilde:

CHP’de seçim yenilgisi sonrasında önce olağan kurultay için düğmeye basıldı, sonra da kurultaya giderken genel başkan Kılıçdaroğlu yeni MYK’yı belirledi. Bu arada Kılıçdaroğlu milletvekili olmadığı için CHP TBMM Grup Başkanı olarak da Manisa Milletvekili Özgür Özel görevlendirildi. Gökhan Günaydın, Burcu Köksal ve Ali Mahir Başarır da Grup Başkan Vekili oldular.

CHP’yi kurultaya yeni MYK götürecek. İlçe ve il kongreleri sonrasında sonbaharda, muhtemelen kasım ayında Ankara’da kurultay gerçekleşecek.

“GENEL BAŞKAN PARTİSİ” Mİ, “PROGRAM VE TÜZÜK PARTİSİ” Mİ?

Son tüzük değişiklikleriyle parti içi demokrasi maalesef oldukça sarsılmıştı ve PM de fiilen neredeyse genel başkana bütün önemli ve kritik kararlarda yetki veren bir kurul haline geldi. Tek adam rejimine karşı mücadele eden CHP giderek bir “tüzük ve program partisi” olmaktan uzaklaşıp Baykal dönemindeki gibi bir “genel başkan partisi” olmaya yöneldi. Örnek vermek gerekirse, son il kongrelerindeki “tek adayla kongre” süreçleri sanırım çarpıcı bir örnek olur. Bu gibi uygulamaların fısıldanan gerekçesi ise “iktidara gidiyoruz” repliğiydi. Öyle ki CHP kadroları çok adaylı il kongreleri yapan, milletvekili adaylarını belirlemek için temayül yoklaması yapan müttefik İYİ Parti’yi ‘kıskandı’!

2015’teki genel merkezce denetlenmediği için çok büyük ölçüde göstermelik kalan ön seçim de yerini 2018’de ve 2023’te atamaya bıraktı. Hem de aynı kişinin üst üste iki kez merkez yoklamasına tabi olmaması gerektiği halde. Öyle ki metropol kentlerde kaymakam atanır gibi birçok aday adayına karşın başka bir ilçeden bir başkasına belediye başkan adayı atandı. O yüzden siyasetin siklet merkezi illerden, ilçelerden Ankara’ya kaydı.

ÜYE SÖZ SAHİBİ OLMALI

Bakın, Almanya’da SPD koalisyon hükümetine girip girmeme kararını bile delegelerle de değil bütün üyelerle alıyor. CHP’de milletvekili adayını, belediye başkan adayını, ilçe ve il başkanını neden bütün üyeler belirlemesin? Umarım tüzük değişir ve CHP’de üye söz sahibi olur ve delege aradan çıkar. Bu öneride bulunurken bazı itirazları duyar gibi oluyorum; “üye yapısı bozuk”, “çok naylon üye var” vb. O zaman üye yapısını da düzelteceksiniz. Aidatını düzenli ödeyen, partide şu veya bu şekilde görev alan ve hiç olmazsa seçimden seçime parti etkinliklerine katılanlar ve iletişime açık olanlar üye olabilmeli.

MYK’YI PM SEÇMELİ, GÜÇLÜ GENEL SEKRETERLİK GERİ GELMELİ

Bu noktalara niçin değiniyorum? Çünkü CHP’nin “tüzük ve program partisi” haline gelmesi gerekiyor ki partinin kasları açılsın, örgütler kendine gelsin. Bunun için sadece bir örnek vereceğim şimdilik… Baykal, yaptığı tüzük değişikliği ile MYK’yı PM içinden atama ve istediği zaman istediği gibi değiştirme yetkisi almıştı. Kaç kişi olacağı bile genel başkan tasarrufundaydı artık MYK’nın. Baykal, bunu “adem-i merkeziyet” olarak sundu. Her MYK Üyesi “genel başkan yardımcısı” idi ve bir konudan sorumluydu. Kılıçdaroğlu da bu şekilde yürüdü. Anahtar listeni yap, istediğin PM listesini çok büyük ölçüde oluştur kurultayda, sonra da delinse de liste, seçtirdiğin isimler arasından MYK’nı ata!

Öncesinde nasıldı peki? Kurultay PM’yi seçiyor, PM de gizli oy ile genel sekreter ve MYK’yı seçiyordu. Genel Başkan ise seçilen MYK üyeleri arasından başkanlık divanını (genel başkan yardımcısı, genel sekreter yardımcıları ve sayman) oluşturuyordu. Doğrusu da budur. Tüzük değişikliğiyle yeniden o uygulamaya dönülmesi parti içi demokrasi ve partinin tüzük ve program partisi olması için kaçınılmazdır. Güçlü genel sekreterlik de partinin yönetim gücünü artıracaktır.

PARTİ PROGRAMI NETLEŞMELİ

Tabiî uzun süredir ertelenen, üzerinde çalışılan parti program taslağı da yeniden seçim süreci ve sonrası da dikkate alınarak kurultayda ele alınmalı, son şekli verilmelidir. Neredeyse amorf bir yere doğru giden partinin kimliği açısından program çalışması çok önemlidir. CHP kamucu-halkçı yanı ağırbasan, karma ekonomik modeli savunan bir çizgide mi olacaktır; yoksa başka bir tercih yapacak ve oraya mı oturacaktır? Buna bir karar vermelidir.

KURULTAY HANGİ İHTİYACA CEVAP VERECEK?

CHP’nin yıl içinde yapılması beklenen (kurultayın hangi ay yapılacağı ucu açık bırakılmadan açıklanmalı) olağan kurultayında ana belgiler; “lider partisinden tüzük ve program partisine”, “iktidar yolunda en iyilerle kadro takviyesi”, “değişim”, “kimlik edinme”, “ülke desenine uygun büyüme” olmalıdır. Kurultay bir hafta, olmadı dört beş gün sürmelidir. Parti tarihinde bunun örnekleri vardır. Kazanmaya yakınken yaşanan seçim yenilgisi adamakıllı sorgulanmalı, partideki tıkanmanın nedenleri bulunmalı, yeni bir yol haritası çizilmelidir. Yakındaki yerel seçim de kuşkusuz gündemde yer tutacaktır. Kısacası bu kurultay asla bir ‘şov’ kurultayı olmamalı; radikal bir silkinme ve güvenle ileriye bakma kurultayı olmalıdır.

CHP’nin temel ilkelerini kurucusu ortaya koymuştur. Bu ilkeler ifadesini partinin amblemi de olan Altı Ok’ta bulmaktadır. 1960’larda İsmet İnönü döneminde CHP Ortanın Solu’na açılmıştır. 1970’lerin ortasından sonra da CHP çağdaş sosyal demokrat ilkeleri de içselleştirmiştir. Böylece, CHP, anti-emperyalist Kurtuluş Savaşı ateşi içinde Müdafa-i Hukuk Cemiyetleri’nde embriyonu oluşan bir parti olarak Mustafa Kemal Atatürk tarafından “Türk modernleşmesinin, devriminin siyasi taşıyıcısı” olarak kurulmuş; giderek bu köklerini silikleştirmeden çağdaş gelişmelere de yabancı kalmamıştır. Özetle, Türk devriminden, Mustafa Kemal Atatürk’ün getirdiklerinden razı olanların; aynı zamanda çağdaş sosyal demokrasiyi özümseyenlerin adresidir CHP.

Bunları niçin not ediyorum? Çünkü CHP’nin halihazırda “kendisi olmak” diye bir problemi vardır. CHP kendisi olmalı, kendisi gibi olanları etrafında toparlamalı ve ilk seçimde ödünç oy isteyerek iktidara geldiğinde aldığı ödünç oyları kalıcı kılacak bir iktidar pratiği sergilemelidir. Tabii belki ilk etapta öz gücünün yetmediği koşullarda ittifak da yapabilir, güçlü bir CHP muhalif ittifak için de artı yazacaktır. Hatırlayalım; Bülent Ecevit ile 1973’te yüzde 33 alarak oyunu 5 puan artıran CHP 1977’de yüzde 42 bandına getirmek suretiyle tek başına iktidarı kıl payı kaçırmış ama iki seçimde de 12 yıl aradan sonra başbakanlığı alarak koalisyon hükümetleri kurmayı başarmıştır.

BÜYÜME İÇİN YAPISAL REFORM

CHP’nin üye sayısı 1, 280 milyon civarında olsa gerek. Partide bir “büyürsek kontrol edemeyiz” kompleksi var taban örgütlerinde. Mahallelerde ve ilçelerde müthiş bir kontrol etme refleksi var. Delegeler tabana yapılmak yerine dar odakların kontrolünde. Yeni üyeler istediği gibi değilse arzu edilmiyor. Merkez yönetimin bu konuda tek yaptığı iş ise üyelikleri yapmayan ilçe örgütlerini by-pass yaparak internetten başvuru ile üye kayıtlarının önünü açmak. Ancak bu meseleyi çözmüyor. İlçe ve il başkanlarının kafalarını açmak gerekiyor. Taban örgütlerinin kontrol ederek değil büyüyerek yerel ve genel seçimlerde kazanılacak sandalye sayısının artmasına katkıda bulunması gerekiyor. Üye sayısının artması şunun için önemli: Üyelik, aidiyet getirir, üye her zaman olmasa da seçim zamanı aktifleşir ve etrafındaki seçmende, ilişki ağı içinde dalgalanma oluşturur. O yüzden CHP’nin kentlerde özellikle ikinci, üçüncü parti olduğu noktalarda ve özellikle kasaba ve köylerde, kırsal kesimde üye sayısını artırması; üyesi olmayan yerlerde üye bulması gerekiyor. Bir plan dahilinde yeni üye yapılırken özellikle partide olmayan toplumsal kesimler, kadınlar ve gençler önde tutulmalıdır. Üye yapısı çok yaşlı, o yüzden 18-30 yaş arası üye kaydı yaşamsal. İktidardaki AK Parti’nin 10 milyonu aşan üye sayısı CHP yetkililerine birşey anlatmıyor mu? Üstelik durmadan üye sayılarını artırmaya çalışıyorlar azmış gibi…. Biliyorum, iktidarın cezbedici gücü var ve insanlar iş bulmak için vb. nedenlerle iktidar partisine yöneliyor vb. Ancak yine de CHP özellikle ihtiyacı olan yerlerde tarama ve davet ile toplumun iyilerini kazanmaya, üye yapmaya ve böylelikle örgütünü de vasatın üzerine çıkarmaya çalışmalıdır. Şunu da biliyorum; Anadolu’da pekçok yerde gençler ve ebeveynleri gençlerin kamuya başvurmasında hatta özel sektörde iş bulmasında sıkıntı oluşturmasın diye CHP’ye üye olmaktan imtina ediyorlar. Yine de olabildiği kadar, hedef koyup bir plan dahilinde tarama-davet usulüyle CHP’nin üye sayısını artırması kaçınılmaz.

ÜLKE DESENİ-PARTİ DESENİ VE ÖZDEŞLEŞME DUYGUSU

Yalnız CHP’nin önemli bir sıkıntısı da üye-örgüt yönetimi ve temsil makamlarının (üst düzey yönetimler-milletvekili-belediye başkanı-belediye meclis üyeleri) ülkenin deseni ile arasındaki makas. Siyaset biliminin terminolojisi ile ifade edersek, “özdeşleşme duygusu” önemlidir ve her kesim layık olduğu şekilde ve ağırlıkta oralarda kendisini görmek ister. Daha açık ifade etmek gerekirse, CHP’de son dönemde, özellikle son 10 yılda bu makasın iyice açıldığı görülmektedir. CHP gibi kurucu, birinci parti iddiası, iktidar iddiası taşıyan bir partide hiçbir kesimin, grubun, aidiyetin adı konulmamış imtiyazı, hegemonik yönelimi hangi gerekçeyle olursa olsun kabul edilemez. Böylesi bir yapılanma maalesef AK Parti’nin iktidar ömrünü uzatmış, çünkü CHP’nin büyümesinin önünü tıkamıştır. CHP herkesin, her kesimin partisi olduğunu hissettirecek bir atılımı da üye sayısını artırırken başarabilmelidir. Kısacası yapısal bir reform-dönüşüm CHP’ye hava kadar, su kadar gerekli. Aksi takdirde değil MYK genel başkan da değişse parti daralmayı aşamaz. Biraz kıpırdar, o kadar…

Bakın yine SPD’den örnek vereyim: Eylül 2020’deki Almanya’daki genel seçimler öncesinde kamuoyu araştırma kuruluşlarının yaptığı anketlerde SPD ortalama yüzde 15 çıkıyordu. Oysa seçimlerde yüzde 25 oy aldı ve üç partili trafik lambası koalisyonunda başbakanlığı aldı. Çünkü, seçimden önceki bir yıl içinde SPD kendisini rektifiye etmiş, örgüt memnun olmuş ve seçimlerde aktif çalışarak partinin yapısal reformunu seçmene de anlatabilmişti. Anketler bunu ölçemeyince çuvallamıştı. Ne var ki yüzde 25,9 oy alınan 2011 seçimlerinden sonra CHP kurmayları 2014’ten sonra kronikleşen ve derinleşen yapısal sorunları, örgüt ve aday listelerinin ülke deseninden kopuşunu vb. küçümsediği gibi partinin kimliğini sarsıcı bir yönelimi benimsedi. Nitekim CHP sonraki periyotta; 2015 Haziran’da yüzde 24,95; 2015 Kasım’da yüzde 25,32; 2018’de yüzde 22,6; 2023’te 25,3 (4 parti ile birlikte; 4 parti yaklaşık yüzde 3 olsa, yüzde 22) seyretti.

100. YILA LAYIK BIR KURULTAY; GÜÇLÜ BİR CHP

CHP’nin olağan kurultayı hatırlatırım; 2023’te, yani CHP’nin ve kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. yıldönümünde gerçekleşecek. Bu yanıyla da kurultay tarihi bir kurultay olacak. CHP’nin kurucusuna mahcup olarak toplayacağı bu kurultayda hiç olmazsa bir dahaki seçimde iktidar sözü vermesi ve bunun içini kurultaydan başlayarak ivedilikle mutlaka doldurması gerekiyor artık. CHP’nin tek ve değişmez lideri ile gelip giden genel başkanları vardır. Bu gerçeği herkesin bilmesi gerekir. Gelip giden genel başkanların kurucu-ebedi lidere layık olması esastır.

Tüzük değişiklikleri yapılırken genel başkan adaylığı için delege imzası yüzde 5’e çekilmelidir. Adaylığın kolaylaştırılması partiye dinamizmi getirir. Keza, gençlik ve kadın kontenjanı ile BYKP dikkate alınarak PM üye sayısı en az 80’e, hatta 100’e çıkarılmalıdır. PM’nin olağanüstü toplantılar dışında ayda bir kez periyodik olarak toplanması da tüzük hükmü olmalıdır. Ulusal ve uluslararası düzeyde bir üretimi olmayan (siyaset ve sosyal bilimler alanında akademik tez, akademik yayınlarda referans olan telif eser vb.) kimseler BYKP’den aday yapılmamalıdır. Örneğin bir psikiyatr veya maden mühendisinin orada yapacak bir işi yoktur.

Çok sistematik olmasa da kurultay sürecine giren CHP’de tüzük, program ve yapısal reform ile kimlik meselelerine ilişkin “giriş” denebilecek yaklaşımlarla tartışma zeminine katkıda bulunmak istedim. Altını çizdiğim meselelerde fikri olan, idealist, kendinden ve kendi küçük grubundan çok ülkeyi ve CHP’yi düşünenlerin yönetime geldiği bir CHP’ye; güçlü, güvenilir, iddialı, donanımlı kadrolarla dolu bir CHP’ye Türkiye’nin ihtiyacı var. Ancak güçlü bir CHP laikliğin de, Cumhuriyetle gelen kazanımların da, aydınlanmanın da, Türkiye’nin çağdaş uygarlık yolundaki yürüyüşünün de güvencesi olabilir. Ancak güçlü bir CHP seçmenin güvenini kazanıp yeni hamleler yapabilir ve iktidarın kapısını yeniden çalabilir. Ancak üyeleriyle, seçmeniyle, halkla inatlaşmadan bilakis kulak vererek, köklü bir özeleştiri ile yürüyen bir CHP yeniden umut olabilir.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Trakya Haber