TRAKYA’DAN BAKARAK YENİ SİYASETİ ANLAMA KILAVUZU
Butlan darbesinin üzerinden beş ay geçti. “Biz söylemiştik” demek için değilse bile mottomuzun hakkını vermek için belirtmek gerekirse “Gelecek burada” diyeceğiniz tahliller yapmaya devam ediyoruz. Bu süre zarfında Trakya Politik’in yaptığı tahliller haklı çıktı. Hatta bazıları halen hayata bile geçmemiş ama hayata geçmesine kesin gözüyle bakılanlar bile var. Onlara da değinerek bir beyin fırtınası yapacağız. Kaçırmış olan varsa konuya dair arşiv niteliği kazanmış yazılarımızı okuduktan sonra da okumaya başlayabilir. Sıkı tutunun, başlıyoruz.
CHP’DE KOLTUK KAPMAYA ÇALIŞANLAR HAYAL GÖRÜYOR
CHP’deki butlan yönetimi toplumsal tepkilerin giderek sönümleneceğini hesaplamıştı. “Altı ok” markasını ve “Atatürk’ün partisi” patentini tepe tepe kullanarak insanları keriz yerine koyabilecek bir kolaycılıkla hareket etmeye alışmış “kadrolar” için bu tereyağından kıl çeker gibi kolay olacaktı. Ama bunun bu kadar kolay olmadığını defalarca yazdık, çizdik. Çünkü karşınızda AKP tabanı gibi kandırılmaya, hatta kendi kendini kandırmaya niyetli bir kitle yok. Ancak komik olan bir durum var. CHP’nin butlan koltuklarının kendisine çok iyi geldiğini düşünen ve bu tepki dinince CHP sayesinde bir şey olacağını sananlar çok yanılıyor. Bu haliyle bir yer kapmak şöyle dursun, torunlarının bile kendilerine lanet okuyacağı durumların içine giriyorlar.
Kayyım olarak atanan CHP Tekirdağ İl Başkanı Erdoğan Kaplan’ın yerel basına verdiği demeçte halen CHP milletvekili olan Cem Avşar ve İlhami Özcan Aygun’a serzenişte bulunması da parti içinde yaşanan krizleri bir güzel faş etmiş oldu. Aba altından gösterilen sopalarla butlan içinde tutulanların daha ne kadar bu eziyete katlanacakları merak konusu olmaya devam ediyor.
Ancak bu fırtına sona erdiğinde hiç kimse “Beni şununla tehdit ettiler, bana bunu dayattılar” ağlamasına başlamasın. İnsanların zindanlarda, itibar suikastlarında sınandığı bu süreçte bedel ödemek bu kadar zor olmamalıydı. Hiçbir şey yapamayacağını düşünen, kendini çaresiz hisseden biri bile en azından butlan koltuğundan kalkabilmeliydi. Acınacak bir durumdur yaşadıkları…
Acınacak halde olduğunu bilen butlancıların doldurdukları koltuklara oturmayı hak bayram zanneden yeni doldur boşaltçılar ise acınmaktan beter halde olacaklardır. Hiç kimse “Biz CHP’yi kurtarmak, düze çıkarmak istedik” yalanına sarılarak insanları enayi yerine koymaya çalışmasın. Yazının devamında buna değineceğiz.
VAHAP AKAY GİBİLERİN ÖNÜ DE, SONU DA BELLİDİR
Türkiye’de muhalefet son iki yılda başka partiden seçilip AKP’ye geçenlere yağan lanetle çalkalandı. Aydın’da Özlem Çerçioğlu’na duyulan öfkenin görev onayı anketlerinde yüzde 18’lere düşmesiyle ne boyutta olduğu çok rahat anlaşılabilir.
Trakya’daki en belirgin örnek olarak Çerkezköy Belediye Başkanı Vahap Akay, AKP’ye kapak atmaya çalışıyor ama farklı nedenlerden dolayı süreç uzuyordu. Çerkezköy Belediye Başkanı halkın tepkisinden çekindiği için kendini CHP’den kovdurmaya çalışmış, açık açık bunun çağrısını yapmıştı. Bunu başaramadı. Üstüne üstlük, CHP’ye butlan darbesi yapılıp Faik Bey’in iki yıl önce bahsettiği gibi CHP kendilerine kalınca da bunun hiçbir kıymeti kalmadı. Çünkü CHP, ona sahip çıkan kitleler tarafından lanetli bir hale geldi.
Bu esnada Yeni Parti’nin doğumu gerçekleşti. Akay buraya geçebilmeyi eminiz ki çok isterdi. Ancak bir yıldır AKP ile sürdürdüğü süreç kritik noktalara varmıştı. Son tahlilde herkes “Paşalar gibi hapis yatarım” ve hatta “Arkadaşlarım zindandayken tahliyemi talep edemem” diye Fatma Kaplan Hürriyet kadar delikanlı olamayabiliyor. Trakya Politik bunun böyle olduğunu 2023 yılından beri yazıyor. Akay resmen AKP rozeti taktı da sıkı takipçilerimizi bile anca inandırabildik.
Akay bu saatten sonra siyaset sahnesinde ne yapsa boşunadır. Bunun neden böyle olduğuysa kendisinin pek de önemli olmayan varlığından çok daha karmaşık siyasi ve sosyolojik durumlarla açıklanabilir.
CHP’DE İKİNCİ OPERASYON SİNYALİ
Tarih sahnesinde çok kötü bir pozisyona düşen Kılıçdaroğlu ve yardakçıları belki de “hain” damgası yemenin bile ötesinde bir vahametle ne kadar beceriksiz olduklarını da gözler önüne sermiş bulundular. Durumu yönetmek şöyle dursun, giderek daha tuhaf hallere giren Kemal Bey ve ekibi artık nefret objesi olmanın da bir adım ötesindeler. Örneğin Yıldırım Kaya gibi butlanın antipatik bir figürünün, Nasuh Mitap’ın mezarını ziyaret ederek hamaset yapmasının üstünden sadece bir ay geçmişken, Kemal Kılıçdaroğlu’na kızının düğün davetiyesini getiren Yusuf Tekin’i genel merkez önünde karşılayarak kucaklaşması, öpüşmesi, koklaşması herhalde insan aklının alamayacağı türden kıvırmalardır. Yıldırım Kaya’da zerre kadar yürek varsa bu yıl 8 Kasım’da yapılacak Nasuh Mitap anmasına gelir mesela… Sizce buna yüreği yeter mi?
Kılıçdaroğlu başta olmak üzere, butlan CHP’sinde kalan herkesin Yıldırım Kaya’dan hiçbir farkı yoktur. Yine Kemal Kılıçdaroğlu başta olmak üzere butlanı savunabilecek karakterde olan herkesin AKP ile girdiği “aşk ilişkisi” kabak gibi ortaya serilmiştir. Faik Bey, kendisine NATO yollarını açan iktidarla elbette kötü olmak istemez. Öztrak bu yüzden Tekirdağ’da halen kendi emrinde olan bazı belediye başkanları ve milletvekillerini paspas gibi iktidarın önüne sermekten de çekinmiyor. Bakmayın siz iktidar medyasının Faik Bey’e laf söylemesine… O mesele, iktidarın kendi içindeki bunalımlarında doğru düzgün argüman üretememesindendir. Yoksa butlan kararının ilan edilmesinden bir gün önce söylediğimiz gibi “Faik Öztrak müesses nizamın koçbaşıdır.”
Ancak başka bir mesele daha var. İktidar bu beceriksiz ve “hain” damgası yemiş CHP yönetiminin baraj altında kalacak olmasından ve Yeni Parti’yi bölememesinden oldukça rahatsız. Bu yüzden seçimden önce Kılıçdaroğlu ve avanelerinin CHP’nin başından uzaklaştırılarak en azından barajı aşma umudu yaratabilecek birilerinin CHP’nin başına geçirildiğini görmemiz kuvvetle muhtemeldir. Bunun için en elverişli aday, kolay popülizmle klasik CHP kitlesini etkileyebilen Muharrem İnce olarak görünüyor. İnce de bu işe başından beri pek teşnedir.
KLASİK CHP KİTLESİ “BUTLAN BİTTİ” OYUNUNU YER Mİ?
Başlıktaki soru cümlesine hızlı bir yanıt vermek gerekirse şöyle denebilir: İkinci butlancıların en büyük temennisi budur. Esasen “Butlan CHP’si”ne yeni atanacaklar Kemal Bey’den daha az avantajlıdır denemez. Ancak ufak bir sorun var: Hayvan terli, yemez!
Osmanlı döneminde asker maaşını alamayınca, atları sefer üzerindeki bir nehir kıyısına bağlar, beklermiş. Neden hareket etmediklerini soran yönetim kademesine de hayvanların aç olduğunu söylerlermiş. Yem getirilince de yemi yemeyen tok hayvanlar için “hayvan terli, ondan yemiyor” denirmiş. “Hayvan terli” deyimi de buradan geliyor.
Muharrem İnce’nin asla güvenilmez bir karakter olduğunu daha önceleri de yazmıştık. Muharrem Bey sağ olsun, butlan sürecindeki sel önünden kütük kapma sevdasıyla bizi bir kez daha doğrulamış oldu. Aslında İnce, Yeni Parti için turşu benzetmesini yapmasa kendisine ikinci butlancılık görevi tevdi edildiğinde sanıldığından daha başarılı bile olabilirdi. Ancak heyecanlı davrandı ve kuşatılmış CHP içindeki rolünü de açık etmiş oldu. Dolayısıyla Kılıçdaroğlu gibi beceriksiz birinden daha fazla oy alacağı kesin olsa da kendi siyasi hayatını tamamen bitirmek ve sonsuza kadar lanetlenmekten başka bir şeye hizmet etmiş olmayacaktır.
CHP NASIL VE NE ZAMAN GÜVENİLİR HALE GELİR?
Sorunun yanıtı aslında çok basit ve kısa. Türkiye’de çeyrek asırlık AKP iktidarı sona ermeden CHP asla güvenilir bir liman haline gelemez. Bunu görmek için âlim olmaya gerek yok. Uzun vadede bir öngörüde bulunmak gerekirse bu travmanın ülkede yaşadığımız bu karabasan sona erdikten sonra da dinmesi pek mümkün görünmüyor. İnsanlar ileride her şey iyi giderken bile suçu CHP’ye atma kolaycılığını seçecekler. CHP’yi işbirlikçi konumuna getirmiş olanlar bu travmayla ne kadar övünseler azdır. Çünkü tıpkı Allah’la aldatır gibi insanları Atatürk’le aldatıyor olmanın bu kadar kolay olmaması gerekiyordu.
KENDİ DERDİNE DÜŞMÜŞ BİR İKTİDAR PARTİSİ
Gelelim Adalet ve Kalkınma Partisi cenahına… Başka ve daha geniş bir yazının konusu olmakla birlikte Türkiye’de son süreçte yaşanan fon vurgunu AKP’nin başını sanılandan daha fazla ağrıtacağa benziyor. Çünkü yaşanan depremin şiddeti ve etkileri bizim görebileceğimizden çok daha büyük. Ve depremin merkez üssü tam da AKP Genel Merkezinin altındaki fay hattı! Dolayısıyla AKP kendi derdine düşmüş durumdadır. Yönetemediği ülkede gazetecileri, siyasileri, isyan potansiyeli her daim güçlü olan öğrencileri tutuklamakla kurtarılacak bir zevahir de kalmamıştır.
Bu bağlamda bir önceki yazıda yer alan tahlilde belirttiğimiz muhalefete olan baskının artırılacağı gerçeği de bu sebepten dolayı hız kesmek zorunda kalabilir. İktidar, muhalefet partisi belediye başkanlarını tutuklayarak bırakın kamuoyu yaratmayı, gündem bile değiştiremez hale gelmiştir. Üstelik haksız hukuksuz yapılan tutuklamalar insanları korutmak şöyle dursun, her geçen gün korku duvarının biraz daha yıkılmasına neden oluyor.
SAMİMİ MÜTEDEYYİNLER ELİNİ ETEĞİNİ ÇEKİYOR
Erdemliler Hareketi olarak başlayan bir siyasi çıkışın, en nihayetinde görgüsüz, fütursuz, hodbin bir siyasal İslamcı pratiğe dönüşmesi en çok Adalet ve Kalkınma Partisi içerisindeki “Bir lokma, bir hırka” felsefesinden başka bir niyeti olmayan mütedeyyin kesimi üzdü. Bu üzüntünün ne anlama geldiğini 2024 Yerel Seçimlerinde CHP’nin birinci parti olmasıyla yaşamıştık. AKP elitleri kendi kemik tabanlarını kandırmış ve helak etmiş olmanın bedelini iktidardan düşmekle ödeyecek bir noktaya geldi.
Bu noktada iki yönlü süren taktiğin ikisi de çöptür. “Ya bize katıl, ya hapse atıl” seçeneğiyle karşı karşıya bırakılan muhalefet aktörlerinin hapse atıldıkça kahramanlaştığını önümüzdeki süreçte daha fazla yaşayarak göreceğiz. İktidara yamananların uğradığı lanetten de yazının başında bahsetmiştik. Peki ya bu doktrini iktidar partisine dayatanların akıbeti ne olacak?
Bagajı olan ve CHP’nin çürük elması olarak nitelenmeye başlanmış kişilerin AKP’ye katılması, iktidar partisine ne kazandıracak? Nicelik olarak büyüyormuş gibi görünen iktidar, bu tercihle heybesini çürük turplarla doldurmaya devam ederse, heybenin içinde kokuşmayan tek bir malzeme kalmaz. Bunu görenler kurucusu oldukları, belki de onlarca yıldır destekledikleri Adalet ve Kalkınma Partisi’nden ellerini usulca çekiyorlar.
YENİ BİR SİYASETİN ZEMİNİ AÇILIYOR
Tüm bunlar olurken halk olan biteni çok yakından takip ediyor. Bu bağlamda gerçekler gizlenemeyecek derecede ayyuka çıkmış halde, ortaya saçılmış olarak duruyor. İnsanların bu denli yoksullaştığı, halkın alım gücünün bu denli küçüldüğü bir ülkeyle son çeyrek asırda bu kadar yakıcı biçimde karşı karşıya gelmemiştir. Bütün bunlar neden kaynaklanıyor? Elbette yolsuzlukların çokluğundan…
Yeni Parti işte böyle bir zeminde siyasi hayatına başladı. İnsanların zindanlarda inim inim inlediği bir zeminde siyasi hayata başlamak kolay olmasa da ülke adına umut vericidir. Çünkü bu yolsuzluk düzeninin son bulması elzemdir. En son ortada soyulacak bir şey kalmayınca, fonlar üzerinden yandaşların aslında çoğunlukla birbirini soyduğu bir sistemle karşı karşıya kaldık. Bu sürdürülebilir bir ekonomik durum değildir. Dolayısıyla yeni bir siyasetin zemini de zaten açılmak zorundaydı. Öyle de oluyor.
DOĞRU, ARINMA BUTLANLA BAŞLADI
Düzen siyaseti diye adlandırdığımız sistem arınmak zorundadır. Ancak bu arınma elbette butlanın kucağına oturur oturmaz Osmanlı hikâyesi anlatmaya başlayan Kılıçdaroğlu ile olmayacaktır. Tam tersine butlanda kalanlar köhnemiş bu sistemin baş aktörleridir. Bir süre sonra belgeler havalarda uçuşabilir. Kimin kimden kaç milyon aldığını, kaç milyon verdiğini ziyadesiyle görebilir, takip etmekte zorluk çekecek olabiliriz. Yoksa yolsuzluk ilişkilerini salt Sayıştay raporlarında arayacak kadar saf olmaktan herkes çoktan vazgeçmiştir. Gazetecilerin bulguları kahir ekseriyetle devletin denetim mekanizmalarından daha etkin olduğu için bugün onlarca gazeteci tutuklu bulunuyor.
Yeni politika, siyasetten para kazanmamış, kazanmamaya yeminli insanlar tarafından yürütülmelidir. İyi insan olmak temel kriterdir. İnsanlar bu yüzden Özgür Özel’in peşini bırakmıyor. Özgür Özel’in içinde öldürmeye kıyamadığı “devrimci bir ergen” ruhu olduğu her şeyiyle kendini ele veren en bariz özelliği. İnsanların Özgür Özel’in şahsında Yeni Parti’ye bu kadar güvenmelerinin de nedeni budur. Yeni Parti arınmak değil, kirlenmemek üzerine kırmızı çizgiler oluşturmalıdır. Parti denen kavram bu yüzden vardır.
DÜNYAYA TRAKYA’DAN BAKINCA, TRAKYA’YA DÜNYADAN BAKINCA
Tüm ülke gibi Trakya’da da yeni siyasetin ayak izleri kendini belli etmeye başlıyor. Kuşkusuz hastalıklı tutum ve alışkanlıkların da bu yeni hayatta kendini gösteriyor oluşu zaman zaman doğum sancıları yaratıyor. Ancak bu yeni siyasi çerçeve içinde siyasetin yeni zeminin delege ağalığı, siyaseti zenginleşme aracı olarak görme, ego tatmini gibi çocukluk hastalıklarına taviz verilmeyeceği de açıktır.
Bu konuda kendi mücadele pratiğiyle doğal önder haline dönüşen siyasi aktörler ön açmaya devam ediyor. Örneğin Candan Yüceer, Trakya için bu doğal önderlerin başında geliyor. Para pul ilişkilerine tamah etmeyen, zaten buna ihtiyacı da olmayan birinin varlığı yeni siyasetin inandırıcılığını da artırıyor. “Çocuklarıma onurlu bir mücadele geçmişinden daha kıymetli ne bırakabilirim ki…” düşüncesi tüm dünyayı doğruya taşıyabilecek yegâne gerçek olarak geleceğimizi şekillendirecek. Siyasette bagajı olmamak, eyvallahı olmamayı da beraberinde getiriyor. Bunun yerine akılla, vicdanla, sorumluluk duygusuyla, yurt ve toplum sevgisiyle dolu bir yürek beraberinde pırıl pırıl bir aklı da beraberinde getiriyor. Dünyada bugün yine kabaran eşitlik ve adalet hareketlerine Trakya’dan bakınca böylesi örnekler görmek insana umut aşılıyor.
YARIŞSALAR GEÇEMEZLER, ÖLDÜRSELER YENEMEZLER
Devrimci dönüşümler insanlık tarihinde her ne kadar romantizme şans verme lüksüne sahip olmasa da bu uğurda mücadele edenlerin romantik insanlar olduğu en somut gerçekliğimiz olarak önümüzde durmaya devam ediyor.
Öyle ya, fon vurgununda tokatlanan paranın büyüklüğü hepimizin matematik algısını da yerle bir etti. İktidar elitleri içerisinde fon vurgunundan aldığı pay “devede kulak” olarak nitelendiren Fatma Betül Sayan Kaya’nın sadece 5 ayda tokatladığı para 2 milyar lira. Söylerken aradaki 2 rakamı ne kadar kolay telaffuz ediliyor değil mi? 2 milyarın aylık faizi 80 milyon, 80 milyonun aylık faizi 2,4 milyon, 2,4 milyonun aylık faizi ise 72 bin lira ediyor. Yani 3 tane elleri öpülesi emeklinin aylık maaşı, Fatma Hanım’ın tokatladığı paranın aylık faizinin, faizinin, faizi kadar bile etmiyor. Yine kafanız karıştı değil mi? Daha kestirmeden anlatalım. Fatma Hanım 5 ayda vurduğu parayla aylık 100 bin emeklinin maaşını almış. “Devede kulak” olan Fatma Hanım’dan bahsediyoruz.
Hal böyleyken teyzesinin evinde kirada oturduğunu beyan eden Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı Hakan Bahçetepe’den hırsız ve vurguncu çıkartılacak öyle mi?
Cüzden ve vicdan arasındaki çizgi tarihin doğru tarafında safını belli edecek. Bu karabasan dindiğinde her ne tarafta olursa olsun, her kim olursa olsun cüzdanını doldurmak için takla atan ucuz kasaba kurnazlarıyla vicdanını terk etmeyenlerin onuru arasındaki fark gelecek nesillere bırakılacak en büyük miras olacaktır.
Tarih hepsini kendi defterine not ediyor. Öyle mi sanıyorsunuz? Zindanda çile çektirilen insanlar boşuna mı hapis yatıyor sanıyorsunuz? Bu yüzden iyi ve kötü arasındaki amansız rekabete göz atınca iyi adına söylenecek te “Yarışsanız geçemezsiniz, öldürseniz yenemezsiniz!”
İnsanlık böyle büyük bir iddiayı yüzyıllardır ruhunda taşımaya devam ediyor.
